Turkish words: Z
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- zorunluluk
- zorunluluk kaçınılmazlık.
- zorunsuz
- Zug
- zuhur
- zuhur etme
- zuhur etmek
- zuhur etmek. form an opinion fikir edinmek.
- zuhur. emergent çıkan
- zula
- zulmedici
- zulmet
- zulmetme
- zulmetmek
- Zulu
- Zulu dili
- Zuluca
- zulüm
- zulüm ve cefa görme
- zulüm.
- zurna
- zâhiri
- zâni
- züccaciye dükkanına giren fil gibi
- züccaciyeci
- Zühal
- Zühre
- zührevi hastalık
- züht
- zükâm
- Zülkifl
- zülüf
- zümre
- zümre.
- zümre. categor'ical kategorik
- zümre: sürü halini almak
- Zümrüdüanka
- zümrüt
- zümrüt gibi yeşil. Emerald Isle Irlanda.
- zümrüt yeşili
- züppe
- züppe adam
- züppe adam. exquisitepain şiddetli ağrı. exquisite taste ince zevk. exquisitely zarif bir şekilde
- züppe genç. puppy love hissi ve çocuksu aşk.
- züppe kimse
- züppe tavırlı
- züppe. foppery züppelik. foppish züppece. foppishly züppecesine. foppishness züppelik.
- zürafa
- zürafagiller
- Zürih
- Zürih .
- zürriyet
- zürriyet husule getirme
- zürriyet hâsıl etme kabilinden. reproductive organs üreme organları.
- züğürt
- züğürt tesellisi
- zıbık
- zıbın
- zıddiyet göstermek
- zıkkım
- zılgıt
- zımba
- zımbalamak
- zımbırtı
- zımnen delâlet etmek
- zımnen işaret
- zımni
- zımni vaat. keep a promise sözünü tutmak.
- zımni. a virtual promise ima edilen vaat. the virtual ruler kuvvetine dayanarak hüküm süren kimse. virtually gerçekte
- zımnî
- zımpara
- zımpara kağıdı
- zımparalamak.
- zındık
- zıpkın
- zıpkınla öIdürmek. harpooner zıpkıncı.
- zıpkınlamak
- zıplama
- zıplamak
- zıplatmak
- zıplatmak.
- zıplayan
- zıplayan bir şey veya kimse
- zıplayan örümcek
- zıplayış
- zıpzıp
- zıpır
- zırdeli.
- zırh
- zırh eldiveni
- zırh giydirmek
- zırh levhalarla kaplamak
- zırh levhası
- zırhlı
- zırhlı vagon.
- zırtapoz
- zırva
- zırvalamak
- zırzop
- zırıldamak
- zırıltı
- zırıltılı ses çıkarmak için trampete gerilen kiriş
- zırıtılı
- zıt
- zıt anlama yelen kelime.
- zıt gitmek
- zıt gitmek.
- zıt nitelikte bir şeyin yanına koyarak kıymetini ortaya çıkarmak.
- zıt olan şey
- zıt.
- zıtlaşma
- zıtlaşmak.
- zıtlık
- zıtlık ifade eden
- zıtlık yaratmak
- zıtlık.
- zıvana
- zıvanadan çıkarmak. spookish
- zıvrak