Turkish words: S
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- sebore
- Sebt
- Sebt Günü
- sebt gününe ait
- Sebuano dili
- sebze
- sebze bahçesi
- sebze bahçesi. vegetable kingdom bitkiler âlemi. vegetable marrow kabak
- sebze çorbası
- sebze.
- seccade
- seccade.
- secde
- secde ayeti
- secde etmek
- secip defetmek
- seciyeye ait
- secondly ikinci olarak
- secy.
- seda
- sedalı
- sedanter
- sedasız.
- sedef
- sedef hastalığı
- sedef otu
- sedef otugiller
- sedefotu
- sedimantoloji
- sedir
- sedir ağacı
- sedye
- sedye. sedan chair tahtırevan.
- sedye. stretcherbearer sedye taşıyan hastabakıcı.
- sedyeci
- sefa
- sefa sürmek.
- sefahat
- sefahat.
- sefahate dalmak. dissipated müsrif
- sefahate düşkün
- sefalet
- sefalet getiren
- sefalete düşürmek
- sefaret
- sefaret erkânı.
- sefarethane
- sefareti ilgilendiren. ambassador -at-large belirli bir memlekette devamlı görevli olmayan büyükelçi.
- sefer
- seferber
- seferber etmek
- seferberlik
- seferberlik.
- sefere ait. running account cari hesap
- sefih
- sefih adam
- sefil
- sefil kimse
- sefil. squalidity
- sefillik
- sefilâne
- sefir
- sefir ve maiyeti
- segirtmek
- Segovia ili
- seher
- seher.
- sehir kırlangıcı
- sehpa
- sehven. errorless hatasız.
- sek
- sekans
- sekansiyel
- sekant
- seke seke dolaşmak
- seke seke yürümek
- seken sey veya kimse
- Sekendiz
- sekene
- sekerek gitmek.
- sekerek yürüyen bir çeşit böcek.
- sekeri.
- seki
- sekilde çalışmak.
- sekilde.
- sekiz
- sekiz bin
- sekiz buçuk
- sekiz köşe ve kenarlı şey veya şekil
- sekiz kısımdan ibaret olan şey
- sekiz mısralı şiir
- sekiz notalık ara
- sekiz taraflı yapı veya yer. octagonal sekiz kenarlı.
- sekiz yüz
- sekiz yüzlü
- sekizde bir
- sekizde bir. eighth note sekizlik nota
- sekizgen
- sekizinci
- sekizinci sınıf
- sekizli
- sekizli kuralı
- sekizlik perde tertibi
- sekizucay
- sekizyüzsel yörüngeç
- sekme
- sekmek
- sekoya
- sekreter
- sekreter kuşu
- sekreterlik
- sekreterliğe ait.
- seks
- seks düşkünü kadın
- seks hayatı
- seks işçisi
- seks kuvvetine sahip olma. sexually cinsel bakımdan.
- seks kölesi
- seks müptelası kadın
- seks partisi
- seks pozisyonu
- seks yapmak
- seksapel
- seksapel. sexless eşeysiz
- sekse düşkün adam
- seksek
- seksek oyunu.
- seksen
- seksen altı
- seksen beş
- seksen bir
- seksen dokuz
- seksen dört
- seksen iki
- seksen sekiz
- seksen yaşında
- seksen yedi
- seksen üç
- seksende bir.
- sekseninci
- seksenler
- seksi
- seksoloji
- sekstant
- sekstilyon
- seksyon
- seksüel
- sekte
- sekter
- sektirmek
- sektör
- sekülarist
- seküler
- sekülerizm
- sekülerlik
- sel
- sel basma
- sel basmak
- sel gibi
- sel gibi akmak
- sel kumu
- sel kumu. make one's deposition yeminle yazılı ifade vermek.
- selam
- selam vermek
- selam çakma
- selam. greeting card tebrik kartı.
- selam. remembrancer hatırlatıcı şey veya kimse
- selamet
- selametle
- selamlama
- selamlamada top atışı
- selamlamak
- selamlar olsun
- selamlaşma
- selamlaşmak .
- selamünaleyküm
- Selanik
- Selanikli
- selden meydana gelen
- sele
- selef
- Selefî
- Selefîlik
- selek
- seleksiyon
- selen.
- Selenge
- selenyum
- self determinasyon
- selfie
- selfie kaşığı
- selika
- selim
- selis üslup. Iand flowing with milk and honey süt ve bal akan diyar
- Selma
- selme takmak
- selofan
- Seltzer water maden sodası.
- selvi
- selviçe
- selâm
- selâm durmak .
- selâm duruşu
- selâm göndermek
- selâm verirken ayağını sürterek geri çekmek
- selâm verme
- selâm vermek
- selâm çakmak
- selâmet
- selâmetle. fare forth yola çıkmak. fare ill işleri yolunda gitmemek. fare sumptuously bol bol yiyip içmek
- selâmette
- selâmlama
- selâmlamak
- selâmlar
- Selçuk
- Selçukluca
- selülit
- selüloz
- sem
- sema
- semada olan
- semada.
- Semadirek
- semafor
- semahat
- semantik
- semantik. semantic anlamsal.
- Semarang
- semaver
- semavi
- semaya yukselme
- sembol
- sembolik
- sembolizm
- sembolizm.
- sembolü mavi olan bir zümrenin üyesi
- sembolü olmak
- sembolü olmak. token money itibari para
- semender
- semendergiller
- semer
- semer vurmak
- semer yastığı
- semere
- semere benzer şey
- semere. have the run of girme izni olmak. in the long run zamanla
- semereli
- semereli. prolifically verimli olarak
- semeresini almak. reaping hook orak. reaping machine orak makinası
- semeresiz