LexiTurk← Dictionary

Turkish words: O

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • o anda uydurma. im'proviser
  • o anda uydurmak
  • o da bir şey mi
  • o derecede
  • o esnada
  • o gece
  • o gelince
  • o halde
  • o hususta
  • o hususta.
  • o hâlde
  • o kadar
  • o kadar açım ki tek oturuşta bir kuzu yiyebilirim
  • o kadar that is
  • o konuda. pay off old scores eski hesapları temizlemek
  • o münasebetle
  • o noktada
  • o sebepten. thenceforth'
  • o suretle
  • o vakit
  • o vakitten
  • o veçhile. as well as gibi. as you were going siz giderken. so as gibi
  • o yer
  • o yerden
  • o yönde.
  • o yöne. thitherto o zamana kadar. thither ward oraya doğru
  • o yüzden
  • o zaman
  • o zaman içinde
  • o zaman vaki olan
  • o zaman. then and there hemen
  • o zamanki
  • o.b.e.b
  • o.k.e.k
  • o/d fazla esrar alma
  • OAS
  • Oaxaca
  • OAYS
  • oba
  • obeb
  • obelisk
  • obez
  • obezite
  • obje
  • objektif
  • objektif. object lesson ibret. direct object nesne. indirect object tümleç
  • obruk
  • obscurity çapraşıklık
  • observatuar
  • obsesif
  • obsesif kompulsif kişilik bozukluğu
  • obsidiyen
  • obsidyen
  • obskürantizm
  • obstetrik
  • obstrüktif
  • obstrüktif akciğer hastalığı
  • obtüratör
  • obua
  • obua. oboist obua çalan kimse.
  • obuacı
  • obur
  • obur adam
  • obur kimse
  • obur tarafa
  • obur. insatiableness
  • obur.voraciously oburcasına. voraciousness
  • oburcasına yemek
  • oburcasına yutulan şey
  • oburcasına çok veya çabuk yemek yemek
  • oburluk
  • oburluk etmek.
  • oburluk.
  • obüs
  • Oca
  • ocak
  • ocak ayı
  • ocak ayı.
  • ocak bacası
  • ocak gelberisi
  • ocak gözü
  • ocak külâhı. go to pot bozulmak
  • ocak siperi
  • ocak taşı
  • ocak yanı çıkıntısı
  • ocak.
  • ocak. flower girl çiçek satan kız
  • ocakbaşı
  • ocaklık demiri. weigh anchor demir almak.
  • ocakta kızdırmak
  • ocakçı
  • Ockham'ın usturası
  • October
  • od
  • oda
  • oda arkadaşı
  • oda hapsi
  • oda hizmetçisi.
  • oda müziği
  • oda servisi
  • oda takımı
  • oda vermek
  • odabaşı
  • odabaşı. custodial nezaret ve emanete ait.
  • odacı
  • odacı.
  • odacık
  • odacık.
  • odada yatak veya kitap rafları konulması için ayrı yer
  • odak
  • odak noktası
  • odaklama
  • odaklanmak
  • odaklayıcı
  • odalak
  • odalık
  • odaya kapatmak
  • odaya koymak
  • odayı ısıtma veya soğutmada kullanılan alet
  • odağı ayar etmek
  • oden
  • odeon
  • Odessa
  • Odisseus
  • oditoryum
  • odluçöp
  • odun
  • odun bilimi
  • odun boruları
  • odun deposu gibi üstü açık işyeri
  • odun gibi
  • odun gibi adam. woodenware tahtadan yapılmış sofra takımı.
  • odun istifi.
  • odun kesicisi
  • odun kurdu
  • odun kömürü
  • odun ruhu
  • odun yarıcısı.
  • odun yığını
  • odun özü
  • oduna benzer.
  • oduncu
  • oduncul
  • odunculuk
  • odunlaşmak
  • odunlu.
  • odunluk
  • odunluk.
  • odyofil
  • odyolog
  • odyoloji
  • Oedipus. Oedipus complex Ödip kompleksi.
  • of
  • of all things
  • of all things! Hoppalaa! They call their government
  • of ile -den mürekkep
  • of ile ari
  • of ile beğenmemek
  • of ile boş
  • of ile ibaret olmak
  • of ile müstesna
  • of ile satmak
  • of kelenmiş. Iay down arms sulh yapmak
  • of çekmek
  • Ofelya
  • off ile kovmak
  • officiator görev yapan kimse.
  • ofidiyofobi
  • ofis
  • ofis binası
  • ofis tipi çöp kovası
  • ofis tipi çöp kutusu
  • ofis çalışanı
  • ofis, büro
  • ofsayt
  • ofset
  • ofset baskı
  • ofset usulü basmak
  • oftalmoloji
  • oftalmoskop
  • oganesson
  • Oguz
  • oh
  • Oh olsun ! demek.
  • Oh! deme.
  • oha
  • oha!
  • Ohio
  • Ohm kanunu
  • Ohm yasası
  • oje
  • oje sürme
  • Ojibva
  • Ojibva dili
  • Ojibvaca
  • Ojibwe dili
  • ok
  • OK düğmesi
  • ok gibi
  • ok gibi atmak veya atılmak
  • ok gibi şey
  • ok kılıfı
  • ok sapı
  • ok ucu
  • ok ve yay
  • ok yeleği.
  • ok yılanı
  • ok. arrowhead ok başı
  • okaliptüs
  • okapi
  • okar
  • okarina
  • okarina.
  • Okayama
  • okazyon
  • okek
  • okey
  • Okinawa
  • Okinawaca
  • okka
  • okkalamak
  • okkalı
  • okkalı.
  • Oklahoma
  • oklamak
  • oklava
  • oklava ile açmak
  • oklava ile açılmak
  • oklu
  • oklu kirpi
  • oklu kirpigiller
  • okluk
  • oklukirpi
  • okramak
  • oksalik asit
  • okside etmek.
  • oksidiyon taşı
  • oksidoredüktaz
  • oksijen
  • oksijen yetersizliği
  • oksijen. oxygenate
  • oksijenli su. peroxide blonde saçlannın rengini. peroksit ile açmış sarışın kadın.
  • oksimoron
  • oksin
  • oksipital lob
  • oksit
  • Oksitan dili
  • Oksitanca
  • Oksitanya
  • oksitlemek
Page 1 of 6Next →