LexiTurk← Dictionary

Turkish words: S

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • serpinti
  • serpiştirmek
  • serpme
  • serpme ağ
  • serpme ile balık avlamak.
  • serpmek
  • sersem
  • sersem etmek
  • sersem.
  • sersem. drowsily uyuşuklukla
  • sersem. sheepishly utanarak
  • sersemce
  • sersemleme
  • sersemleme.
  • sersemlemek
  • sersemlemek. giddily başı dönerek
  • sersemlemiş
  • sersemlemiş olarak. giddiness baş dönmesi
  • sersemletici
  • sersemletici darbe
  • sersemletici. stunningly insanın aklını başımdan alacak surette.
  • sersemletmek
  • sersemletmek . dullard ahmak kimse. dullish donuk
  • sersemletmek. dizziness baş dönmesi
  • sersemleşme
  • sersemleştirmek
  • sersemlik
  • sersemlik kabilinden
  • sersemlik. dizzily sersemcesine
  • serseri
  • serseri bir hayat sürmek
  • serseri kimse
  • serseri kimse.
  • serseri mayın
  • serseri olmak.
  • serseri veya dilenci kimse
  • serseri.
  • serseri. The road has drifted badly. Yol karla tıkanmış.
  • serserice dolaşmak
  • serserice yürümek
  • serserilik etmek
  • serserilik etmekte.
  • sert
  • sert bir yüzeye ritmik bir şekilde parmaklarla vurmak
  • sert bir şekilde. fierceness şiddet
  • sert bira . stout'hearted cesur
  • sert buğday
  • sert damak
  • sert damak. soft palate damağın geri kısmı
  • sert darbelerle vurmak
  • sert dil. language arts okuma
  • sert disk
  • sert etkili
  • sert furi ously öfkeyle
  • sert içki
  • sert içki. stand drinks herkese içki ikram etmek.
  • sert kat
  • sert mücadele.
  • sert rüzgâr
  • sert su
  • sert tabaka
  • sert tabiatlı
  • sert ve kati bir şekilde.
  • sert ve kesik ses
  • sert.
  • sert. ac'rimony acılık
  • sert. disagreeableness uygunsuzluk
  • sert. unkindly sertçe
  • sertifika
  • sertifikasyon
  • sertleşme
  • sertleşme bozukluğu
  • sertleşmek
  • sertleştirme
  • sertleştirmek
  • sertlik
  • sertlik .
  • sertlik.
  • sertlikle
  • sertlikle coldness soğukluk.
  • sertçe
  • sertçe. rude'ness kabalık.
  • serum
  • serum. blood strange sıçan kuyruğu
  • seruven
  • server
  • servet
  • servet avcısı. fortuneteller falcı. fortunetelling falcılık. make a fortune zengin olmak
  • servet kaynağı. gold rush altına hücum. gold standard para değerinde altını esas tutma usulü
  • servet sahibi
  • servet sahibi: mümbit
  • servet sahipleri. riches zenginlik
  • servet.
  • servet. tangibil'ity
  • serveti ile meşhur Lidya kralı Krezüs
  • servetine güvenen. purse-strings kese bağları
  • servi
  • servigiller
  • servikal kanser
  • serviks
  • serviks kanseri
  • servis
  • servis atan oyuncu
  • servis dışı
  • servis etmek
  • servis kaşığı
  • servis kırmak
  • servis odaklı mimari
  • servis yapmak
  • servis yapmak.
  • servlet
  • seryum
  • serzeniş
  • serzeniş etmek
  • serzenişe lâyık.
  • serçe
  • serçe dili
  • serçe otu
  • serçe parmak
  • serçe parmağı
  • serçeye benzer kuş. sparrow hawk atmaca
  • serüven
  • serüvencilik
  • serüvenli
  • ses
  • ses ayarı
  • ses bilgisi
  • ses bilimci
  • ses bilimi
  • ses değişmesi
  • ses duvarı
  • ses düzeni
  • ses erimi
  • ses erimi. hearing aid kulaklık
  • ses geçirmez
  • ses geçirmez hale koymak.
  • ses gibi
  • ses ilmine ait
  • ses logosu
  • ses mühendisliği
  • ses perdesi
  • ses perdesine ait. tonally ses perdesine dikkat ederek.
  • ses rengi
  • ses sinyali
  • ses tanıma
  • ses teli
  • ses tonunun yükselip alçalma şekli
  • ses vermek
  • ses vermez
  • ses veya ses perdelerine ait
  • ses veya çalgı ile müzik yapmak
  • ses yitimi
  • ses yüksekliği. out loud normal konuşma sesi ile
  • ses yükseltmek
  • ses çıarmak
  • ses çıkarmadan.
  • ses çıkarmak
  • ses çıkarttırmak
  • ses özelliği
  • ses şiddeti
  • sesbilgisi
  • sesbilimsel
  • sesbirim
  • sesgeçidi
  • sesi aksettirme
  • sesi boğmak
  • sesi boğmak için kullanılan örtü veya sargı
  • sesi uzatıp şiddetlendirme özelliği
  • sesi yükseltme aleti. loudvoiced yüksek sesli. loudly yüksek sesle
  • sesin titremesi
  • sesin tizleşrnesi
  • sesin veya çalgının yükseldiği derece
  • sesin yankılanmasından faydalanarak bir cismin bulunduğu yön ve uzaklığı saptama.
  • sesin yükselip artması
  • sesini kesmek. Hush! Susun! hush money susmalık
  • sesini kestirmek
  • sesini yükseltmek. cry over spilt milk boşuna üzülmek
  • sesle ifade edilmiş
  • sesle söylenen
  • seslem
  • sesleme
  • seslendirme
  • seslendirme sanatçısı
  • seslendirmek
  • seslenme durumu
  • seslenme hâli
  • seslenme. hail fellow well met samimi dost
  • seslenmek
  • seslenmek. singable şarkı gibi söylenebilir
  • sesleri yansılayan.
  • seslerin uyması
  • seslerin uyumu
  • sesli
  • sesli harf
  • sesli harf gibi veya ona ait
  • sesli harf kabilinden. vowel harmony ses uyumu. vowel point hareke
  • sesli kitap
  • sesli sesli
  • sesli uyumu
  • sesli şamar
  • sesli.
  • seslice
  • seslilik
  • sessiz
  • sessiz alan
  • sessiz film
  • sessiz harf
  • sessiz kuğu
  • sessiz sedasız
  • sessiz sinema
  • sessiz.
  • sessiz. uneventfully hadise olmadan.
  • sessizce
  • sessizce hareket etmek
  • sessizce ortadan kaybolmak
  • sessizce yürümek
  • sessizce yürümek.
  • sessizlik
  • sesten hızlı olguları inceleyen bilim dalı. supersonic transport süpersonik araç.
  • sesten hızlı. supersonics süpersonik ilmi
  • sesteş
  • sesyazar
  • sesçik. phonetic alphabet fonetik alfabe. phonetic spelling fonetik imlâ. phonetically fonetik olarak. phonetics sesbilim
  • sesçil
  • set
  • set apart ayırmak
  • set gibi yüksek nehir kenarı
  • set yapmak
  • set çekmek
  • set üstü kutusu
  • set. sustained devamlı.
  • seter
  • Seul
  • Sevahilice
  • sevap
  • sevap.
  • sevda
  • sevda papağanı
  • sevdalanmış
  • sevdalinka
  • sevdalı
  • sevdicek
  • sevdirmek
  • sevdirmek attached bağlı
  • seve seve
  • seve seve. willingness isteyerek yapma
  • sevecen
  • sevecen.
  • sevecenlik.
  • seven
← PreviousPage 10 of 25Next →