LexiTurk← Dictionary

Turkish words: A

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • a democracy! Devlet idarelerine her şeye rağmen demokrasi diyorlar !
  • a green eye kıskanç göz
  • a siktir
  • a singing bird ötücü kuş
  • a thousand dollars Diyelim ki bin doları vardı. I dare say belki
  • A vitamini
  • A'dan B'ye
  • A'dan Z'ye
  • a- çılmak
  • A.B. Bachelor of Science degree fen fakültesi diploması
  • A.B.D
  • A.B.D benzin.
  • A.B.D bilhassa cumhurbaşkanının umumi kabul resmi.
  • A.B.D buzdolabı.
  • A.B.D gotten
  • A.B.D herhangi bir şeyin etki veya cazibesini artırmak için ilâve edilen sahte kısım veya unsur
  • A.B.D karşılıklı teminat
  • A.B.D meyvalı tart.
  • A.B.D nehir kenannda su taşmasına engel olacak set
  • a1a
  • a1em
  • a1i
  • AAA
  • Aachen
  • AAET
  • Aarhus
  • Aari dili
  • aasmus
  • AB
  • AB Ajansları
  • AB Dönem Başkanlığı
  • AB Komisyonu
  • AB Konseyi
  • AB Kurumları
  • AB Organları Çeviri Merkezi
  • aba
  • aba güreşi
  • ababa
  • abaca davranmak. father on isnat etmek
  • abacı
  • abacılık
  • Abadan
  • abadi
  • abadi kâğıt
  • abajur
  • abajurcu
  • abaka
  • Abakan
  • abaksiyal
  • abaküs
  • abalon
  • abamper
  • abandone
  • abanmak
  • abanoz
  • abanozlaşma
  • abanozlaşmak
  • abanık
  • abanın kadri yağmurda bilinir
  • abarognoz
  • abartarak övmek
  • abartikulasyon
  • abartma
  • abartma.
  • abartmak
  • abartmak mübalağa etmek
  • abartmak.
  • abartmak. overstatement mübalağalı söz
  • abartmalı
  • abartmalı hissi söz veya yazı
  • abartmalı veya şişirilmiş övgü. puff adder şişen engerek
  • abartmasız
  • abartı
  • abartıcı
  • abartıcılık
  • abartık
  • abartılma
  • abartılmak
  • abartılmış
  • abartılı
  • abartısız
  • abartış
  • abası
  • abat
  • abay
  • abayı yakmak
  • Abaza
  • Abazaca
  • abazan
  • abazi
  • Abbas
  • abbr PTT. post road posta yolu. a heavy post mektupla dolu posta. morning post sabah postası. by return post ilk posta ile
  • ABD
  • ABD bagaj
  • ABD bir okul veya üniversite mezunu erkek
  • ABD engellemek
  • ABD eyaletleri arasında olan .
  • ABD fiş
  • ABD gezgin satıcı.
  • ABD golfta bir oyuncunun rakibinden fazla olarak yaptığı vuruş
  • ABD herhangi bir tahıl ile hazırlanmış ve kahvaltıda yenen bir yiyecek
  • ABD İngilizcesi
  • ABD Küçük Dış Adaları
  • ABD kırmızı başlı bir cins ördek. redheaded woodpecker kırmızı başlı ağaçkakan.
  • ABD ocakta arka tarafa konan iri kütük
  • ABD otomobil.
  • ABD sabit
  • ABD sert içkiden sonra içilen su.
  • ABD siyasi partiye sadık olan üye. regular'ity intizam
  • ABD Internal Revenue Service Milli Vergi Bürosu.
  • ABD'nde bulunan bir çeşit çakal
  • ABD.
  • abdal
  • Abderhalden reaksiyonu
  • abdest
  • abdest suyu
  • abdestbozan
  • abdesthane
  • abdestlik
  • abdomen
  • abdominalji
  • abdominoanal
  • ABDsatın alınan şey
  • Abdullah
  • abdüksiyon
  • abdüktör
  • Abdül
  • abe
  • abece
  • abece sayısal
  • abece-sayısal
  • abecesayısal
  • abecesayısal kod
  • abecesel
  • abelya
  • aberasyon
  • Aberdeen
  • abes
  • abes kaçmak
  • abes oluş
  • abes şey
  • abes.
  • abes. preposterously mantıksızca.
  • abes. uselessly faydasızca. uselessness faydasızlık.
  • abesle uğraşmak
  • abgah
  • Abhaz
  • Abhazca
  • Abhazya
  • abi
  • abide
  • abideleştirme
  • abidevi
  • abidik gubidik
  • abis
  • abisal bölge
  • abisal ova
  • abisal taban
  • abiye
  • abiyogenez
  • abiyotik çevre
  • abiyoz
  • abla
  • ablacı
  • ablacılık
  • ablak
  • ablaktasyon
  • ablatif
  • ablatya
  • abli
  • abluka
  • abluka etmek
  • ablütofobi
  • abolisyonizm
  • abone
  • abone etmek
  • abone olmak
  • abone olmak. subscribe to abone olmak
  • abone ücreti
  • abonelik
  • abonman
  • Aborjin
  • aborjin turizmi
  • abosa
  • Abovyan
  • abrakadabra
  • abrazyon
  • abraş
  • abraşlık.
  • absans
  • absent
  • absint
  • absorban
  • absorbe
  • absorbe etmek
  • absorplayıcı
  • absorpsiyon
  • absorpsiyon spektrumu
  • absterjan
  • abstraksiyon
  • abstraksiyonizm
  • abstre
  • absürdizm
  • absürt
  • Abu Dabi
  • abuhava
  • abuk
  • abuk sabuk
  • abuk sabuk konuşmak
  • abuk sabuk. nonsensically saçma olarak. nonsensicalness saçmalık.
  • abuklama
  • abuklamak
  • abukça
  • abuli
  • abullabut
  • abur cubur
  • abuzambak
  • abuş
  • abıhayat
  • abırlamak
  • acai meyvesi
  • acai üzümü
  • acaip
  • Acapulco
  • Acara
  • acarlaşmak
  • Acarya
  • acayip
  • acayip amazingly şaşılacak surette.
  • acayip bir şekilde.
  • acayip bir şekilde. quaintness antikalık
  • acayip bir şekilde. strange look ing. tuhaf görünüşlü. strange'ly tuhaf tuhaf garip bir şekilde
  • acayip davranış
  • acayip hoşluk.
  • acayip insan
  • acayip kimse
  • acayip kıyafetli kimse
  • acayip ve doğaüstü şey
  • acayip. laughably gülünecek kadar.
  • acayiplik
  • acayiplik.
  • accident insurance kaza sigortası acciden'tal kaza eseri olan
  • acele
  • acele acele
  • acele bina etmek
  • acele bir araya getirmek. knock up bir araya toplamak
  • acele et
  • acele etme
  • acele etmeden.leisureliness ace- lesiz hal
  • acele etmek
Page 1 of 26Next →