Turkish words: A
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- ateşlemek
- ateşli
- ateşli kalp
- ateşli olarak.
- ateşli olarak. passionateness ihtiraslı oluş
- ateşli oluş.
- ateşli silah
- ateşli silahlar
- ateşli.
- ateşlilik
- ateşperest
- ateşperestlik. fire worshipper ateşperest
- ateşte ağır ağır kaynamak
- ateşte kurutmak. baking fırında pişirme
- ateşte yakılan kurban. the Holocaust Nazilerin yaptıklan Musevi Katliamı.
- ateşten
- ateşten gömlek
- ateşçi
- atfedilmiş
- atfetme
- atfetmek
- atfolunabilir. attribu'tion isnat
- atgiller
- Athena
- ati
- atik
- atiklik.
- Atina
- atina şehri.athenian atinalı.
- Atinalı
- atiye
- ATKS
- atkuyrugu
- atkuyruğu
- atkı
- atla gezinti yeri veya yolu. ride a wave dalga ile sürüklenmek. ride for a fall hayal kırıklığna doğru gitmek
- atlama
- atlama beygiri
- atlama ipi
- atlama taşı
- atlama ve atma: ray: dizi
- atlamak
- atlamak. keep track of dikkatle izlemek
- atlambaç
- atlanan şey
- atlangıç
- Atlanta
- Atlantik
- Atlantik aşırı
- Atlantik Okyanusu
- Atlantik okyanusunu geçen.
- Atlantik okyanusunun ötesindeki
- Atlantik yelkovanı
- atlanılan yer
- atlara süslü takım koymak
- atlarda köpekdişi.
- atlarla çekilen kar supürgesi
- atların arkalarını veya yanlarını görmelerini önlemek için takılan meşin göz siperi
- atların tabanlarında hâsıl olan yara
- atların veya sığırların korkarak dağılıp kaçmaları
- atlas
- Atlas Okyanusu
- Atlas Okyanusu ile ilgili.
- atlas çiçeği
- atlatan kimse
- atlatma
- atlatmak
- atlatmak.
- atlatmak. shed blood kan dökmek. shed tears ağlamak
- atlayan veya sıçrayan kimse
- atlayıp sıçrama
- atlayıp öte tarafa geçmek
- atlayış
- atlet
- atletik
- atletizm
- atletizm yanşması.
- atletizme mahsus
- atll
- atlı
- atlı arabanın ön ve arka dingillerini birbirine bağlayan orta kol.
- atlı asker.
- atlı polis
- atlı postacı
- atlı postacının at değiştirdiği yer
- atlı yük arabası
- atlı. equestrian feats binicilik oyunları. equestrian statue atlı heykel. .
- atlıkarınca
- ATM
- atma
- atmaca
- atmaca bağı
- atmaca gibi kuşa saldırmak. hawkish savaş yanlısı.
- atmaca veya şahin ile kuş avlamak
- atmacagiller
- atmacalar
- atmak
- atmak.
- atmak. foul wind aksi rüzgâr
- atmak. gas burner havagazı memesi
- atmak. get round yayılmak
- atmasyon
- atmosfer
- atmosfer basıncı
- atmosfer.
- atmosferik
- atmosferik serpinti
- atmosferin basıncı en az olan en yüksek tabakası.
- atmospheric.
- atmık
- atmış iplik.
- atol
- atom
- atom ağırlığı
- atom bombası
- atom bombası patladığında hasıl olan ateş topu
- Atom Devri
- atom enerjisi
- atom fiziği
- atom numarası
- atom teorisi
- Atom Çağı
- atom çekirdeği
- atomal
- atomculuk
- atomik
- atomun elektriksel bakımdan nötr bir parçası.
- atonal
- atraksiyon
- atriyum
- atrofi
- Atropatena
- atropin
- atrosite
- atsineği
- atta mızraklı hamle oyunu
- atta suluk zinciri
- attan
- Attika
- attırmak
- atölye
- atölye.
- atıcı
- atıcı.
- atıcılık
- atıf
- atık
- atık kağıt
- atık su
- atık yakma cihazı
- atık yönetimi
- atıl
- atıl veya hareketsiz olmak
- atıl. the leisured class çalışmayan sınıf
- atılacak kâğıt
- atılan şey
- atılgan
- atılgan. confidently güvenle
- atılgan. wild ass yaban eşeği. wild boar yaban domuzu
- atılganlık
- atılma
- atılmak
- atılmak. adventurer maceraperest kimse. adventurous macera seven
- atılmak. go far çok iş görmek
- atılmak. go mad çıldırmak
- atılmak: uçakla gitmek: uçurmak
- atılmış
- atılım
- atılımcı
- atılımsı
- atılır
- atılış
- atılış fırlayış
- atım
- atın alnındaki beyaz işaret
- atın iki kürek kemiği arasındaki yer.
- atın köpüklü teri
- atın rahvan yürüyüşü
- atın sıçraması
- atın toynağı içinde kalan kısım
- atın yelesini kırkmak
- atıyorum
- atış
- atış bilimi
- atış yeri
- atışma
- atışmak
- atıştırmak
- atıştırmak.
- atıştırmalık
- AU
- AU$
- AUA
- Auckland Bölgesi
- audibleness işitilebilme duyulabilme. audibly işitilebilecek surette
- Aurora
- aurora borealis
- Austin
- austral
- av
- av atı veya köpeği.
- av bıçağı
- av hay vanlarına ait gamely cesurca game ness yiğitlik
- av hayvanları için ayrılmış koru.
- av hayvanı
- av ile beslenmek. prey on avlamak
- av kuşu
- av köpeklerine bakan uşak.
- av köpeği
- av köpeğinin avı göstermesi.
- av külübesi
- av partisi
- av partisi.
- av peşinden gitmek
- av peşinden koşturmak.
- av tezkeresi
- av turizmi
- av tüfeği
- av çiftesi
- av.
- avadanlık
- avail'ableness hazır bulunma
- aval
- avam
- avam sınıfı.
- avam.
- avama mahsus
- avanak
- avanak kimse. cellulary sap hücre özsuyu. crude sap ham besisuyu. raw sap ham usare . sap green yeşil zeytin renginde boya.
- avanak. thoughtiessly düşüncesizce. thoughtlessness düşüncesizlik.
- avanakça
- avangart
- avans
- avans vermek
- avantaj
- avantajlar ve dezavantajlar
- avantajlı
- avantajlı konum
- avantür
- Avar
- Avarca
- avare
- avare dolaşan
- avare dolaşmak
- avare gezme
- Avarlar
- avarya
- avatar
- avaz
- avazı çıktığı kadar