TR
karmakarışık
O, kitapları kitaplığa karmakarışık koydu.
O, kitapları kitaplığa karmakarışık koydu.
Joy üzüntüden altüst olmuştu.
Oda tamamen darmadağınıktı.
Düzensiz fiilleri öğrenmeyi sevmiyorum.
Birçok karışıklıktan sonra, antlaşma sonuçlandırıldı.
Niçin beni bu uygunsuz saatte aradın?
Dışarısı gürültülü olduğu için iyi uyuyamadım.
Er ya da geç, bu başıboşluğundan pişman olacaksın.
Okulda İngilizce öğrenmek zorunda kaldığımda zaman zaman tüm düzensizlik ve garip kurallardan yakınırdım.
Siyasetçi devlet memurlarının yolsuzluğunu kınayarak reformu ısrarla istedi.
Açık saçık fıkralar bilirim ama asla onları anlatmam.