Turkish words: A
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- azarlamak. not a bit hiç de değil
- azarlarnak
- azarlayıcı.
- azat
- azat etme
- azat etmek
- azat etmek. freely serbestçe.
- azat etmek. take liberties küstahlık etmek
- azatllı
- azatlık
- azdlrılabilir
- azdırmak
- azdırmak. distortion çarpıklık
- Azerbaycan
- Azerbaycan Cumhuriyeti
- Azerbaycan dili
- Azerbaycan.
- Azerbaycanlı
- Azeri
- Azerice
- azgın
- azgın fil
- azgın istek. sharpen one's appetite whet one's appetite iştah açmak.
- azil
- azim
- azimkar
- azimkarlık. militantly saldırganca.
- azimkâr
- azimkâr. possessed with niyetli
- azimkârane
- azimle devam etmek
- azimle.
- azimle. tenaciousness . vazgeçmeme
- azimli
- azimsiz. temperamentally azimsizce.
- azimut
- azit
- aziz
- aziz tutmak
- aziz.
- azize
- azizim. poor fellow zavallı adam.
- azizler mertebesine girmiş
- azizlerden kalma kemik gibi bakıyelerin muhafaza olunduğu ufak sandık
- azizlere yaraşan
- azizlerin hayatına dair hikaye
- azledilme
- azletmek
- azletmek. ejection çıkarma
- azlık
- azlık.
- azma
- azmak
- azmak. spoil a joke şakanın tadını kaçırmak. a spoiled child şımarık
- azman
- azman. mountain ash üvez
- azmetmek
- azmetmek. over the hump iyileşme yolunda. humpy girintili çıkıntılı
- azmış
- azoik
- Azorlar
- azot
- azot dioksit
- azot döngüsü
- azot monoksit
- azot oksit
- azota benzer
- azotlu
- azotlu.
- azotsuz
- Azrail
- Aztek
- azı dişi
- azıcık
- azıcık. in small numbers azar azar. smallish ufakça. smallness ufaklık.
- azıdişi.
- azık
- azılı
- azılı. unruliness kanuna boyun eğmeme
- azımsamak
- azınlık
- azınlık dili
- azınlığa ait
- azıtmak
- aç
- aç açık kalmak
- aç bırakmak
- aç bırakmak. hunger march açlık yürüyüşü. hunger strike açlık grevi.
- aç doyurmak
- aç gözlü.
- aç kalmak
- aç karnına
- aç kurt gibi
- aç kurt gibi yemek
- aç tavuk rüyasında darı görür
- aç. hollow pretense gösteriş
- açabilmek
- açacak
- açadurmak
- açalya
- açan
- açar
- açar.
- açaray
- açavele.
- Açece
- açelya
- açgözlu kimse
- açgözlü
- açgözlü kimse
- açgözlü. gluttonously oburcasına.
- açgözlülük
- açgözlülük. greedy tamahkar
- açgözlülük. insatiably kanmayarak.
- açgözlülükle. greediness hırs
- açgözlülükle. rapacity
- açgözIülük
- açil
- açkı
- açkı sözcük
- açlık
- açlık grevi
- açlık veya ıstırap ile zayıflatmak
- açlık çektirerek istenilen duruma getirmek. be starved for çok özlemek
- açlık.
- açlıktan ölme. starvationwages geçindirmeyen ücret.
- açlıktan ölmek
- açlıktan ölmek veya öldürmek
- açlılş töreni ile ilgili
- açma
- açmak
- açmak .
- açmak.
- açmak. air one' views fikirlerini açmak.
- açmak. elucida'tion açıklama
- açmak: düzeltmek
- açmaz halatı
- açtırmak
- açı
- açıcı
- açık
- açık alan
- açık alın
- açık anahtar
- açık anahtar sertifikası
- açık ara
- açık arttırma
- açık artırma
- açık ağıl
- açık ağızlı
- açık bej rengi. shell game aldatıcı üç kabuk oyunu
- açık bej. cream cheese yumuşak beyaz peynir. cream of tartar krem tartar
- açık bilet
- açık biçim
- açık büfe
- açık ciro
- açık deniz
- açık deniz. open admissions
- açık devlet
- açık dizge
- açık elli
- açık fikirli
- açık fikirli.
- açık fikirlilik
- açık görüşlü
- açık gözlük.
- açık hava
- açık hava eğlencesi
- açık hava müzesi
- açık hava tiyatrosu
- açık hava | doğa | milli park | orman | park | ulusal park
- açık hava.
- açık havada
- açık havada bütün hayvan çevirmek.
- açık havada show one the door kovmak
- açık havada yakılan ateş.
- açık hece
- açık işsizlik
- açık kabuk
- açık kahverengi
- açık kalpli
- açık kalpli olmak. with all my heart bütün kalbimle
- açık kalplilik
- açık kapı politikası
- açık kaynak
- açık kaynak yazılım
- açık kilit
- açık kitap
- açık konuşan
- açık küme
- açık kırmızı renk.
- açık liman
- açık liman. home port demirleme limanı.
- açık mektup
- açık mor
- açık olarak
- açık olarak yapılan
- açık olarak.
- açık olma
- açık ordugâh
- açık oturum
- açık pembe
- açık pembe renk. peach blow açık pembe porselen cilâsı. peach tree şeftali ağacı
- açık renk
- açık saha
- açık sarı
- açık sarı boya.
- açık sarı. sweet lemon tatlı limon
- açık sarı. the primrose path zevk ve sefa yolu.
- açık saçık
- açık saçık bir şekilde.
- açık saçık laf.
- açık saçık.
- açık saçıklık
- açık seçik
- açık sistem
- açık söylemek gerekirse
- açık sözler. a good word övgü
- açık sözlu
- açık sözlü
- açık sözlü. expansively yayılarak
- açık sözlü. straightforwardly açıkça
- açık sözlülük
- açık temas
- açık tohumlular
- açık toplum
- açık vazıh
- açık ve seçik. clear evidence açık ve kesin ispatlayıcı delil.
- açık yeşil. pea soup bezelye çorbası
- açık yürekli
- açık yıldız kümesi
- açık çek
- açık.
- açık. dilution su katma
- açık. fair and square doğru ve dürüst
- açık. olmayan
- açık. unmistakably şüphe götürmez bir şekilde.
- açıkağız
- açıkgöz
- açıkgöz olmak. play ball top oynamak
- açıkgöz.
- açıkgöz. knowingly bilerek
- açıkgöz. nimblefingered marifetli
- açıkgözlük
- açıkgözlülük
- açıkgözlülük.
- açıkgözIük
- açıklama
- açıklama. dying will ölmek üzereyken ifade edilen arzu
- açıklamada bulunmak