Turkish words: B
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- buluş
- buluş belgesi
- buluş. brain fever beyin humması. brainpan kafatası. brainsick deli
- buluşları olan
- buluşma
- buluşma yeri
- buluşmak
- bulvar
- bulüz
- bumba
- bumbar
- bumerang
- bun
- bun dan başka
- buna ait
- buna benzer alabalık
- buna benzer herhangi bir ses.
- buna benzer ses
- buna benzer yağmurluk.
- buna benzeyen ince deri veya bez.
- buna ilaveten
- buna ilâveten. farthermost en uzak
- buna karşın
- buna rağmen
- buna rağmen.
- bunak
- bunak.
- bunaklık
- bunalgı sıcaklığı
- bunaltmak
- bunaltı
- bunaltıcı
- bunaltıcı bir şekilde. oppressiveness sıkıcılık
- bunaltıcı.
- bunaltıcı. oppressively zulmederek
- bunalım
- bunalımlı
- bunama
- bunamak
- bunda
- bundan
- bundan başka
- bundan başka. as much again bir misli daha. now and again ara sıra
- bundan başka. split one' sides gülmekten katılmak. take sides taraf tutmak.
- bundan böyle
- bundan dolayı
- bundan dolayı.
- bundan fazla
- bundan korkarak
- bundan sonra.
- bundan sonra. a month hence bundan bir ay sonra.
- bungalov
- bunlar
- bunlara benzer birkaç sarı kuş .
- bunlara viski katılarak meydana gelen içki.
- bunların kabuğundan yapılan kap veya maşrapa. bitter gourd hanzal
- bunların oturduğu semt. tin plate teneke kaplı çelik
- bunlu
- bunluk
- bunsen lambasında fitil yanmadan gazın tutuşması
- bunu evde denemeyin.
- bunu kaça verirsiniz?
- bunu taklit eden oyun. fox glove yüksükotu
- Bunun cezasını göreceksiniz. Bir gün göreceksiniz.
- bunun gibi
- bunun gibi.
- bunun için
- bunun üzerine değil
- bununla beraber
- bununla beraber. as yet şimdiye kadar. just yet hemen
- bununla birlikte
- buprenorfin
- bura
- burada
- burada İngilizce bilen kimse var mı?
- burada yapılan beyaz şarap
- burada yapılan bir şarap.
- burada yapılan şarap.
- buradan
- Burak
- buram buram .
- buram buram tütmek
- burası
- buraya
- buraya doğru
- buraya mahsus tatlı misket üzümü.
- buraya sık gelir misin?
- buraya sık gelir misiniz?
- burağan
- burcu
- Burdur
- Burgaz
- burgaç
- Burgenland
- burger
- Burgonya
- burgu
- burgu aynası. chuck wagon içinde kovboylara yemek hazırlanan araba.
- burgu makarna
- burgu veya matkap ile delmek oymak
- burgulamak
- burhan
- Burhancılık
- burito
- burjuva
- burjuvaca
- burjuvazi
- burjuvazi.
- burka
- Burkina Faso
- Burkina Fasolu
- burkmak
- burku
- burkulma
- burkulma. sprain fracture burkulma sonucunda bir kemik parçasıyle beraber veterin kemikten kopması.
- burkulmak
- burkulup incinme
- burkutarak koparmak
- burkutma
- burkutmak
- burkutuş
- burlesk
- burma
- Burmaca
- burmak
- burmalı ekmek
- burnu büyümek. hang veya hide one's head utanmak
- burnundan fitil fitil gelmek. pay up borcunu ödemek.
- burnundan solumak
- burnunu her işe sokan. busy signal meşgul işareti. busybody herkesin işine burnunu sokan kimse.
- burnunu sokmak
- burnunu sokmak. rest on one' oars bir süre dinlenmek
- burnunu çekmek
- burrito
- burs
- burs .
- Bursa
- buruk
- buruk sevinç
- burukluk
- burulma
- burulmak
- burulmuş
- burum
- burun
- burun bükme.
- burun deliği
- burun deliği.
- burun denize uzanan burun
- burun gibi çıkıntılı yer veya şey
- burun ile dokunmak veya burnu sürmek
- burun kanaması.
- burun kıvırmak
- burun otu
- burun sesi
- burun şekli vermek
- burun. The Cape
- buruna ait
- buruna çekme.
- buruna çekmek
- Burundi
- Burundi Cumhuriyeti
- Burundili
- burunlu
- burunluk
- burunotu enfiye
- burunsak
- burunsalık
- buruş
- buruşmak
- buruşturmak
- buruşturmak. screw bolt vidalı cıvata. screw down vida ile sıkıştırmak
- buruşuk
- buruşukluk
- Buryatça
- burç
- burç.
- burç: kale
- burçak
- burçlar kuşağı
- burçlar kuşağının alameti olan şekil. signs of the zodiac 12 burç.
- buse
- but
- but my hands are tied. Yardım etmeyi arzu ederdim
- but now he' had it. Senelerdir beni aldatıyordu
- but with his money he should worry. Ağır para cezasına çarptırıldı
- but I can't come. Özür dilerim
- but. thigh'bone uyluk kemiği
- Butan
- Butan Krallığı
- butik
- butik.
- butlan
- buton
- buttonwood çınar ağacı. on the button tam. buttony çok düğmeli.
- butun eşya ile. hold the bag kabak başında patlamak
- butün
- butünüyle
- butünüyle. completeness bütünlük
- buut
- buydurma
- buyruk
- buyruk altındaki. subject to idaresi altında
- buyrukçuluk
- buyruldu
- buyrultu
- buyu
- buyur
- buyuran kimse. in charse of ile yükümlü
- buyurma
- buyurmak
- buyuru
- buyurucu
- buyurun
- buyücü kadın
- buyük
- buyük boy kâğıt.
- buyük çağlayan
- buyüleyici şey
- buyütmek
- buz
- buz adası
- buz bağlamak
- buz dalgıcı
- buz dansı
- buz dağı
- buz dağının görünen kısmı
- buz devrine ait
- buz fabrikası
- buz gibi
- buz haline getirmek
- buz hokeyi
- buz hokeyinde kullanılan lastik disk.
- buz kesilmek
- buz kesilmiş
- buz küpü
- buz kütlesi
- buz nalçası. ice field denizde yüzen büyük buz kitlesi. ice floe denizde yüzen ufak buz kitlesi
- buz otu
- buz pateni
- buz salkımı.
- buz sarkıtı
- buz saçağı
- buz torbası
- buz torbası. ice pick buz kıracağı. ice plant buzhane
- buz tutmak
- buz tutmak. frost line toprağın azami buz tutma derinliği.
- buz tutmuş
- buz yalağı
- buz çiçeği