LexiTurkTURKISH ↔ ENGLISH DICTIONARY

“give” in Turkish

24 Turkish translations
TR
vermek

Oraya gidip gitmeyeceğimize karar vermek sana bağlı.

TR
bakmak

Yapmanız gereken tek şey kendinize bakmaktır.

TR
yaymak

Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.

TR
koku

Tehlike kokusu var.

TR
kabul etmek

Horladığımı kabul etmek zorundayım.

TR
bitmek

Bitmek bilmeyen yakınmalarından bıktım.

TR
teslim etmek

Raporları pazartesi günü teslim etmek zorundasınız.

TR
serbest bırakmak

Masum bir adamı hapishaneye göndermek bir suçluyu serbest bırakmaktan daha kötüdür.

TR
terketmek

Yağmur çiselemeye başladığında, evi terketmek üzereydim.

TR
erimek

Dünya genelinde buzullar erimektedir.

TR
açılmak

Amerika Birleşik Devletlerinde sivil haklar için mücadele 1954 yılında başladı, hükümetin herkese okul açılmak zorunda olduğunu söylediğinde.

TR
çekilmek

Ordu geri çekilmek zorunda kaldı.

TR
teslim olmak

Korsanların teslim olmaktan başka seçenekleri yoktu.

TR
ele vermek

Tom kendini ele vermek istemedi.

TR
pes etmek

Pes etmek daha iyi olacak.

TR
hediye etmek

Doğum günü için Tom'a ne hediye etmek istiyorsun?

TR
(gave

She gave him an expensive watch.