LexiTurk← Dictionary

Turkish words: V

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • virolog
  • viroloji
  • virtüöz
  • virus
  • virülans
  • virüs
  • virüse ait.
  • virüsten meydana gelmiş
  • vise.
  • viseral
  • viski
  • viski ve vermutla yapılmış bir içki. Manhattan District atom bombası. planının şifreli ismi.
  • viskili.
  • viskoz
  • viskozite
  • vitamin
  • vitamin.
  • vitaminsizlik
  • vites
  • vites değiştirmek
  • vites kolu
  • vites kutusu
  • viteslemek
  • vitray
  • vitrin
  • vivacity canlılık
  • vivipar. viviparousness yavru doğurma kabiliyeti veya hali
  • vixenly dişi tilki gibi
  • viyadük
  • viyaklama
  • viyaklamak
  • Viyana
  • Viyana.
  • Viyanalı
  • Viyanalı.
  • viyola
  • viyola çalan kimse.
  • viyolonist.
  • viyolonsel
  • viyolonsel.
  • vize
  • vize etmek
  • vizite
  • vizon
  • vizyon
  • vizyoner
  • vizör
  • vişne
  • vişne rengi
  • Vişnu
  • Vladimir
  • Vladimir Oblastı
  • Vladivostok
  • VLBK
  • vlog
  • vlogcu
  • vlogculuk
  • vodvil
  • vokabüler
  • vokal
  • vokalist
  • vokatif
  • volan
  • Volapük
  • volatility buharlaşabilme.
  • vole
  • vole vurmak.
  • voleybol
  • voleybol topu
  • voleybol.
  • voleybolcu
  • volfram
  • Volgograd Oblastı
  • volkan
  • volkan gibi
  • volkan, yanardağ
  • volkan. volcanist yanardağ uzmanı.
  • volkanik
  • volkanik kül
  • volkanik patlama
  • volkanizma
  • volkanolog
  • volkanoloji
  • Volkswagen
  • Volkswagenin ufağı
  • Volofça
  • volt
  • volt.
  • Volta Bölgesi
  • volta etmek.come acrossrast gelmek
  • voltaj
  • voltaj.
  • voltmetre
  • volume
  • vombat
  • von
  • von.
  • voracity oburluk.
  • Vorarlberg
  • Vosges
  • Vosvogen
  • Vosvos
  • votka
  • votka.
  • Votça
  • voyvoda
  • voyvodalık
  • VPİ
  • VTYS
  • vu cudunu kıvırmak
  • vucuda getirmek
  • vucudunu iyi muhafaza etmek.
  • vucütlü
  • vudu
  • vuku bulmak
  • vuku bulmak .take potluck Allah ne verdiyse beraber yemek. take possession kullanmak
  • vuku bulmakta
  • vuku buluncaya kadar
  • vukuf
  • vukuf. intelligence bureau istihbarat bürosu. intelligence quotient zekâ bölümü
  • vukuflu
  • vukuunda
  • Vulcan selamı
  • vulg. dürzü
  • vulger
  • Vulkan selamı
  • Vulkan. Vulcan powder kayaları parçalamak için kullanılan bir çeşit dinamit. Vulcan'ian tanrı Vulkan'a ait
  • vulkanizasyon
  • vulva
  • vupkan
  • vuramamak
  • vuran kimse
  • vuran kimse veya şey
  • vurarak delik açmak
  • vurdumduymaz
  • vurdumduymazlık
  • vurgu
  • vurgu işareti
  • vurgulama
  • vurgulamak
  • vurgulamak. stress accent vurgulama.
  • vurgulanan
  • vurgulanmış
  • vurgulu
  • vurgun
  • vurgun sağlayan teşebbüs.
  • vurgun.
  • vurgun. get stuck saplanmak
  • vurguncu
  • vurguncu kimse
  • vurgunculuk
  • vurgunculuk.
  • vurgusuz
  • vurgusuz tempolu
  • vurma
  • vurma çalgılar
  • vurmak
  • vurmak. flapjack tavada pişerken silkerek çevrilen bir çeşit börek.
  • vurmak. strokesman stroke oar hamlacı. stokingly okşayarak.
  • vurmamak
  • vurucu
  • vurulan yer
  • vuruldum
  • vurulma
  • vurulmak
  • vurulup ölmek. kissable öpülmeye değer
  • vurup kaçmak
  • vuruş
  • vuruş sesi
  • vuruş tesiri
  • vuruş.
  • vuruş. chopping block kütük.
  • vuruşma
  • vuvuzela
  • vuzuh
  • vuzuh.
  • vuzuha kavuşturma.
  • vuzuhla
  • vâkıf
  • vâris
  • vâris olmak
  • vâris.
  • vâsi
  • vâsi. diffusely yaygın olarak. diffuseness yaygınlık.
  • vâsıl olmak
  • Võro dili
  • vücuda dövme yapmak
  • vücuda getirmek
  • vücudu kuvvetlendirici
  • vücudun bir yerini yıkamak veya yumuşatmak için kullanılan ilaçlı su
  • vücudunu ortadan kaldırmak
  • vücut
  • vücut bulmak
  • vücut bulmuş
  • vücut dili
  • vücut geliştirici
  • vücut geliştirme
  • vücut geliştirmeci
  • vücut kazandırmak
  • vücut kılı
  • vücut organ larının görev ve hareketlerine ait
  • vücut vermek
  • vücut yapısı
  • vücut ısısı
  • vücut: kemikten yapılmış bir şey
  • vücutça.
  • vücutçu
  • vüsat
  • vüsat.
  • vıcık vıcık olma sesi
  • vıcık vıcık yerde yürümek
  • vın
  • vınlamak
  • vıraklama
  • vıraklamak
  • vız
  • vız geçmek
  • vızlamak
  • vızıldamak
  • vızıldayan
  • vızıltı
  • vızıltı halinde konuşmak veya ses çıkarmak
  • vızıltıya benzer bir ses çıkarmak
  • vızıltıya benzer ses çıkaran elektrik zili.
  • vızıltıya benzer seslerle haberleşmek
← PreviousPage 4 of 4