TR
bırakmak
Sigarayı bırakmak için gayret etmelisin.
Sigarayı bırakmak için gayret etmelisin.
Bakan, kabineden istifa etmek zorunda kaldı.
Eğer acelem varsa burada caddeyi geçmekten kaçınırım.
Bir cimri tedbirli olduğu için değil fakat açgözlü olduğu için para biriktirir.
Sen sadece kapının önünde durmak zorundasın. O kendi kendine açılacak.
Yatmaya gitmek zorundayım.
Dışarı çıkmakta serbestsin.
Ne arıyorsunuz?
Yağmur çiselemeye başladığında, evi terketmek üzereydim.
Yakın gelecekte senin iyiliğini ödemek istiyorum.
Şiddetli bir donmanın ardından kangrenle enfekte olduktan sonra Tom'un ayağı kesilmek zorunda kaldı.
Biraz daha erken çıkmış olsaydın, yoğun trafikten kurtulmuş olurdun.
O, bir iz bırakmadan gözden kayboldu.