LexiTurk← Dictionary

Turkish words: A

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • aspirin
  • aspirine alerjim var
  • aspur
  • asri
  • Assam
  • Assam dili
  • Assamca
  • assembly dili
  • ast
  • ast.
  • Astana
  • astar
  • astar boyası
  • astar sıva. casting box dökum kalıbı. casting net serpme ağ. casting vote başkanın oyu.
  • astar takan kimse
  • astar.
  • astarlama
  • astarlama.
  • astarlamak
  • astat
  • astatin
  • asterisk
  • asteroid
  • asteroid planetoid.
  • asteroit
  • Asteroit Kuşağı
  • asteğmen
  • astigmat
  • astigmatizm
  • astragalus.
  • astragan
  • Astrahan
  • Astrahan Oblastı
  • astrobiyoloji
  • astrofizik
  • astrofizik. astrophysical astrofizikle ilgili.
  • astrofizikçi
  • astrolog
  • astrologically astrolojik olarak.
  • astroloji
  • astrolojik
  • astrometri
  • astronom
  • astronom.
  • astronomi
  • astronomi ile ilqili.
  • astronomi, gökbilim
  • astronomik
  • astronomik birim
  • astronot
  • astronot.
  • astrosfer
  • astsubay
  • Asturyas
  • Asturyasça
  • astüzük
  • astım
  • astım. asthmat'ic astımla ilgili
  • astımlı
  • astımım var
  • asude
  • asuman
  • asuman.
  • Asunción
  • Asur
  • Asvan
  • Asya
  • Asya fili
  • Asya kıtasına veya halkına ait.
  • Asya yaban eşeği
  • Asya yağmurcunu
  • Asya'nın batısındaki ülkeler
  • Asya. Asia Minor Anadolu.
  • Asyalı
  • Asyalı.
  • Asyalı. Orientalism Doğu'ya özgu töre veya usul
  • ası
  • asıcı kimse.
  • asık
  • asık surat
  • asık surat. a long head alışılmıştan uzun kafa
  • asık suratlı
  • asık yüzle. sullenness somurtkanlık
  • asık yüzlu
  • asık yüzlü
  • asık yüzlü. surlily kabaca
  • asık yüzlülük
  • asık çehreli.
  • asıl
  • asıl dert. shoe'less yalınayak.
  • asıl filim
  • asıl gayeden uzak ifade veya fikir
  • asıl işle beraber.
  • asıl kaynak
  • asıl mem- leket.
  • asıl mesleğinden ayrı meşguliyet sahası
  • asıl mesul kimse
  • asıl nüsha
  • asıl piyesten evvel oynanan kısa piyes. curtain ring perde halkası. curtain rod perde rayı
  • asıl sayı
  • asıl sayılar
  • asıl sıfat. essential mineral bir kayadaki esas maden essential oil bitkilerden elde edilen uçucu yağ essentially esasen
  • asıl vaziyete doğru. to and fro öteye beriye
  • asıl yerli
  • asıl. master builder mimar
  • asılamak
  • asılma
  • asılma. advance guard öncü kuvvet. in advance önde
  • asılmak
  • asılmak. hook up kancayla bağlamak
  • asılmış
  • asılsız
  • asılsız esassız
  • asılsız oluş.
  • asılsız. gratuitously ücretsiz olarak
  • asılsız. root'let kökçük
  • asılsızlık
  • asıltı
  • asılzade
  • asılzadelik.
  • asılı
  • asılı durmak
  • asılı olmak
  • asılı sarkan
  • asılı şey
  • asılış. get the hang of usulünü öğrenmek
  • asır
  • asır.
  • asırlarca süren
  • asırlık
  • at
  • at ahırı
  • at arabalarında arabacının oturduğu yer
  • at arabası
  • at arabası ile taşımak
  • at familyasından hayvan
  • at gibi yürüyerek gitme
  • at gibi.
  • at kestanesi
  • at kolanı
  • at kılı
  • at nalı
  • at sırtı
  • at sırtında
  • at tedarik etmek
  • at tırnağının içi
  • at ve koşum takımları ile beraber araba.
  • at veya on ile çalmak
  • at veya sığır sidiği veya kaşanması.
  • at yarışlarıyle ilgili
  • at yarışı
  • at yarışı hedefi
  • at yarışı meydanı
  • at yarışına ait.
  • at yetiştirme mıntıkası.
  • at yürüyüşü gaited belirli bir yürüyuş hızına sahip
  • at çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak
  • at üstünde
  • at üzerinde mızrakla hamle etmek
  • ata
  • ata bindirmek
  • ata binerek. on horseback ata binmiş
  • ata binmek
  • ata binmis gibi bacaklan birbirinden ayn olarak.
  • ATA İttifakı
  • atabey
  • Atacama bölgesi
  • atacılık
  • ataerki
  • ataerkil
  • ataerkillik
  • atak
  • atalet
  • atama
  • atamak
  • atamak.
  • ataman
  • atanma
  • ataraksiya
  • atarca
  • atardamar
  • atarlı
  • atasözü
  • atasözü ve masallar
  • Atatürk çiçeği
  • Atatürkçü
  • Atatürkçülük
  • atavizm
  • atavizme dönmek. throw cold water on ümidini kırmak. throw dust in one' eyes aldatmak
  • ataş
  • ataşe
  • atbalığı
  • ate
  • ateh
  • ateh getirmek
  • ateist
  • ateist. atheistic
  • ateistim
  • ateizm
  • atel
  • atelye
  • ateroskleroz
  • ateş
  • ateş alma
  • ateş almak
  • ateş almak.
  • ateş altına almak
  • ateş alır
  • ateş açmak
  • ateş ağacı
  • ateş basmak
  • ateş böceği
  • ateş dikeni
  • ateş duvarı
  • ateş düşürücü ilâç.
  • ateş düşürücü.
  • ateş etme
  • ateş etmek
  • ateş fırtınası
  • ateş gibi
  • ateş gibi yakıcı. Torrid Zone Sıcak Kuşak. torrid'ity sıcaklık yakıcılık.
  • ateş hararet
  • ateş kesilmiş
  • ateş kesmeye mecbur etmek
  • ateş kırmızısı
  • ateş olmayan yerden duman çıkmaz
  • ateş püsküren gözlerle bakmak
  • ateş saçan kanatlı bir sürüngen şeklinde tanımlanan efsanevi bir hayvan
  • ateş siperi. fire ship yakılarak düşman gemileri arasına salıverilen gemi. fireside ocak başı: ev
  • ateş veren
  • ateş çiçeği
  • ateş. fever tree sıtma ağacı. be in a fever yanmak
  • ateşbalığı
  • ateşe ateşle karşılık vermek
  • ateşe göstermek
  • ateşe hazır oluş
  • ateşe kömür atan cihaz.
  • ateşe kömür atmak. stoker ateşçi
  • ateşe körükle gitmek
  • ateşe tutmak
  • ateşe tutup iyice ısıtmak
  • ateşe vermek
  • ateşe yakacak atmak
  • ateşi bol olsun
  • ateşi karıştırmak
  • ateşim var
  • ateşin yavaş yanmasnı temin için küllemek
  • ateşkes
  • ateşleme
  • ateşleme bobini
← PreviousPage 18 of 26Next →