LexiTurk← Dictionary

Turkish words: B

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • bu saati bildiren çan sesi.
  • bu saldırılarda kullanılan araç
  • bu sebeple
  • bu sebeple.
  • bu sebepten
  • bu sefer.
  • bu sesi
  • bu sesi çıkarmak
  • bu sesle şarkı söyleyen.
  • bu seçit meyvayı toplamak. hound' berry tilki üzümü
  • bu suretle
  • bu suretle ceza vermek. do penance kefaret olarak ceza çekmek.
  • bu suretle toplanan asker veya para
  • bu suretle vakfedilen mülk.
  • bu sözcük nasıl söyleniyor
  • bu sıfatla
  • bu sınıftaki öğrenciler. home rule muhtariyet
  • bu sınırın içinde kalan bölge.
  • bu tarihlerde biten sekiz günlük muddet.
  • bu tarikata bağlı kimse.
  • bu taşlarla döşemek. flagstone iri ve yassı kaldırım taşı.
  • bu teoriye inanma. evolutionist evrim teorisi taraftarı
  • bu tohumdan çıkanlan ince yağ
  • bu topla oynanan oyun.
  • bu tren nereye gider
  • bu tür bir ünlem
  • bu tür konulu roman veya oyun.
  • bu tüyden dokunmuş kumaş.
  • bu usluba ait
  • bu usule göre vermek. lend itself veya oneself to yardım etmek
  • bu uzunluğu ölçme aleti
  • bu vesile ile
  • bu veya şu sebepten
  • bu veçhile
  • bu yünden dokunmuş kumaş veya şal
  • bu yüzden
  • bu yıl
  • bu zamandan
  • bu çarşamba
  • bu çeyrek
  • bu çeşit ağaç büyütme sanatı.
  • bu çiçeğin boya maddesi veya ilaç olarak kullanılan tohumlan
  • bu çukurda bulunan çakıl
  • bu ırka mensup kimse.
  • bu şartlar altında. two acres under corn mısır ekilmiş sekiz dönümlük arazi.
  • bu şehir halkından biri.
  • bu şekilde eser telif etmek
  • bu şekilde meyilli duvar.
  • bu şekilde yapılan herhangi bir iş veya davranış.
  • bu şekildeki herhangi bir cisim
  • buat
  • buağacın kabuğundan yapılan sarımtırak kahve-rengi boya.
  • bubi tuzağı
  • bucak
  • Buckingham Sarayı
  • Buda
  • Buda dini. Buddhist Budist
  • Buda dinine inanan kimse.
  • budak
  • budaklanmak
  • budaklı
  • budala
  • budala kimse
  • budala kimse.
  • budala kimse. simple fraction bayağı kesir. simple fracture basit kırık. simple hearted saf yürekli
  • budala mevkiine düşürmek. play the fool maskara olmak
  • budala veya sersem kimse
  • budala çocuk
  • budala.
  • budala. dumbbell jimnastik güllesi
  • budalaca
  • budalaca hareket etmek
  • budalaca. foolishly akılslzca
  • budalalık
  • budalalık.
  • budama
  • budamak
  • Budapeşte
  • Budapeşte.
  • Budapeşteli
  • Budist
  • Budizm
  • budun
  • budun bilimi
  • budunbetim
  • budunbilim. ethnoloq'ical etnolojik. ethnolosl'ically etnolojik olarak. ethnologist etnolog.
  • Buduncu
  • Buenos Aires
  • Buenos Aires.
  • bufalo
  • bug
  • Bugenvillea kargası
  • Buginezce
  • bugün
  • bugün kullandığımız rakamlar.
  • bugünkü
  • bugünlerde
  • bugünün işini yarına bırakma
  • buhar
  • buhar basıncı
  • buhar haline getirmek
  • buhar ile kurutulmuş çay. green thumb çiçekleri iyi yetiştirebilme kabiliyeti. reen vitriol demir sulfatı
  • buhar kazanı
  • buhar makinesi
  • buhar olabilen
  • buhar olup uçmak
  • buhar salıvermek
  • buhar ve koku hâlinde çıkmak
  • buhar veya buğu yaymak
  • buhar çıkarmak
  • buhar.
  • Buhara
  • buharda pişirmek
  • Buhari
  • buharla yemek pişirmeye veya eşya yıkamaya mahsus kap
  • buharlaşabilen
  • buharlaşma
  • buharlaşmak
  • buharlaştırmak
  • buharlı
  • buharlı gemi
  • buharlı lokomotif
  • buharlı tren
  • buhran
  • buhran devresi
  • buhrana sebep olmak. from head to foot baştan başa
  • buhranlı
  • buhranlı an
  • buhranlı devre. go on the stage tiyatroya girmek
  • buhranlı devreye ait.
  • buhranlı devreye ait. climacter'ical buhranlı
  • buhranlı nokta
  • buhranlı vahim
  • buhranlı yaş devresi
  • buhtan etmek.
  • buhur
  • buhur yakmak
  • buhurcu
  • buhurdan
  • buhurdanlık
  • buji
  • bukalemun
  • bukağı
  • bukağı vurmak
  • bukağılamak
  • bukağılamak.
  • bukağılık
  • buket
  • bukle
  • bukleli
  • bukmek
  • bukulmuş
  • bukülmek
  • bukülmüş
  • bulak
  • bulamak
  • bulamamak
  • bulamaç
  • bulan kimse.
  • bulan şey veya kimse
  • bulandırmak
  • bulandırmak.
  • bulandırmak: kararmak
  • bulandırmak: sıkmak: başını ağrıtmak
  • bulandırıcı
  • bulanik
  • bulanmak
  • bulantı
  • bulantılı
  • bulanık
  • bulanık mantık
  • bulanık olarak. dimness donukluk
  • bulanık. mistiness sis.
  • bulanık. murkiness karanlık oluş
  • bulanıklaştırmak
  • bulanıklık
  • bulanıklık. blurry bulanık.
  • bulaşkan
  • bulaşlcı bir hastalığa karşı baglşıklığı olan kimse.
  • bulaşlcı hastalığa karşı muafiyet
  • bulaşma
  • bulaşmak
  • bulaştırma
  • bulaştırmak
  • bulaştırıcı
  • bulaşıcı
  • bulaşıcı hastalık
  • bulaşıcı illetten muaf
  • bulaşıcı. the takings ele geçen para. takingly alıcı tavırla
  • bulaşıcılık
  • bulaşık
  • bulaşık bezi
  • bulaşık deterjanı
  • bulaşık makinesi
  • bulaşık suyu
  • bulaşık yıkama makinesi. dish water bulaşık suyu. dull as dishwater can sıkıcı
  • bulaşık. griminess pislik
  • bulaşıkları yıkamak
  • bulaşıkçı
  • bulașık
  • bulbus
  • buldok
  • buldozer
  • buldum
  • Bulgan
  • Bulgar
  • Bulgarca
  • Bulgaristan
  • Bulgaristan Cumhuriyeti
  • Bulgaristan'a ait.
  • Bulgaristan.
  • Bulgaristanlı
  • Bulgarlık
  • bulgu
  • bulgur
  • bulgusal
  • bulli
  • bulma
  • bulma.
  • bulmaca
  • bulmak
  • bulmak.
  • bulmak. securely emniyetle
  • Bulu
  • bulucu
  • bulunabilir
  • bulunan. existen'tial var olan
  • bulunma
  • bulunma durumu
  • bulunma hâli
  • bulunmak
  • bulunmak. turn upside down altüst etmek veya olmak
  • bulunmamak.
  • bulunmayış
  • bulunmaz Hint kumaşı
  • bulunmuş şey
  • buluntu
  • bulunulan yer
  • bulunur
  • bulunur accessibil'ity yanına gitme imkânı
  • bulup vermek
  • bulut
  • bulut bilişim
  • bulutla kaplamak
  • bulutlanmak
  • bulutlarla ilgili
  • bulutlarla kaplı
  • bulutlu
  • bulutsuz
  • buluğ
← PreviousPage 23 of 27Next →