Turkish words: B
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- bir kimsenin kendi el yazısı
- bir kimsenin kendi el yazısı ile imzası
- bir kimsenin maiyetinde çalışan memur
- bir kimsenin sıhhat ve saadetine kadeh kaldırma veya tokuşturma . To your health ! Sıhhatinize !
- bir kimsenin taparcasına hayranı olma.
- bir kimsenin tarafını tutmak
- bir kimsenin tüm giysileri
- bir kimsenin vesayeti altında bulunmak. give into custody teslim etmek
- bir kimsenin veya müessesenin mali işlerini idare etmek
- bir kimsenin yakınları
- bir kimsenin ölümünden sonra basılan eserleri.
- bir kimsenin şerefini lekelemek.
- bir kimsenin şöhretini mahvetmek assassina'tion suikast
- bir kimseye arkadaş olmak
- bir kimseye bağlı olan ve itaat eden kimse. creature comforts vücudun rahatını sağlayan şeyler
- bir kimseye düşman olmak
- bir kimseye kefalet ederek tahliyesini temin etmek
- bir kimseye vazifesini hatırlatmak.
- bir kimseye yapışmak
- bir kimseye özgü tahvillerin tümü.
- bir kimseyi kendine ısındırmak. grow out of hâsıl olmak
- bir kitabı matbaaya gitmek üzere tertip edip hazırlayan kimse
- bir kitabın bir defada basılan nüshalarının sayısı
- bir kitabın bir defada basılması veya basılma sekli
- bir kitabın savunduğu fikirlerin özeti. argumen'tal münakaşa veya delil göstermeye ait. argumenta'tion tartışma
- bir kişilik yemek takımı
- bir kontun unvanı ve sahip olduğu topraklar.
- bir konuda anlaşmaya varmak
- bir konuda açıklama yapmaya çağırma
- bir konuda beraberce oy kullanmak icin birleşen değişik partilerin meclis üyeleri.
- bir konuda en usta kimse
- bir konuda takip edilen yol
- bir konunun yalnızca olumlu yönlerini sunma. special student özel bir program takip eden öğrenci. specially özellikle
- bir konuya ait
- bir konuyu aydınlatmak
- bir konuyu sözle veya yazılı olarak işlemek.
- bir koyunun bütün yapağısı
- bir kuruluş veya kuruma üye olanlar. brotherin-law enişte
- bir kurumun malı olan bina veya arazi
- bir kutu dolusu miktar
- bir kuşun uçuş gücünü artırmak için kanat veya kuyruğuna tüy eklemek
- bir kâğıt oyunu
- bir kâğıt oyunu.
- bir köprünün açılan kısmı. beat to the draw önce davranmak.
- bir köşeye kıstırmak
- bir köşeye çekilmek
- bir küfelik kuru yemiş.
- bir kılıf içindeki oklar.
- bir kırkmada elde edilen yün
- bir kısmım geri vermek
- bir kısım heceleri yutarak telaffuz etmek
- bir kısım. for certain muhakkak
- bir kıza talip erkek
- bir Kızılderili federasyonunun ismi: bu federasyona tabi bir fert.
- bir lejyonun onda biri
- bir libre ağırlığında olan herhangi bir şey
- bir litreye yakın hacim ölçüsü
- bir maddenin sertlik derecesi
- bir maddeyi alev ve gazlara temas ettirmemek için kullanılan fırın gözü.
- bir madeni ovalayarak elde edilen tozun rengi
- bir makamı işgal etmek
- bir makinanın diğer kısımları taşıyan parçası
- bir makinanın işlerken çıkardığı egzoz sesi
- bir makinaya verilen enerji miktarı
- bir makinayı meydana getiren bütün kısımlar
- bir meclis veya kurulda işin yürütülebilmesi için bulunması gereken üyelerin sayısı
- bir mecliste oylan sayan kimse .tellership veznedarlık.
- bir mecmua veya gazete arasına konulan ilâve.
- bir memlekete veya limana ait bütün gemiler
- bir memleketin asıl hayvan ve bitkilerinden biri.
- bir memleketin asıl yerlisi
- bir memleketin denizden uzak yerleri
- bir memleketin doğusunda oturan kimse.
- bir memleketin karasularına girmek veya çıkmak için bir gemiye verilen izin kâğıdı
- bir memleketin para sistemi
- bir memuriyet için ismini arz etmek
- bir memuriyete veya işe koymak
- bir memurun tayin edildiği yer
- bir merkezden etrafa dağıtıp yaymak
- bir mesele hakkında fikir edinip karar vermek
- bir meselenin sonu
- bir meselenin öbür tarafı
- bir meseleyi arzetme
- bir meseleyi tedbirle halletme.
- bir meslekte çalışmak
- bir mevsimde kesilen tomruğun tümü
- bir mevsimde çıkarılan şarap
- bir mevsime mahsus
- bir mevsimin bağ mahsulü
- bir miktar
- bir milyon
- bir milyoncu
- bir milyondan ibaret
- bir müddet.
- bir müessesede çalışanların geliş ve gidiş saatlerinin kaydolunduğu kart.
- bir müessesenin bütün memurları
- bir müessesenin işçilerine mahsus olan sendika. in company with ile beraber
- bir mülkün bütün kiracıları.
- bir müzik parçasının usul veya ölçüsü
- bir mıh nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır
- bir nebze
- bir nebze. I don't give a rap. Hiç de umurumda değil.
- bir nefesle ağızdan çıkarılan duman
- bir nefeslik zaman
- bir nehir ağzında veya kıyıya paralel olan uzun kum ve cakıl seti
- bir neslin tükenmesi
- bir nevi bakır klişe. coppersmith bakırcı
- bir nevi beyaz porselen. ironwood demirağacı
- bir nevi sentetik kumaş
- Bir Nisan
- bir nisan şakası
- bir noktada birleşmeye yüz tutmak
- bir noktada toplanmış
- bir noktadan ibaret. punctually tam vaktinde
- bir noktaya getirmek
- bir numara
- bir okul
- bir okulda aynı yılda mezun olacak toplam
- bir olayın geçtiği yer ve şartlar
- bir olmak
- bir olmak. coin'cident birbirine rast gelen
- bir organizmanın ilk oluşumu
- bir ormanın ağaçlarını kesmek. log'ger ağaç kesicisi.
- bir oylum ölçü birimi
- bir oyma işinin çizgilerini derinleştirmek. reentrance tekrar giriş
- bir oyuk veya yuvada gizlenmek.
- bir oyun veya müsabakada en kötü oyuncu
- bir oyuncunun sahnede kendi kendine söyledii sözler.
- bir oyunda olayların beklenmeyen bir şekil alması.
- bir paket oyun kâğıdı
- bir papazın idaresindeki mıntıka
- bir parti veya bireyin iktidar mevkiinde bulunduğu devre
- bir partide yakalanan av veya balık
- bir parça
- bir parça şey
- bir parça. bit by bit azar azar
- bir piyes oynamak. give a present hediye vermek. give away vermek
- bir piyes veya hikâyede baş rolü oynayan kimse
- bir piyesi prova etmek
- bir piyesin ilk defa olarak oynanması
- bir pişim. baking powder krem tartar ve karbonat karışımı kabartıcı toz
- bir polis rütbesi
- bir prensibi en geniş anlamıyle yorumlamak.
- bir Protestan mezhebi üyesi.
- bir pusun on ikide birini teşkil eden ölçü çizgisi
- bir radyo veya televizyon programının masraflarını karşılayıp reklam yapan firma
- bir rakamı
- bir resim bin kelimeye bedeldir
- bir resimde ışıklı ve detaylı kısım: ilgi çekici olay
- bir ressam özgü renkler.
- bir roman veya olay kahramanı
- bir saatiik yol
- bir saatlik yol
- bir salkım çiçeğin tomurcuklarından her biri
- bir sanatı icra usulü veya hüneri.
- bir sancağın yüksekliği
- bir saniye lütfen
- bir satırın sağdan sola ve diğerinin soldan sağa yazıldığı eski bir yazı şekli.
- bir sayının kendisiyle çarpılmasıyle meydana gelen sayı
- bir sebep belirten. causally sebep olarak.
- bir seferde kazanılan şey veya miktar
- bir seferlik av miktarı
- bir seferlik verim
- bir selam duası.Ave Maria Selam
- bir senedin banka tarafmdan kınlması. bank holiday bankalann resmi tatil günü. bank note banknot
- bir seviyede
- bir seviyeye kaldırmak veya indirmek
- bir seçimde oyların toplamı
- bir seçimin sonucuna itiraz eden kimse.
- bir siyasi partinin resmen kabul ettiği prensipler
- bir sonenin sekiz mısraı.
- bir sonuca varmak için baş vurulan vasıtalar.
- bir sonuca varmayan
- bir sonuca varılmamış
- bir sorum var
- bir sorun var mı?
- bir spor karşılaşmasmın son ve kati denemesi
- bir su yolunun derin kısımları
- bir subayın kumanda ettiği askerler
- bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessili.
- bir söz veya davranışa anlam kazandıran içinde vuku bulduğu şartlar
- bir sözün altında yatan maksat
- bir sözün anlamını şüpheye düşüren kelime.
- bir sürü
- bir sınıf veya zümrede yer almak. class consciousness mensup olunan sosyal sınıfın özellik
- bir sıra takip etmek
- bir sıraya koymak
- bir sıvının donmasını önleyen alaşım
- bir sıvıya batırmak
- bir sıvıyı kaynama derecesinin hemen altına getirmek
- bir tabak yemek
- bir tabakdolusu şey
- bir tane
- bir tarafa
- bir tarafa atıvermek. rejection reddetme
- bir tarafa koymak
- bir tarafa koymak. put down aşağı koymak
- bir tarafa meyilli
- bir tarafa çekmek. Iay aside bir tarafa koymak
- bir tarafla ilgili olan
- bir taraflı
- bir tarafta
- bir taraftan. keen sense keskin duyu. make sense anlamı olmak
- bir tarafı içbükey ve diğer tarafı dışbükey mercek
- bir tarafı tutarak.
- bir tasarının kabul edilip yürürlüğe girmesi
- bir taşla iki kuş
- bir taşla iki kuş vurmak
- bir tehlikeyi atlatıp yaşama
- bir tek
- bir teklifi destekleme
- bir tempoda ilerlemek
- bir tercümana ihtiyacım var
- bir teşebbüs veya maksadı destekleyen kimse veya yer. night nurse gece hemşiresi. wet nurse sütnine
- bir teşebbüsün masrafını ödemeyi taahhüt etmek
- bir tiyatro eserinin konusunun ana hatları
- bir ton
- bir ton suya eşit olan gemi istiap ölçüsü. long ton büyük ton
- bir toplantıda hazır bulunanlar
- bir toplantıda insanları birbirine kaynaştırmak için vasıta.
- bir toplantıda oturumun açıldığını ilan için başkanın masaya vurduğu tokmak.
- bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş
- bir tur alıç.
- bir tutam
- bir tutam yün veya pamuk.
- bir tutmak
- bir tümü meydana getiren kısımlardan biri
- bir türlü
- bir usul dairesinde hareket
- bir uzvu kaldıran adale
- bir uzvu kesmek
- bir uzvun dış zarına ait. corticated kabuklu
- bir uzvunu kaybetmiş olan kimse.
- bir uçtan bir uca olan
- bir uçtan öbür uca
- bir uçuşta katedilen mesafe
- bir vakitler
- bir vali veya yüksek rütbeli memurun sorumlu olduğu bölge
- bir varil dolusu.
- bir varilin içine alacağı miktar
- bir varmış, bir yokmuş
- bir vergiyi istemeyerek ödediğine dair mükellefin itirazı. pay under protest itiraz ederek ödemek.
- bir vuruş neticesinde çıkan ses
- bir vuruştan kaçmak için süratle yana çekilmek
- bir yana
- bir yana kaçmak
- bir yana kaçış
- bir yana saptırmak
- bir yana yatmak
- bir yana yatmak veya eğilmek