Turkish words: B
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- boşaltım
- boşaltım sistemi
- boşaltım yapmak
- boşaltım. excre'tive
- boşaltıp temizlemek. clear the air işleri düzeltmek
- boşama
- boşamak
- boşandıktan veya dul kaldıktan sonra yeniden evlenmek.
- boşandım
- boşanma
- boşanma.
- boşanmak
- boşanmış
- boşay
- boşboğaz
- boşboğaz kimse
- boşboğaz kimse. blabber
- boşboğazlık
- boşboğazlık etmek
- boşboğazlık etmek.
- boşlakırdı
- boşluk
- boşluk .
- boşluk meydana getirmek
- boşlukla ilgili
- Boşnak
- Boşnak Soykırımı
- Boşnak.
- Boşnaklık
- Boşnakça
- boşta
- boşta gezen
- boşta gezen.
- boşta çalışmak
- boşta. the whole works hepsi.
- boşuna
- boşuna geçirmek
- boşuna harcamak
- boşuna sarfetmek
- boşuna teşebbüs go on an errand
- boşuna uğraşma
- boşuna uğraşmak.
- boşuna vakit geçirmek
- boşuna. to avail oneself of yararlanmak
- boşver
- boşverci
- brahman çaylağı
- Braille
- brakisefal
- branda
- branda bezi.
- Brandenburg
- Brandt dağ çütresi
- branş
- Brasilia
- Brasilia.
- brass band bando
- Brasília
- Bratislava
- Bratislava Bölgesi
- bravo
- Bravo ! Yaşa ! hear of
- breadthwisez enine
- Brehm kaplan papağanı
- Brejnev
- brendi bardağı
- Brent, Londra
- Bretanya.
- Breton
- Bretonca
- Bretonya
- Brezilya
- Brezilya Federal Cumhuriyeti
- Brezilya ile ilgili.
- Brezilya Portekizcesi
- Brezilya. Brazil nut Brezilya kestanesi. Brazilian Brezilyalı
- Brezilyalı
- Brezilyalı, Brezilya
- brifing
- brifingler
- brik
- briket
- Brindisi ili
- bring round kandırmak
- bring suit dava etmek. bring around
- Brisbane
- brit
- brit mila
- Britanya
- Britanya Hint Okyanusu Toprakları
- Britanya İmparatorluğu
- Britanya imparatorluğunda oturan kimse.
- Britanya İngilizcesi
- Britanya Virjin Adaları
- Britanya'ya ait
- Britanyalı. Britisher ingiliz.
- briyantin
- briç
- briç oyununda ilk konan kağıt veya ilk oynayacak olan kimse. have a big lead çok önde olmak
- briçte her eli kazanma
- Brno
- brokar
- broke
- broker
- brokoli
- brom
- bromhidrik
- bromür
- bronkoraji
- bronkore
- bronkosel
- bronkoskopi
- bronkospazm
- bronkostenoz
- bronkotomi
- bronz
- bronz kanatlı jasana
- bronz madalya
- bronz rengi
- bronzdan yapılmlş sanat eseri.
- bronzla kaplamak
- bronzlatmak
- bronzlaşma
- bronzlaşmak
- bronş
- bronşit
- brovni
- browni
- brownie
- broş
- broş iğnesi
- broşet
- broşür
- broşür.
- Bruney
- Bruneyli
- Bryansk
- Bröton
- Brüksel
- Brüksel Başkent Bölgesi
- Brüksel danteli. point lace igne ile işlenen dantel
- Brüksel lahanası
- brüt
- brüt ağırlık
- brüt gelir
- brıçka.
- BSAH
- BT
- bu
- bu agacın meyvasu.
- bu akşam.
- bu alfabeye ait veya bu alfabe ile yazılı olan.
- bu anda
- bu arada
- bu ay
- bu ağacm tohumu
- bu ağacın cevizi
- bu ağacın hoş kokulu tohumu.
- bu ağacın kerestesi
- bu ağacın tahtası. Scotch fir
- bu ağaçların keresteleri .
- bu ağaçların tahtası. cedar of Lebanon Lübnan selvisi
- bu ağaçtan yapılmış falaka değneği
- bu balta ile vurup ölüdürmek. bury the tomahawk savaştan vazgeçmek
- bu bezle ilgili.adrenal glantl böbrek ustu bezi.
- bu bir tatbikat değildir
- bu bitkiden alınan lavanta
- bu bitkinin yaprakları ve sapları yenen ve göbek vermeyen bir çeşidi.
- bu bozukluğun meydana getirdiği yanlış
- bu cemiyetlere ait binalar.
- bu cihazın içinde bulunduğu bina.
- bu cihetle
- bu cuma
- bu cumartesi
- bu da geçer
- bu daireye mensup memurlar
- bu dakika
- bu damarların düzen lenişi
- bu dansa ait havalar
- bu dansın müziği
- bu dansın müziği.
- bu dansın müziği. Virginia reel Amerika'ya mahsus meşhur bir dans.
- bu demirle kırmak
- bu denekle sopa atmak.
- bu dereceye kadar. thus'ly böylece.
- bu deriden yapılmış
- bu devlet ordusunun mensubu.
- bu değeri taşıyan sikke.
- bu dillerden birisini konuşana ait.
- bu durumda. for all that buna rağmen. so that ki
- bu dünyada
- bu eğri
- bu fasulyeden yapılan sos.
- bu fidanın yemişleri
- bu gece
- bu gibi çanlarla çalınan melodi.
- bu gidişle
- bu gruba mensup kimse
- bu gönderilmenin gayesi
- bu günde gönderilen aşk belirtisi kart.
- bu günlerde
- bu hafta
- bu halde olan kimse veya şey.
- bu hassaları haiz kimse.
- bu hastalıklardan birine yakalanmak.
- bu hayatta. here and there şurada burada
- bu hayvanların erkeği
- bu hayvanın derisi. crocodile tears yalancıktan ağlama.
- bu hayvanın kürkü
- bu imtiyaz veya muafiyetin geçerli olduğu yer
- bu işe mahsus portatif ızgara
- bu işlevi yürütmek için kurulan mahkeme sistemi
- bu kabileye ait.
- bu kabileye mensup veya ait.
- bu kadar
- bu kelime nasıl telaffuz edilir?
- bu Keltlere veya dillerine ait
- bu kenarları birleştiren dikiş
- bu kimselerin konuştuğu ispanyolca
- bu kitabın yazarı.
- bu kitap
- bu konu hakkında konuşmak istemiyorum
- bu konuda konuşmak istemiyorum
- bu kumaştan yapılan pantolon
- bu kuşun ötüşü
- bu kıymadan yapılmış köfte
- bu lanıklaşmak
- bu maddelerin imal edilişi ile ilgili. ceramic tile çini.
- bu maddelerle döşenmiş yol.
- bu makina ile yün veya pamuk ditmek.
- bu maksatla yerleşirilen madde. implanta'tion dikme
- bu malzemeyi makinaya veren cihaz
- bu memleketin dili.
- bu mezhepten olan.
- bu münasebetle
- bu nedenle
- bu noktada
- bu olukta yapılan maden külçesi. sow thistle eşek marulu
- bu oluktan hızla akan su
- bu oyunda birinin arkasından koşup dokunmak
- bu oyunda ceza kâsesi
- bu oyunda kullanılan sopa
- bu oyunda kullanılan top.
- bu parti ile ilgili
- bu pazar
- bu pazartesi
- bu renk kumaş
- bu renkte olan.
- bu reçinenin elde edildiği ağaç
- bu saat