LexiTurk← Dictionary

Turkish words: A

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • acele etmek.
  • acele ettirmek
  • acele ettirmek veya etmek
  • acele gidiş
  • acele gitmek
  • acele hareket etmek
  • acele ile gitmek
  • acele ile göndermek
  • acele ile hareket etmek
  • acele ile olan
  • acele ile ve dikkatsizce yazmak
  • acele ile yazılmış yazı
  • acele ile.
  • acele işe şeytan karışır
  • acele işi olmak.
  • acele olarak bir yere göndermek
  • acele telaş. Hurry up! Acele et! Çabuk ol! Haydi! in a hurry acele ile
  • acele toplama
  • acele ve dikkatsizce yürümek
  • acele ve düşünmeden yapılan
  • acele ve şiddetle.
  • acele yığmak. throw up a job iSten ayrılmak
  • acele.
  • acele. quickness çabukluk
  • aceleci
  • acelecilik
  • aceleleşmek
  • aceleleştirmek
  • acelesiz iş yapan
  • acelesiz yapılan
  • acelesiz. at one' leisure vakti olduğu zaman. leisured boş vakti olan
  • acelesizlik.
  • aceleten
  • aceleye gelen
  • aceleye gelmiş
  • aceleyle
  • aceleyle ayrılmak
  • aceleyle ve telâş1a hareket etmek. brush aside brush away bir kenara itmek
  • Acem
  • Acem lalesi
  • acemaşiran
  • acemborusu
  • Acemce
  • acemi
  • acemi asker
  • acemi asker toplamak
  • acemi borsacı
  • acemi er
  • acemi kimse.
  • acemi oyuncu.
  • acemi çaylak
  • acemi şansı
  • acemi.
  • acemice
  • acemice iş yapmak. bitchy orospu tabiatlı
  • acemice kesmek
  • acemice ve karışık yazı.
  • acemilik
  • acemilik etmek
  • acemilik çekmek
  • acemilik.
  • acemilik. inexperienced tecrübesiz
  • acemilik. salad dressing mayonez
  • acemlalesi
  • acentalık
  • acente
  • acente.
  • acentelik
  • acentelik. electoral franchise oy kullanma hakkı.
  • acibe
  • acil
  • acil acele olan
  • acil durum
  • acil servis
  • acil çıkış
  • aciliyet
  • acip
  • aciz
  • Acre
  • acube
  • acul
  • acun
  • acur
  • acuze
  • acyo
  • acı
  • acı acı
  • acı acı bağırmak
  • acı acı haykırmak
  • acı ağaç
  • acı badem
  • acı badem ağacı
  • acı bakla
  • acı balık
  • acı biber
  • acı bir sesle. shrillness acı ve tiz sesli oluş.
  • acı dam koruğu
  • acı elma
  • acı fındık
  • acı gelmek
  • acı haber
  • acı hıyar
  • acı kavak
  • acı keskin
  • acı marul
  • acı meyan
  • acı ot
  • acı su
  • acı söz
  • acı ve tiz sesle bağırmak. shrilly keskin bir sesle
  • acı veren
  • acı veren şey
  • acı vermek
  • acı vermeksizin. painlessness acı çektirmeme
  • acı veya öfke ile dişlerini sıkmak
  • acı yitimi
  • acı yonca
  • acı | biber | bitki | gıda | kırmızı biber
  • acı çekmeden. mercifulness merhametlilik.
  • acı çekmek
  • acı çektirmek
  • acı çektirmeyen. mercifully merhametle
  • acı çiğdem
  • acı.
  • acı. tart'ly terslikle
  • acıca
  • acıdaş
  • acıkacaksın
  • acıklı
  • acıklı.
  • acıklı. deplorably acınacak surette.
  • acıklı. grievousness vahamet
  • acıklı. pitiably acınacak halde.
  • acıklılık
  • acıklılık .
  • acıkmak
  • acıktım
  • acıktırmak
  • acıl tıp teknisyeni
  • acılaşma
  • acılaştırmak
  • acılı
  • acılık
  • acıma
  • acıma merhamet
  • acımak
  • acımak.
  • acımamış...
  • acımasız
  • acımasız. mercilessly merhametsizce
  • acımasızca
  • acımasızcasına
  • acımık
  • acımış
  • acınacak
  • acınacak durumda
  • acınacak halde
  • acınacak halde olan
  • acınacak halde.
  • acınacak şey
  • acınarak
  • acınası
  • acındırmak
  • acınma
  • acınmak
  • acırga
  • acısı az bir çeşit kırmızı biber.
  • acısı ve tatlısı
  • acısı ve tatlısı ile
  • acısını çıkarmak
  • acısız
  • acıtan
  • acıtmak
  • acıyan yer
  • acıyarak. take pity on merhamete gelmek. What a pity! Ne yazık! Vah vah!
  • acıyıcı
  • acıyıp merhamet göstermek.
  • ad
  • ad aktarması
  • ad bilimi
  • ad durumu
  • ad durumu eki
  • ad koymak
  • ad koymak vaftiz ayini ifa etmek
  • ad tamlaması
  • ad uzayı
  • ad verme
  • ad vermek
  • ad çekimi
  • ad çekme
  • ad-fiil
  • ad. first night gala temsili
  • ada
  • ada balığı
  • ada doğanı
  • ada gibi yer. islander adalı kimse
  • ada martısı
  • ada olmayan toprak parçası.
  • ada soğanı
  • ada tavşanı
  • ada tepe
  • ada | kumsal | plaj | plaj ve şemsiye | şemsiye | tatil
  • ada | çöl | ıssız ada
  • ada çayı
  • ada ülkesi
  • adab-ı muaşeret
  • adabımuaşeret
  • adacyo
  • adacık
  • adacık.
  • adada oturan kimse.
  • adak
  • Adakale
  • Adal
  • Adalar Denizi
  • adalar grubu. the Archipelago Adalar Denizi
  • adale
  • adale ile yapılan
  • adale kasılması
  • adaleleri harekete getirici
  • adaleli
  • adaleli adam.
  • adalenin gelişmemesi.
  • adalenin kasılmasına sebep vermek
  • adalet
  • adalet bakanı
  • adalet mahkemesi
  • adalet sarayı
  • adalet. bring to reason aklını başına getirmek. by reason of nedeniyle
  • adalete aykırı
  • adalete uygun olan. righteously doğrulukla. righteousness doğruluk
  • adalete uygun şekilde
  • adalete uygunluk
  • adaletli
  • adaletli olarak
  • adaletsiz
  • adaletsiz. unjustly haksız olarak. unjustness haksızlık.
  • adaletsizlik
  • adaletsizlik.
  • adali
  • adalı
  • adam
  • Adam Adası
  • adam asmaca
  • adam başı
  • adam başına
  • adam başına düşen iş.
  • adam gibi
  • adam kayırma
  • adam kayırma.
← PreviousPage 2 of 26Next →