Turkish words: A
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- arıza yapmak
- arızalanmak
- arızalı
- arızalı.
- arızaya dayanıklılık
- arızi
- arış
- arş
- arşidük
- arşidüşes
- Arşimet
- arşiv
- arşivci
- arşivci.
- arşivlemek
- arşın
- arşınlamak
- as
- as for gelince
- as it were sanki
- as though
- as I was saying Ha ! Diyordum ki.
- asa
- asa.
- asabi
- asabi.
- asabiye
- asabiyet
- asabiyet.
- asabiyet. fever heat hararet
- asabiyet. frus'trating boşa çıkaran
- asabını bozmak furry kurk kaplı
- asabını bozmak. strain every nerve son derece gayret göstermek.
- asacak
- asal
- asal sayı
- asal çarpan
- asalak
- asalak. parasitically parazit olarak. parasit'icide parazitleri öldüren şey. parasitism parazitlik
- asalaklık
- asalet
- asamble
- asan kimse
- asansör
- asansör boşluğu
- asap
- asap bozucu
- asap bozucu .
- asap bozulması
- asayiş
- asayiş berkemal
- asayiş.
- asayişsizlik
- asağ. alışverişte pazarlığı kendi lehine kabul ettirmek.
- asağ. erkek kızılderili veya zenci
- asağ. zenci
- asağılık
- asağıya doğru
- asbest
- asbestozis
- ASEAN
- aseksüel
- aseksüellik
- asenkron
- asepsi
- aseptik
- ases
- asetal
- asetat
- asetik asit
- asetik asit tuzu.
- asetil
- asetilen
- asetilen lambası
- asetilkolin
- asetilkolinesteraz
- asetilsalisilik asit
- aseton
- asfalt
- asfalt veya taş ile döşemek
- asfalt yol.
- asfaltlama
- asgari
- asgari kadro. skeleton in the closet utanç veren sır. skeleton key maymuncuk
- asgari minimal art biçim ve renk gibi unsurları en basit veya temel öğelerine indirgeyen bir sanat şekli.
- asgari tarife.
- asgari ücret
- asgari ücret veya fiyat
- asgarīye indirmek
- asi
- asi gençlerden olan. Beat Generation asi gençlik.
- asi.
- asidik
- asidite.
- asil
- asil diye geçinen kimse.
- asil yerli
- asilzade
- asilzâde
- asilâne.
- asimetri
- asimetrik
- asimilasyon
- asimilasyon assim'ilative benzeten
- asimile etmek
- asimptot
- asist
- asistan
- asit
- asit borik
- asit fazlalığı olan. acid'ity ekşilik
- asit mahlülü ile yıkama. sour cherry vişne. sour cream ekşi krema
- asit niteliğinde
- asit yağmuru
- asitane
- Asitane..
- asitle temizlemek. pickled turşusu kurulmuş
- asitlenme
- asitleri giderici.
- asitli
- asitsiz
- asitölçer
- askarit
- asker
- asker barakası.
- asker elbisesi
- asker gemisi
- asker kaçağı
- asker safı
- asker tıraşı. crew neck yakasız ve boynu saran gömlek ve süveter tipi. a motley crew karışık bir grup
- asker yürüyüşü
- asker yürüyüşü ile bir günlük yol
- asker.
- askerce. soldierly asker gibi
- askercesine.
- askerden kaçma
- askere almak
- askere çağırma
- askeri
- askeri ceza koduu black horehound kara yer pırasası
- askeri daire
- askeri darbe
- askeri devriye
- askeri gereç ve silahlar dairesi.
- askeri kuvvet
- askeri kuvvetle ihtilâfı halletmek isteyen kimse
- askeri kuvvetlerin bir kolu. arming silahlanma
- askeri kışlaya yerleştirmek
- askeri menzil
- askeri müfreze
- askeri teknisyen.
- askeri teçhizat deposu.
- askeri vasıta
- askeri vazifeye çağırmak
- askeri üs
- askeriye
- askerler
- askerlik
- askerlik hayatı
- askerlik hizmeti
- askerlik yapmak
- askerlikle meşhur Rajputlann bir kolu
- askerliğe
- askerliğe veya savaşa ait
- askerî
- askerî darbe
- askerî polis
- askiya almak
- Asklepios
- asklı mantar
- askı
- askı ile asmak
- askı ile kaldırıp çekmek
- askı kancası
- askı çivisi
- askı. coat of armas hanedan arması. coat of paint bir kat boya. coattail
- askıda
- askıda kalmış
- askıda kalış
- askıda olan
- askıda oluş
- askılık
- askısız
- askıya alma
- askıya koymak
- asla
- asla .
- asla ama asla
- asla ve kat'a
- asla.
- asla. in some wise bir dereceye kadar. on this wise bu veçhile.
- aslan
- aslan balığı
- aslan burcu
- aslan dişi
- aslan gibi
- aslan gibi adam. lion hearted aslan yürekli
- aslan payı
- aslan sürüsü
- Aslan takım yıldızı
- Aslan takımyıldızı
- aslan terbiyecisi
- aslanayağı
- aslanağzı
- aslancı
- aslanhane
- aslankuyruğu
- aslanlık
- aslanpençesi
- aslen
- asli
- asll
- aslı
- aslı esası olmayan
- aslı olmayan bir şeyin gorünmesi
- aslı çıkmak
- aslık
- aslına uygunluk
- aslında
- aslında bulunan
- aslında kibar olan. with a grain of salt ihtiyatla
- aslında renksiz olan mürekkep. invisibil'ity
- aslında.
- aslında. substantiality
- aslından daha kocaman ve korkunç gözükmek
- aslından farklı. inaccuracy tam olmayış
- aslını anlamak. bottom dollar son kuruş bottom land ovalık arazi.
- aslını veya şeklini değiştirmek.
- aslının aynı olan nüsha
- asma
- asma bahçe
- asma biti
- asma bıyığı
- asma kat
- asma kilit
- asma kilit vurmak.
- asma kilitle kilitlemek
- asma köprü
- asma tiyatro perdesi
- asmak
- asmak. stringed iplikli
- Asmara nehri.
- asmaya ait veya buna benzer.
- asonans
- Asor Adaları şakrak kuşu
- asosyal
- aspartam
- Asperger sendromu
- aspir
- aspiratör