Turkish words: O
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- olmazsa olmaz
- olmuş
- olmuş. go to rest dinlenmek
- olsa olsa. at call talep edildiginde. at ease rahat. at first önce
- olsun
- olta
- olta atmak
- olta ile balık avlamak. angler olta ile balık tutan kimse
- olta ipi
- olta iğnesi
- olta iğnesine yakın takılıp fırıldak gibi dönen yem.
- olta kamışı
- olta mantarı
- olta veya ağ kurşunu.
- olta veya kapan için yem
- olta veya tuzak yemi ile cezbetmek
- olta çengeli
- olta çubuğunun alt ucuna konulan makara
- oltaya veya kapana yem koymak
- oltayı tekrar tekrar suyun yuzeyine fırlatmak
- Oltu taşı
- oluk
- oluk açmak
- oluk demiri
- oluk gibi akmak
- oluk.
- oluk. go down the drain değerini kaybetmek
- oluk. the English Channel Manş Denizi. Channel Islands Angloormand Adaları.
- oluklu
- oluklu sac
- olumlu
- olumlu cevap a decided affirmative kuvvetli ve olumlu karar. in the affirmative ispat ve tasdik anlamında
- olumlu davranışı olmak
- olumlu olarak.
- olumluluk
- olumsuz
- olumsuz fiil
- olumsuz oy
- olumsuz oy veya karar
- olumsuz söz veya cevap
- olumsuz. null and void itibarsız
- olumsuzluk
- olumsuzluk edatı
- olunmak
- olupbitti
- olur
- olur böyle şeyler
- olur olmaz
- olursa
- oluş
- oluşmak
- oluşturma örüntüsü
- oluşturmak
- oluşum
- oluşum ısısı
- Olympos
- olümsüzlük. immortally ebedi olarak
- om
- om. ohmmeter elektrik direncini ölçmeye yarayan alet.
- ombra
- ombudsman
- omlet
- omniscience her şeyi bilme. omnisciently her şeyi bilerek.
- omniseksüel
- omur
- omurga
- omurgalı
- omurgalı hayvan. vertebrated omurgalı
- omurgalılar
- omurgasız
- omurgasızlar
- omurilik
- omurilik soğanı
- omurilik. vegetable marrow sakız kabağı
- omuz
- omuz atkısı
- omuz atkısı.
- omuz nişanı. shoulder to shoulder omuz omuza
- omuz silkme.
- omuz silkmek
- omuz vurmak
- omuz çantası
- omuza benzer çıkıntı
- omuzdaş
- omuzdaşlık
- omuzlamak
- omuzları enli
- omuzlarını çökertmek
- omuzluk
- omuzu kalabalıklar
- omzuna hafifçe vurmak. tap dance ayak uçlarını veya topuklan yere vurarak yapılan bir dans.
- on
- on altı
- on altı sayısı veya rakamı. sixteenth on altıncı
- on altıda bir
- on altıncı
- on beş
- on beş bilye ile oynanan bir çeşit bilardo
- on beş gün.
- on beşinci
- on beşte bir.
- on bin
- on bin kişi veya şey.
- on bir
- on bir buçuk
- on bir ve on ikinci sınıfların karşılığı olan okul
- on birde bir. eleventh hour son dakika
- on birinci
- on birinci sınıf
- on buçuk
- on bır
- on dokuz
- on dokuz. nineteenth on dokuzuncu
- on dokuzda bir.
- on dokuzuncu
- on dördüncü
- on dört
- on dört şubata rastlayan St. Valentine gününde seçilen sevgili
- on dörtte bir.
- On Emir
- on esaslı numara sistemine ait. digital computer çift rakamla kullanılan sayıcı hesap makinası.
- on iki
- on iki buçuk
- on iki düzine
- on iki kadem
- on iki tane. dozenth on ikinci. baker' dozen on üç tane
- on iki. Twelve Apostles Hazreti İsa'nın havarisi olan on iki resul.
- on ikinci
- on ile
- on ile hakkında fikir beyan etmek
- on ile hazır bulunmak
- on ile itimat etmek
- on ile yirmi arasında. as from -dan başlayarak
- on milyon
- on rakamı veya sayısı
- on sekiz
- on sekizinci
- on sekizinci asırda Avrupa'da kullanılan atlı posta arabası.
- on sekizinci yüzyılda Thomas Sheraton tarafından icat edilen zarif ve hafif mobilya stili ile ilgili.
- on sene
- on senelik müddet
- on taraf
- on the other hand diğer taraftan. out of hand hemen
- on veya upon ile bir esas üzerine bina ettirmek
- on veya upon ile güvenmek
- on yedi
- on yedi seventeenyear locust krizalit devresini on yedi senede toprak altında tamamlayan bir cins çekirge. seventeenth on yedinci
- on yedide bir.
- on yedinci
- on üç
- on üç sayısı. thirteenth on üçüncü
- on üçte bir.
- on üçüncü
- ona
- ona sorarsan. by far büyük bir farkla. go far ileri gitmek
- ona uyarak.
- ona.
- onama
- onamak
- onanizm
- onarma
- onarma ve düzeltme
- onarmak
- onarmak.
- onarılabilir
- onarım
- onat
- onay
- onay kutusu
- onaylama
- onaylamak
- onaylamak. valida'tion onaylama.
- onaylı
- onbir eylül
- onceki
- onda
- onda bir
- onda doğruluk namına bir şey yoktu. Let be. Öyle kalsın. Dokunma. Bozma. let blood kan akıtmak
- ondalık
- ondalık sayı
- ondalık sayı sistemi
- ondalık sistem
- ondan
- ondan sonra
- ondan sonra.
- Ondo Eyaleti
- one-legged tek bacaklı.
- oneself ile kendini adamak.
- ongun
- oniki havariden biri
- oniki havariden birine ait
- oniki parmak bağırsağı
- oniki-parmak bağırsağı
- onikiparmak bağırsağı
- onikiparmak bağırsağı.
- oniks
- onkolog
- onkoloji
- onkolojik
- onlar
- onlara ait.
- onlara.
- onlarca
- onların
- onlarınki
- onlemek
- online
- onlu
- onlu grup veya takım.
- onlu önekler
- onomastik
- onomatope
- ons
- onsekiz
- onsekizde bir.
- onsuz işini çevirmek.
- onsuz olamaz. indispensably zaruri olarak.
- onsuz olmak veya yapmak
- Ontario
- Ontario Gölü
- ontogenesis
- ontojenez
- ontoloji
- onu
- onu unut
- onu.
- onun
- onun için.
- onun üzerinde
- onun üzerine
- onuncu
- onuncu gelen şey
- onuncu sınıf
- onunla
- onur
- onur kırarak.
- onur kırma
- onur kırıcı. injuriously zararı dokunacak biçimde
- onurlandırmak
- onurlu
- onursuz
- onyomani
- onyıl
- oo
- oogenez
- Oort Bulutu
- opak
- opal
- opera
- opera metni