LexiTurk← Dictionary

Turkish words: T

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • T cetveli
  • t. tedavi etmek
  • t. çürümek
  • t. şantaj
  • t/b alet ile ağzım açık tutmak
  • t/b ağzı açık tutmak için agıza sokulan alet
  • ta
  • ta kendisi
  • ta ki. in reply to -e cevaben
  • ta savvur
  • ta ötede. be over with bitmiş veya bitirmiş olmak. fall over düşmek
  • ta'lim
  • ta'lim buyurmak
  • ta- banca menzili. pistolwhip tabanca namlusu ile vurmak.
  • taaffun etmek
  • taahhut
  • taahhüt
  • taahhüt altına girmiş
  • taahhüt etmek
  • taahhüt etmek.
  • taahhüt.
  • taahhütlerini yerine getirmemek
  • taahhütlü olarak göndermek
  • taalluk
  • taalluk etmek
  • taam
  • taammüden
  • taammüdi
  • taannüt
  • taarruz
  • taarruz edilemez. inviolabil'ity
  • taarruz etmek
  • taassup
  • taassupla. fanaticize tutuculuğa sevk etmek. fanaticism tutuculuk
  • taba rengi
  • tabak
  • tabak gibi
  • tabaka
  • tabaka.
  • tabakalar halinde dizmek
  • tabakalı.
  • tabakhane
  • tabakhane.
  • tabaklama
  • tabaklamak
  • tabaklamak.
  • tabaklanmış
  • tabaklanmış deri
  • taban
  • taban duru
  • taban tepmek
  • taban tepmek: dans etmek. on the hoof ayakta
  • taban terazisi
  • taban ücret
  • taban. on a better footing than ever araları her zamankinden daha iyi.
  • tabana kuvvet koşmak
  • tabanca
  • tabanca .
  • tabanca horozu
  • tabanca ile vurmak. pistol grip tüfeklerde tabanca kabzasına benzer yer. pistol shot tabanca ateşi
  • tabanca kılıfı
  • tabanca mantarı: tapa
  • tabanca tehdidiyle soyma
  • tabancada tetik ile hareket ettirilen bir kısım
  • tabandan çıkan
  • tabanlı
  • tabanlık
  • tabansız
  • tabanına ağırlık vererek yurüyen hayvan.
  • Tabasaran dili
  • tabasbus
  • Tabasco
  • tabela
  • taben
  • tabetme
  • Tabgaç
  • tabi
  • tabi kılmak
  • tabi kılmak.
  • tabi kılmak. subordina'tion ikinci derecede veya planda olma
  • tabi olanlar
  • tabi olarak.
  • tabi olma
  • tabi olmak
  • tabi olmak. adaptable uysal
  • tabi oluş
  • tabiat
  • Tabiat Ana
  • tabiat bilgisi.
  • tabiat kanunu
  • tabiat manzarası
  • tabiat resmi
  • tabiat sureti
  • tabiat zıtlığı.
  • tabiata aykırı
  • tabiata uygun
  • tabiatta
  • tabiattan üstün
  • tabiatüstü
  • tabiatında var olan. be inherent in a thing bir şeyin aslında veya tabiatında mevcut bulunmak. inherently tabiatında
  • tabii
  • tabii bilim
  • tabii gelen şey.
  • tabii ilim
  • tabii ki
  • tabii kuvvete ait
  • tabii olarak.
  • tabii olmayan
  • tabii olmayan abnormal'ity anormallik
  • tabii sesleri yansılayan kelimeleri kullanma
  • tabii. at work iş başında
  • tabii. the thing moda
  • tabiiyet
  • tabip
  • tabir
  • tabir etmek
  • tabir.
  • tabiri caize
  • tabiye
  • tabiyeci.
  • tabiyeye ait
  • tabla
  • tablakâr
  • tablet
  • tablet bilgisayar
  • tablo
  • tabloid
  • tabu
  • tabur
  • taburcu etme
  • taburcu etmek
  • tabure
  • tabut
  • tabut taşıyan kimse
  • tabya
  • tabı
  • Tac Mahal
  • Tacik
  • Tacikistan
  • Tacikistan Cumhuriyeti
  • Tacikistanlı
  • Tacikçe
  • tacil etme
  • tacil etmek
  • tacir
  • tacir tüccar
  • taciz
  • taciz edici
  • taciz et mek
  • taciz etmek
  • taciz etmek.
  • taciz etmek. His hair stood on end. Tüyleri ürperdi. Iet one' hair down ABD
  • Tacuarembo Departmanı
  • tadat
  • tadil
  • tadil etmek
  • tadı kaçmış
  • tadı olmak. taste blood galip gelmekten büyük bir zevk almak. taste of tatmak
  • tadı tuzu yerinde olan
  • tadım
  • tadımlık miktar
  • tadına bakmak
  • tadını artırmak
  • tadını iyi bulmak
  • tadını kaçırmak
  • tadını çıkarmak
  • taflan
  • tafra
  • tafsilat
  • tafsilatlı
  • tafsilatıyla anlatmak
  • tafsilât
  • tafsilât. in particular özellikle
  • tafsilâtlı
  • tafsilâtın bir maddesi
  • tafta
  • Tagalog
  • Tagalogca
  • tahakkuk
  • tahakkuk etmek
  • tahakkuk ettirmek. substantia'tion gerçekleme.
  • tahakkum
  • tahakküm
  • tahakküm etmek
  • tahakküm.
  • tahammül
  • tahammül edilmez
  • tahammül edilmiş
  • tahammül etme
  • tahammül etmek
  • tahammül gücü.
  • tahammül olunamaz. insufferably tahammül olunamayacak derecede.
  • tahammül olunmaz. intolerabil'ity dayanılmaz hal. intolerably çekilmez derecede.
  • tahammülle.
  • tahammüllü
  • tahammülsüz
  • tahammülsüz. intolerance müsamahasızlık
  • tahammülü mümkün
  • tahammür
  • tahammür etmek
  • tahammür: galeyan
  • taharet
  • taharet musluğu
  • taharetlenmek
  • tahattur
  • tahavvül
  • tahavvül etmek. fluctua'tion düzensiz değişim.
  • tahayyul etmek
  • tahayyül
  • tahayyül etmek
  • tahayyül etmek. visualiza'tion gözünde canlandırma.
  • tahdit
  • tahdit eden
  • tahdit edici şey
  • tahdit edilmiş
  • tahdit etmek
  • tahdit etmek. cabin boy kamarot. cabin class ikinci sınıf.
  • tahdit.
  • tahin
  • tahin helvası
  • tahin.
  • tahkik
  • tahkik edilebilir
  • tahkik etmek
  • tahkikat
  • tahkiki mümkün.
  • tahkim
  • tahkim etmek
  • tahkimat
  • tahkir
  • tahkir eden
  • tahkir etmek
  • tahlil
  • tahlil eden tahlil kabiliyeti olan kimse
  • tahlil etmek
  • tahlil etmek. test case deney olarak yapılan dava. test paper kimyasal maddelerin tesiriyle rengi değişen kağıt
  • tahlil için kullanılan ecza
  • tahlil. dissection teşrih
  • tahlilci
  • tahlili
  • tahliye
  • tahliye cihazı
  • tahliye etme veya edilme
  • tahliye etmek
  • tahliye etmek.
  • tahliye için kefalet
  • tahliye.
  • tahmil
  • tahmil etmek
  • tahmin
Page 1 of 20Next →