Turkish words: Y
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- y ekseni
- y sarkık
- y-ekseni
- y. yard goods yarda ile satılan kumaş.cubic yard yarda küp
- ya
- ya ! I had rather go. Gitmeyi tercih ederim. Bana kalırsa gideceğim. I had rather not do it. Yapmasam daha iyi.
- ya ... ya
- ya ... ya da
- ya da
- ya hep ya hiç
- ya meraktan, ya yaraktan
- ya o ya bu
- ya öbürü. at sixes and sevens tam bir düzensizlik içinde
- ya özgü bir çeşit büyük maymun
- ya … ya da
- ya- vaş koşmak. jogging ağır ağır ilerleme
- yaba
- yaban
- yaban arısı
- yaban asması
- yaban baklası
- yaban defnesi
- yaban domuzu
- yaban enginarı
- yaban eşeği
- yaban fesleğeni
- yaban hayatı
- yaban hayatı koruma
- yaban kazı
- yaban kedisi
- yaban keçisi
- yaban koyunu
- yaban mersini
- yaban mersini.
- yaban nanesi
- yaban otu
- yaban pancarı
- yaban sümbülü
- yaban tavuğu
- yaban tavuğu.
- yaban teresi
- yaban turpu
- yaban yasemini
- yaban yulafı
- yaban çileği
- yaban öküzü
- yabana atılmaz.
- yabanarısı
- yabancı
- yabancı anahtar
- yabancı bir üIkede yaşayan aynı milletdenen insanlar topluluğu
- yabancı dil
- yabancı düşmanlığı veya korkusu.
- yabancı düşmanı
- yabancı korkusu
- yabancı memleketler. for the most part çoğunlukla
- yabancı memleketten getirtmek
- yabancı sevmez
- yabancı uyruklu
- yabancı özellikleri olan
- yabancı. Unknown Soldier Meçhul Asker.
- yabancıların kurdukları alış veriş yeri
- yabancılaşma
- yabancılaştırma
- yabancılaştırmak
- yabancılık
- yabancılık.
- yabani
- yabani akdiken
- yabani bitki
- yabani domuz
- yabani enginar
- yabani görünüşlü
- yabani gül
- yabani havuç
- yabani hayvan.
- yabani kaz sesi
- yabani kimyongiller
- yabani kuş avlamak. barnyard fowl kümes hayvanı. Cochin fowl çin tavuğu. guinea fowl Hint tavuğu
- yabani lahana
- yabani marul
- yabani mercanköşk
- yabani ot
- yabani pirinç
- yabani tavşan
- yabani ıspanak
- yabanileşmek. They ran out of money. Parasız kaldılar. We are running out of time. Zamanımız daraldı.
- yabanileşmek. wild'ly vahşice
- yabanilik
- yabanilik.
- yabansı
- yabansılık: dışmerkezlilik .
- yabanturpu
- yabantırak
- yabanıl
- yabanıl hayat
- yabanıl hayvanlar.
- yabgu
- yad etmek. Remember me to him. Benden selam söyleyin. remembrance hatırlama
- yada
- yadacı
- yadigâr
- yadigâr hatıra
- yadlık
- yadsıma
- yadırgamamak. Make yourself at home. Kendi evinizde imiş gibi hareket edin
- yadırganan
- yadırgatıcı
- Yafa
- Yafa portakalı.
- yafta
- yafta yapıştıran kimse
- yaftacı
- yahni
- Yahoo!
- Yahuda
- Yahudi
- Yahudi aleyhtarı. anti-Semit'ic Yahudilerin aleyhinde olan. anti-Sem'itism Yahudi aleyhtarlığı.
- Yahudi Almancası
- Yahudi Arapçası
- Yahudi İspanyolcası
- Yahudi Soykırımı
- Yahudi tarihinde krallardan önce hüküm süren hâkimlerden biri
- Yahudi Özerk Oblastı
- Yahudilik
- Yahudiye
- Yahya
- yak
- yaka
- yaka paça. kapı dışarı etmek.
- yaka takmak
- yakadan geçirmek
- yakala bakalım ! try conclusions with ile boy ölçüşmek. try one' hand at denemek
- yakaladım
- yakalama
- yakalama ödülü
- yakalamak
- yakalanmak
- Yakalanmaz. slipperily kaygan olarak
- yakalayan şey veya kimse
- yakalayarak
- yakalayıp hapse atmak. run into tesadüf etmek
- yakalayış
- yakalı karga
- yakalı kocabaş
- yakalı lori
- yakamoz
- yakan kimse
- yakan şey veya kimse
- yakantop
- yakarmak
- yakartop
- yakarış
- yakasına yapışmak
- yakasına yapışmak. button-holer ilik açan alet veya kimse.
- yakasına yapışmak. lay in çokça tedarik etmek
- yakayı kurtarmak We're in a pretty scrape. Ayıkla şimdi pirincin taşını.
- yakayı kurtarmak.
- yakayı sıyırmak. evade a Iaw kaçamak yolu ile bir kanundan kurtulmak.
- yaklasmamak
- yaklaşan
- yaklaşma
- yaklaşma.
- yaklaşmak
- yaklaşmakta olan
- yaklaştırma
- yaklaştırmak
- yaklaştırmamak. hold back zapt etmek
- yaklaşık
- yaklaşık iki ton.
- yaklaşık miktar
- yaklaşık olarak
- yaklaşık olarak . same here ben de. sameness aynılık
- yaklaşık olarak eşit
- yaklaşık olarak.
- yaklaşık olarak. rough'ness kabalık
- yaklaşılabilir
- yaklaşılamaz. inaccessibility erişilmezlik yaklaşma imkansızlığı. inaccessibly erişilemez bir şekilde.
- yaklaşılmaz
- yaklaşım
- yaklaşıp durmak .
- yaklaşıp laf açmak. speak for lehinde söylemek
- yakma
- yakmak
- yakmalık
- yaknesak
- Yakub
- yakudî
- Yakup
- Yakup peygamber
- Yakup.
- yakut
- yakut rengi
- yakut tepeli çalı kuşu
- yakuta benzer
- Yakutistan
- Yakutça
- yakı
- yakı yapıştırmak
- yakıcı
- yakıcı alet
- yakıcı madde
- yakıcı şey
- yakıcı şey. blue vitriol göztaşı. vitriolic zaç yağına ait
- yakıcı. scathingly acı acı
- yakılmak
- yakım ocağı. combustion gases yakım gazları. combustion motor yakımlı motor. combustion period yanma süresi
- yakın
- yakın anlamlı
- yakın arkadaş
- yakın birbirine yakın
- yakın dost
- Yakın Doğu
- yakın gelecekte
- yakın gelmek. trench warfare siper harbi.
- yakın komşular. in the neighborhood of a hundred kilo meters yaklaşık olarak yüz kilometre.
- yakın olma.
- yakın olmak
- yakın olmak. border on sınır komşusu olmak
- yakın out of doors dışarıya
- yakın zamanlarda
- yakın zamanlarda. lately yakın zamanlarda
- Yakın Çağ
- yakın.
- yakın. approximately yaklaşık olarak
- yakın. immediately hemen
- yakın. imminence olabilecek durum
- yakın. near at hand yakın. near beer hafif bira. nearby yakın
- yakına gelmek
- yakına gelmek.
- yakına getirmek
- yakına getirmek. approxima'tion tahmin
- yakınan sızlanan
- yakında
- yakında olmuş
- yakında vaki olma sından korkulan
- yakında çıkacak
- yakında. be hard put to it zor durumda olmak
- yakından
- yakından takip etmek. tread water el ve ayakların hafif hareketleriyle su içinde dik durmak.
- yakınlarda. lateness geç olma
- yakınlaştırmak
- yakınlık
- yakınlık duymak
- yakınma
- yakınma. peeved at -e küskün.
- yakınmak
- yakınsak dizi
- yakınında
- yakınında durmak