Turkish words: P
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- postaya gidecek mektup veya paketleri hazırlayan kimse
- posteki.
- poster
- postit
- postiş
- postlu
- postmodernizm
- postu kurtarmak
- postu kurtarmak. under the skin aslında
- postür
- posyon
- pot
- pot klrma
- pot kırmak
- pot kırmak. blunderer budalaca hareket eden kimse.
- pota
- potansiyel
- potas
- potasyum
- potasyum hidroksit
- potasyum klorür
- potasyum permanganat
- potasyum sülfat
- potato beetle patatese zararı dokunan böcek
- potin
- potlaç
- potpuri
- potur
- pound
- poyra
- poyraz
- poyraz kuşu
- poyraz kuşugiller
- poz
- poz almak
- poz takınmak. give oneself trouble sıkıntıya girmek
- poz vermek
- poz yapan
- pozisyon
- pozitif
- pozitif cereyanlı
- pozitif hukuk
- pozitif ilim.
- pozitif miktar
- pozitif sayı
- pozitivizm
- pozitron
- pozometre.
- poşe yumurta
- poşet
- poşet çay
- poşetlemek
- PR
- Prag
- Prag.
- Praglı
- pragmacılık
- pragmatik
- pragmatizm
- pralin
- pranga
- pranga. ballpoint ballpoint pen tükenmez
- prangaya vurmak
- praseodim
- pratik
- pratik iş görme usulü.
- pratik iş.
- pratik kural
- pratik olarak öğrenmek
- pratik olarak.
- pratik olmayan
- pratik olmayış imprac'ticably elverişsiz bir şekilde .
- pratik yapmak
- pratik zekâ
- pratik.
- pratik. pragmatic sanction hükümdar fermanı.
- pratisyen
- pratisyen hekim. general purpose her işte kullanılabilen
- pratisyen.
- pratiğe dayanmayan.
- prehistorya
- preimplantasyon
- prelüd
- prens
- Prens Edward Adası
- prenses
- prenses.
- prensip
- prensip değiştiren kimse.
- prensip. dictates of conscience vicdanın emri.
- prensipsiz
- prensipsiz.
- prenslik
- prenslik.
- preposition.
- prepusyum
- prepüs
- pres
- presbiteryenlik
- present a thing to a person birisine bir şey sunmak. present an appearance görünmek
- president
- presleme
- prespapye
- pressure
- prestij
- Pretoria
- pretzel
- prevail against galip gelmek.
- prezantabl
- prezervatif
- prezervatif.
- prickly heat isilik. prickly pear hintinciri
- priest
- prim
- prim.
- primadonna
- primat
- primatlar
- primatoloji
- prince
- princeling küçük prens
- Principe tohumculu
- priorship manastır baş rahibinin rütbe veya makamı. prioress kadın manastırı baş rahibesi.
- prisma
- prisoner.
- priz
- priz adaptörü
- prize takmak
- prizma
- prizmatik
- Priştine
- Pro testanllkta aşırı tutuculuk
- prob
- probationary deneme ile ilgili.
- probiyotik
- probiyotik bakteri
- problem
- problem değil
- problem yaratan durum. villainy alçaklık
- problem yok
- problem. be in difficulties parasız kalmak. make veya raise a difficulty güçlük çıkarmak.
- problemli. problem child problem çocuk. problem play bir sorunu işleyen oyun
- prodüktör
- profesyonel
- profesyonel kimse.
- profesyonel kimse. profession- ally meslek bakımından
- profesyonel kumarbaz
- profesyonellik
- profesyonellik.
- profesör
- profesörlük.
- profil
- profil. cross street ara sokak.
- profilini yapmak.
- profiterol
- progesteron
- prognoz
- program
- program ve belletmeler.
- program yapmak
- program.
- programa dahil etmek. bill broker kambiyo tellâlı
- programa koymak.
- programcı
- programlama
- programlama arayüzü
- programlama dili
- programlamak
- progresif
- proje
- proje düzenleyen kimse
- proje yapmak
- proje yönetimi
- projeksiyon
- projeksiyon makinalannda kullanılan resimli cam
- projeksiyon. Mercator' projection Merkator projeksiyonu.
- projektor ışığı
- projektör
- projektör ışığı
- prokaryot
- proleter
- prolog
- Prometheus
- prometyum
- promosyon
- prompt'ness çabukluk
- prompter.
- propaganda
- propagandacı
- propagandacı. propagandize propaganda yapmak.
- propagandist
- propan
- prosedür
- proses
- proses suyu
- prospektüs.
- prostat
- prostat kanseri
- prostatit
- protagonist
- protaktinyum
- proteaz
- protein
- protein tozu
- protein.
- Protestan
- Protestan mezhebi.
- Protestanlık
- protesto
- protesto etmek
- protez
- protez. play false aldatmak
- protez. prosthetic protez kabilinden.
- Proto Cermence
- proto dil
- Proto Hint-Avrupa dili
- protokol
- protokol görevlisi
- protokol yapmak.
- proton
- proton.
- protoplazma
- prototip
- prototipleme
- protozon
- protozoon
- prova
- prova di fortuna
- prova etmek
- provaları düzeltmek
- Provence
- providansiyalizm
- provokasyon
- provokatör
- proxy
- prozodi
- Prusya
- Prusya dili. Prussian blue koyu lâcivert renk veya boya. Prussianize Prusyalılaştırmak.
- Prusya'ya ait
- Prusya.
- Prusyaca
- Prusyalı
- pruva
- pruva halatı .
- pruva rüzgârı
- prömiyer
- psikanalist
- psikanaliz
- psikiy.
- psikiyatr