LexiTurk← Dictionary

Turkish words: Z

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • zihin dağınıklığı
  • zihin egzersizi.
  • zihin karışıklığı.
  • zihin meşguliyeti
  • zihin meşguliyeti.
  • zihin yorgunluğu
  • zihin yorucu. ponderos'ity
  • zihinde yaratılan bir kavram
  • zihinsel
  • zihne
  • zihnen
  • zihnen tartıp tahlil etme
  • zihnen çok çalışmak
  • zihnen.
  • zihni
  • zihni bir noktaya toplama
  • zihni bir noktaya toplamak
  • zihni kabiliyet. intellectually zeka ile
  • zihni karışma
  • zihni karışmış
  • zihni karıştırıcı. perplexingly şaşırtıcı bir şekilde.
  • zihni vaziyet
  • zihni veya ilgiyi başka tarafa çekmek
  • zihni yapı
  • zihnin doğrudan doğruya maddeyi etkileme gücü.
  • zihninde canlandırmak
  • zihninde evirip çevirmek
  • zihninde kurmak
  • zihninde kurmak niyet etmek
  • zihninde tartmak
  • zihninde yer etmek
  • zihninde şekillendirmek.
  • zihnini açmak
  • zihnini karıştırmak
  • zihnini yormak. puzzle out muamma veya bilmeceyi halletmek. be puzzled şaşırmak
  • zihniyet
  • zikir
  • zikir.
  • zikretme
  • zikretmek
  • zikretmeme
  • zikretmeyiş
  • zikronulan iki şeyin sonra geleni
  • zikzak
  • zikzak yapmak
  • zil
  • zil sesi
  • Zile
  • zilhicce
  • zili çalmak
  • zilkade
  • zillet
  • zilyetlik
  • zilyon
  • Zimbabve
  • Zimbabve Cumhuriyeti
  • zimmet
  • zimmet kaydetmek
  • zimmet tarafında kırmızı rakamları olan. not worth a red cent beş para etmez
  • zimmetine geçirmek
  • zina
  • zincifre
  • zincifre veya sülüğen sürmek.
  • zincir
  • zincir baklası
  • zincir kuralı
  • zincir reaksiyon
  • zincire vurmak
  • zincirin ucuna takılan sallantı
  • zincirle bağlamak
  • zincirleme kefil. out of joint çıkık
  • zincirleme reaksiyon
  • zincirleme tepki
  • zincirleme tepkime
  • zincirlemek
  • zincirli testere
  • zindan
  • zindan.
  • zindana kapamak. imprisoned mahpus
  • zindancı
  • zinde
  • zindeleşmek
  • zindelik
  • zindelik.
  • zira
  • ziraat
  • ziraat mühendisliği
  • ziraat tanrısı
  • ziraate elverişli hale koyma.
  • ziraate elverişli hale koymak
  • ziraatçi
  • ziraatçı
  • zirai
  • zirai. ruralist köy veya kır hayatı yaşayan kimse
  • zirkon
  • zirkonyum
  • zirve
  • zirve teşkil etmek
  • zirve.
  • zirveleri çok olan dağ silsilesi
  • zirveye erişmek
  • zirveye eriştirmek.
  • zirzop
  • ziya
  • ziyadar
  • ziyade
  • ziyadeleşmek
  • ziyadeleştirmek
  • ziyadesiyle
  • ziyadesiyle.
  • ziyafet
  • ziyafet vermek
  • ziyafet çekmek.
  • ziyafetlerde balık ile et arasında verilen yemek.
  • ziyafette yemek yemek
  • ziyafetçi
  • ziyan
  • ziyan eden kimse. a good loser oyunu kaybedince kızmayan kimse.
  • ziyan edilmek
  • ziyan etmek
  • ziyan gören.
  • ziyan olmak
  • ziyan verici. harmfully zarar verecek şekilde. harm fulness zararlılık
  • ziyan. do dis serviceto bir kimseye zarar vermek.disserve bir kimseye kötülük etmek
  • ziyankarlık .
  • ziyankarlık.
  • ziyaret
  • ziyaret edilebilir.
  • ziyaret etme
  • ziyaret etmek
  • ziyaret muddeti
  • ziyaretine gitmek
  • ziyaretçi
  • ziyaretçi defteri
  • ziynet
  • ziynet.
  • zlt
  • zodyak'ın bir burcu
  • zoka
  • zombi
  • zona
  • Zonguldak
  • zoning system tren veya vapur yolcululuklarında bölgelere göre bilet verme sistemi. zoning plan imar planı.
  • zonklamak
  • zonklayarak.
  • zoofobi
  • zoolog
  • zoologist zoolog.
  • zooloji
  • zoolojik
  • zoom yapmak
  • zoomlamak
  • zoonoz
  • zor
  • zor algılanan
  • zor anlaşılır
  • zor başa çıkmak
  • zor durum
  • zor durum. the Straits İstanbul ve Çanakkale Boğazları.
  • zor durumda kalmak. be stranded karaya oturtulmak
  • zor durumda. in itself haddi- zatında
  • zor gelmek
  • zor gün
  • zor iş. have one' work cut out for one yapacağı iş belli olmak. in the works yapılmakta
  • zor kullanma
  • zor kullanmak
  • zor memnun edilebilen.
  • zor taşınır
  • zor ve hile ile tahta oturma. usurper gasbeden kimse.
  • zor yolculuk
  • zor. with might and main var kuvvetle
  • zora baş vuran
  • zora gelme
  • zora getirmek
  • zoraki
  • zoraki devrim yerine birbiri ardından gelen safhaları izleyen bir sosyal yapı gelişimi için çalışan kimse.
  • zoraki yaptırılan iş. slave ship esir gemisi. slave trade esir ticareti. a slave to tobacco tütün kölesi.
  • zoraki yapılan veya söylenen. unwillingly istemeyerek. unwillingness isteksizlik.
  • zoraki.
  • zoraki. artificially sahte olarak
  • zorba
  • zorba kimse
  • zorba tavırlı
  • zorba. rapaciously zorbalıkla
  • zorbalamak
  • zorbalık
  • zorbalık etmek
  • zorbalık.
  • zorla
  • zorla alma
  • zorla alma. army of occupation işgal ordusu.
  • zorla almak
  • zorla almak veya yaptırmak
  • zorla anlatmak. hammer at azimle uğraşmak
  • zorla askere almak
  • zorla açmak. break out zuhur etmek
  • zorla bahriye tayfası yapmak
  • zorla elde etmek
  • zorla ele geçirilemez istila edilemez
  • zorla ele geçirmek
  • zorla girmek. breaka journey seyahate aravermek. break the law suç işlemek
  • zorla gülümsemek
  • zorla hazmetmek. swallow it hook
  • zorla hizmete almak
  • zorla istemek
  • zorla itaat ettirmek
  • zorla içeri girme
  • zorla içeriye sokmak
  • zorla kabul ettirmek za'fından istifade etmek
  • zorla kabul ettirmek.
  • zorla kabul ettirmek. dictation dikte
  • zorla kakarak sürmek
  • zorla suya batırmak
  • zorla söküp çıkarmak veya almak
  • zorla toplamak
  • zorla yapılan
  • zorla yapılan. reluctance
  • zorla yönetmek
  • zorla yüklemek
  • zorla yütmek
  • zorla çevirip burmak
  • zorla ırza tecavüz
  • zorla. forcefulness kuvvet
  • zorlama
  • zorlamak
  • zorlanmış
  • zorlayarak eğmek veya şeklini bozmak
  • zorlayarak incitmek
  • zorlayıcı
  • zorlayıcı.
  • zorlayıp sakatlamak
  • zorlaştırmak
  • zorlu
  • zorlu sıkıntı
  • zorluk
  • zorluk çeken
  • zorlukla ilerlemek
  • zorluklara rağmen gözüne alarak.
  • zoruna gitmek
  • zorunda bırakmak
  • zorunda olmak
  • zorunlu
  • zorunlu askerlik
  • zorunlu iniş
  • zorunlu olarak
  • zorunlu olmayan
  • zorunlu şey elzem tedbir
  • zorunlu.
  • zorunlu. compulsorily zorla
  • zorunluk
← PreviousPage 3 of 4Next →