Turkish words: R
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- r İngiliz alfabesinin on sekizinci harfi. the three R' okuma
- ra- hatsızlık
- Rabat
- rabbi
- rabbit warren evcil tavşan üretmeye mahsus kafes veya yer. rabbit punch enseye indirilen el darbesi. rabbity tavşana benzer
- rabona
- rabıt
- rabıta
- rabıta. ligamen'tal
- rabıtasız
- raci olmak
- racquet raket
- radar
- radiancy parlaklık
- radical railroad
- radika
- radikal
- Radikal Partiden bir kimse
- Radikal Partiye ait
- radikalizm
- radikalleştirme
- radikallik.
- radon
- radon.
- radya tör
- radyan
- radyasyon
- radyasyondan korunma
- radyatör
- radyo
- radyo alıcı veya vericisi
- radyo dalga
- radyo dalgaları.
- radyo dalgası
- radyo dinlemek. listening post düşman hattına yakın dinleme noktası.
- radyo ile kontrol edilen ve içinde kimse olmayan uçak veya gemi
- radyo ile yayımlamak
- radyo ile yayın yapmak
- radyo ile yayınlamak
- radyo istasyonu
- radyo kasası
- radyo oyunu
- radyo programı
- radyo teleskobu
- Radyo Televizyon Üst Kurulu
- radyo telsiz telgraf veya telefon
- radyo tüpü olmayan. solid-state physics katı maddelerle uğraşan fizik dalı.
- radyo yayını
- radyoaktif
- radyoaktif atık
- radyoaktif bozunum
- radyoaktif kaynak
- radyoaktif parçalanma
- radyoaktif ışınlar yaymak. radia'tion bir merkezden yayılarak dağılma
- radyoaktivite
- radyobiyoloji
- radyoda mikrofon tertibatı
- radyoda saati bildiren hafif vuruşlardan biri
- radyoda ses alma. reception room bekleme odası.
- radyoetkinliği.
- radyografi
- radyolog
- radyoloji
- radyoloji.
- radyolojik
- radyolokasyon.
- radyometre
- radyotelefon
- radyotelgraf
- radyoterapi
- radyoya veya telsiz telgrafa ait
- radyum
- raf
- raf gibi düz çıkıntı
- raf ömrü
- rafa kaldırılmış. shelf'y raflarla dolu
- rafa koymak
- rafadan
- rafinaj
- rafine
- rafine edilmemiş
- rafineri
- raflar
- rafting
- rafya
- Rafızilik
- ragbi
- ragmen.
- rahat
- rahat etmek
- rahat etmek için bir yere sokulup sarınmak
- rahat ettirmek
- rahat içinde yaşama.
- rahat oturamamak
- rahat rahat
- rahat verici
- rahat vermemek
- rahat vermez. troublesomely zahmetli olarak. troublesomeness zahmetlilik.
- rahat yaşama. makeone' living hayatını kazanmak
- rahat.
- rahata kavuşmuş. hold one' peace susmak
- rahatlamak
- rahatlamak.
- rahatlatmak
- rahatlatmak. help one out kurtarmak
- rahatlatıcı
- rahatllk
- rahatlık
- rahatlık.
- rahatslz etmek
- rahatslzllk.
- rahatsız
- rahatsız bir yerde yatmak. bunkhouse işşi yatakhanesi.
- rahatsız edici
- rahatsız edilmemiş.
- rahatsız etmek
- rahatsız etmeyin
- rahatsız olmak
- rahatsız.
- rahatsızlanmak
- rahatsızlık
- rahatsızlık.
- rahatsızlık. annoying sinirlendirici
- rahatta
- rahatça
- rahatçı vardiya.
- rahatını bozmak
- rahatınıza bakın.
- rahatIık
- Rahel
- rahibe
- rahibe manastırı.
- rahibe turnası
- rahibe. religiously dindarane
- rahibelerin bulunduğu manastır.
- rahibelerin kullandığı boynu ve göğsü örten keten örtü
- rahim
- rahim ağzı kanseri
- rahim boynu
- rahim boynuyla ilgili.
- rahimde bulunan
- rahimde hayat belirtisi göstermek
- rahip
- rahiplik mesleği
- rahle
- Rahman
- rahme ait
- rahmet
- rahmetli
- Rahmân
- rahne
- rahvan gitmek.
- rahvan yürüyüş
- rail against dil uzatmak
- railway demiryolu
- raise hell
- rakam
- rakamlar
- rakamları eğrilerle ifade eden sistem
- rakee rakı.
- raket
- raketle havada uçurulan ucu tüylü mantardan yapılmış top
- rakibi ile karşılaşmak.
- rakip
- rakip olan
- rakip olmak
- rakiplik
- rakipsiz
- rakit.
- Rakka
- rakkas
- rakkase.
- rakkasın sallama mesafesi
- raks
- raks etmek
- rakun
- rakungiller
- rakı
- rakı fabrikası
- rakım
- rakım, yükseklik
- ralli
- ram
- ramazan
- Ramazan Bayramı
- Ramazan Ramazan.
- ramen
- rampa.
- rampacı
- rancher kovboy
- rancidness ekşilik
- randevu
- randevulaşma
- randevulaşmak
- randıman
- randıman dü- şüklüğü.
- randıman oranı
- randıman oranı yüksek olan
- ranidafobi
- rant
- rantiye
- rantçı
- rantçılık
- ranza
- ranzada yatmak
- rapaciousness açgözlülük
- Rapanui dili
- rapor
- rapor vermek veya yazmak
- rapor.
- rapor. certificate of registry gemi tasdiknamesi. stock certificate hisse senedi.
- raporlamak
- rapsodi
- raptetme
- raptetmek
- raptetmeye mahsus herhangi bir şey
- raptiye
- rapçi
- rare
- Ras Tanura
- rasat
- rasathane
- rasgele
- rasgele bulmak
- rasgele cinsel ilişkide bulunan. pro - miscuously ayrımsız olarak.
- rasgele devinim
- rasgele değişken
- rasgele olan
- rasgele oluş: tesadüfi
- rasgele vuruş. chamber pot lâzımlık. chimney pot baca başlığı
- rasgele yapılmış
- rasgele.
- rasgele. at random rasgele
- rasgelelik
- raspa
- raspa etmek
- rassal
- rast gelme
- rast gelmek
- rast gelmek. happen on rast gelmek
- rast gelmek. knock down yumrukla yere devirmek
- rast gelmek. run against çatmak
- raster
- rastgele
- rastla
- rastlamak
- rastlamak. light out aceleyle yola çıkmak
- rastlan
- rastlantı
- rastlantı eseri olan