LexiTurk← Dictionary

Turkish words: A

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • akonitin
  • akont
  • akor
  • akordeon
  • akordeon.
  • akordiyon
  • akort
  • akort etmek
  • akort. dominant chord esas gamın beşinci notası olan akort
  • akort. tuning fork diyapazon. tuning hammer
  • akortlamak
  • akortlu.
  • akortçu
  • akos
  • Akova
  • akpelin
  • Akra
  • Akra.
  • akraba
  • akraba evliliği
  • akraba ile zina
  • akraba ile zina kabilinden
  • akraba ile zina yapmaktan hâsıl olmuş.
  • akraba kayırma
  • akraba olan
  • akraba olan.
  • akraba olmak. ally oneself with veya to ile birleşmek.
  • akrabalar
  • akrabalara yapılan iltimas
  • akrabalık
  • akrabalığı olan
  • akrabası ile zina yapmış
  • akrabasını işe alarak maaş bağlama. nepotist akraba kayıran kimse.
  • akran
  • akran denetimi
  • akran grubu
  • akranlık
  • akre
  • akreditasyon
  • akreditif
  • akrep
  • akrep burcu
  • Akrep burcu.
  • Akrep takımyıldızı
  • akrobasi
  • akrobasi.
  • akrobat
  • akrofobi
  • akromatik
  • akromatin
  • akromatopsi
  • akromegali
  • akronim
  • akropol.
  • akropolis
  • akrostiş
  • aks
  • aksa
  • aksak
  • aksak. the halt topallar
  • aksakal
  • aksaklık
  • aksaklıkları saptayıp çözümleyen kimse.
  • aksalkım ağacı.
  • aksama
  • aksamak
  • aksan
  • aksan sareti
  • aksan vermek
  • Aksaray
  • aksatmak
  • aksayarak yürümek
  • akseden
  • akseptans
  • aksesuar
  • aksetme
  • aksetmek
  • aksetmek. mirror writing aynada görüldügü gibi ters yazı.
  • aksettirdiği radyo ışınlarıyle bir cismin yerini ve şeklini tespit eden aygıt
  • aksettirmek
  • aksi
  • aksi fikirde olan
  • aksi hâlde
  • aksi iddia edilemez
  • aksi istikamette olan
  • aksi mizaç. out of humor canı sıkkın
  • aksi olarak
  • aksi takdirde
  • aksi takdirde.
  • aksi ters
  • aksi tesir
  • aksi tesir meydana getiren.
  • aksi tesir yaratan.
  • aksi yönde kasten yangın çıkarmak
  • aksi yöne
  • aksi yöne veya fikre dönüş.
  • aksi.
  • aksi. adversely karşı olarak
  • aksiligi tutmuş
  • aksilik
  • aksilik.
  • aksiliği tutmuş
  • aksilla
  • aksine
  • aksine ikna etmek
  • aksine. contrary child inatçı çocuk. evidence to the contrary aksini ispat. on the contrary aksine
  • aksine. go counter to
  • aksini iddia etmek
  • aksini ispatlamak
  • aksini öğrenmek.
  • aksiseda
  • aksiseğirdim
  • aksiyom
  • aksiyon
  • aksiyoner
  • aksolotl
  • akson
  • Aksu
  • aksungur
  • aksöğüt
  • aksırma
  • aksırma. sneeze at hakir görmek
  • aksırmak
  • aksırtıcı
  • aksırış
  • aktanlan bölüm
  • aktararak söyleme
  • aktarma
  • aktarma bileti.
  • aktarma yapmak. transferable nakli mümkün
  • aktarma yolu ile söylemek
  • aktarmak
  • aktarmalı
  • aktarılan söz
  • aktarım
  • aktavşan
  • aktif
  • aktif asteroit
  • aktif bölge
  • aktif değil
  • aktif güç
  • aktif nüfus
  • aktif taşıma
  • aktifleştirmek
  • aktin
  • aktinit
  • aktinomikozis
  • aktinyum
  • aktinyum.
  • aktivasyon
  • aktivist
  • aktivite
  • aktivizm
  • aktris
  • aktör
  • aktöre
  • aktüalite
  • aktüel
  • aktüer
  • aktüerya
  • aktüeryal
  • akuamarin
  • akupunktur
  • akustik
  • akustik bina inşa etme ilmi. acoustics bir odanın akustik vasfı.
  • akustik gitar
  • akustik ilmi
  • akut
  • akut böbrek yetmezliği
  • akut dağ hastalığı
  • akuzatif
  • akvamarin
  • akvarel
  • akvarist
  • akvaryum
  • akvaryum.
  • akyaprak
  • Akyar
  • akyuvar
  • Akyıldız
  • Akyıldız.
  • akça
  • akça cılıbıt
  • akçaağaç
  • akçaağaç gibi şeker veren bir cins ağaç
  • akçaağaç şurubu
  • akçalı yüklenmeler. financially mali bakımdan.
  • akçe
  • akçelemek
  • akçeli
  • akçöpleme
  • akçıl
  • akü
  • akümülatör
  • akı
  • akıbet
  • akıbet. at all events
  • akıbette
  • akıcı
  • akıcı açık
  • akıcı olmayan
  • akıcı ünsüz
  • akıcılık
  • akıcılık.
  • akıl
  • akıl almaz
  • akıl defteri
  • akıl dişi
  • akıl dişi.
  • akıl ermez
  • akıl ermez. incom prehensibil'ity anlaşılmazlık. incom prehen'sibly anlaşılmaz surette.
  • akıl etmek
  • akıl hastalığı
  • akıl hastanesi
  • akıl hastası
  • akıl hastası. brainstorm ani ve şiddetli gelen cinnet krizi
  • akıl hocası
  • akıl ile beden arasındaki ilişkiye ait.
  • akıl noksan
  • akıl sahibi
  • akıl sahibi kimse.
  • akıl sormak. ill-advised akılsız
  • akıl yürütme
  • akıl çelici
  • akıl öğretmek
  • akıl öğretmek. keep one' own counsel fikirlerini kendine saklamak.
  • akıl.
  • akıl. sentiently duyarak
  • akılalmaz
  • akılcı
  • akılcılık
  • akılda tutmak unutmamak. retainable .elde tutulabilir. retaining wall istinat duvarı.
  • akıldan çıkmamak
  • akıldan çıkmayan.
  • akıldişi
  • akılla ilgili
  • akıllanmak
  • akıllanmak. Wise up! Sakın ha! Dikkat et! Gözünü aç!
  • akıllanmaz
  • akıllardan silinmeyen
  • akıllı
  • akıllı saat
  • akıllı sınıf
  • akıllı tahta
  • akıllı tasarım
  • akıllı telefon
  • akıllı ve güvenilir öğretmen veya kılavuz.
  • akıllı ve tedbirli. statesmanship hükümet idaresinde hikmet ve cömertlik.
  • akıllı ve yaşlı öğüt verici kimse
  • akıllı yaşam
← PreviousPage 6 of 26Next →