LexiTurk← Dictionary

Turkish words: N

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • nektar
  • nektar.
  • nektarin
  • nem
  • nem ölçeği
  • nem, rutubet
  • nem.
  • nem. humid'ify nemlendirmek. relative humidity nispi nem.
  • nematod
  • Nemesis
  • nemf
  • nemfoman
  • nemfomanyak
  • nemlendirici
  • nemlendirmek
  • nemlendirmek. damp down ağır yansın diye ateş üzerine yaş kömür vb'ni dökmek
  • nemlenmek
  • nemli
  • nemli bir maddeyle kaplanmış
  • nemli veya yapışkan lif veya iplik
  • nemli. humid'ity
  • nemli. wet'ness ıslaklık
  • nemlilik
  • nemrut
  • nene
  • Nenets Özerk Okrugu
  • neo-Nazi
  • neodim
  • neofaşist
  • neofaşizm
  • neojen
  • neoklasisizm
  • neoliberalizm
  • neolitik
  • Neolitik Çağ
  • neolojizm
  • neon
  • neoplazma
  • Nepal
  • Nepal Federal Demokratik Cumhuriyeti
  • Nepal.
  • Nepalce
  • Nepalli
  • nepentes
  • nepotizm
  • Neptün
  • Neptün ötesi
  • Neptün ötesi cisim
  • neptünyum
  • Neptünün sembolü
  • nerd
  • nerdeyse on top of that hem de
  • nere
  • nerede
  • nerede yaşıyorsun?
  • nerede yaşıyorsunuz?
  • nereden
  • neredesiniz
  • neredeyiz
  • neredeyse
  • nerelerde
  • nereli
  • nerelisin?
  • nerelisiniz?
  • nereye
  • nereye gidiyoruz?
  • nergis
  • nergis zambağı
  • nergis çiçeği
  • nergisgiller
  • Neron
  • nert
  • nervous prostration sinir argınlığı
  • nesebini tasdik etmek
  • nesep
  • nesep nesil. parental ana babaya ait. parentally ana babaya yakışır şekilde. parenthood analık veya babalık hali.
  • nesep soy
  • nesil
  • nesilden nesle intikal eden değerli şey
  • nesir
  • nesir yazmak
  • nesir şeklinde yazılmış
  • nesiç
  • nesli tehlikede
  • nesli tehlikede olan türler
  • nesli tükenmiş
  • neslinden olan
  • neslini ıslah etmek için hayvan yetiştirmek. Fancy ! Fancy that ! Takdir sizindir! Acaba! Yok canım!
  • nesne
  • nesne tabanlı
  • nesne tabanlı dil
  • nesne tabanlı programlama
  • nesne yönelimli
  • nesne yönelimli dil
  • nesne yönelimli programlama
  • nesnel
  • nesnel. clinical thermometer derece. clinically klinik ile ilgili olarak.
  • nesnellik
  • nesnesi olmayan
  • nesnesiz
  • Nesneye Yönelik Programlama
  • net
  • net kar etmek
  • netameli
  • netice
  • netice meydana getirmek. causable bir sebebin neticesi olabilen.
  • netice olan: mandatory zorunlu.
  • netice olarak
  • netice olarak vaki olan
  • netice olarak vermek
  • netice vermek. lead a happy life mesut bir hayat sürmek. lead aside bir yana çekmek. lead astray yoldan çıkarmak
  • netice çıkarma
  • netice çıkarmak
  • netice çıkarmak.
  • netice.
  • neticede
  • neticede. and so on ve saire
  • neticelendirmek
  • neticelenmek
  • neticelenmek. come out with söylemek
  • neticesinde
  • neticesiz
  • neticesiz olmak. come to one's senses aklı başına gelmek
  • neticeyi bir yazıtura atışıyla halletme. all of a sudden ansızın
  • netleştirmek
  • netlik
  • neuter
  • nev
  • nev'ini değiştirmek
  • Neva
  • Nevada
  • nevale
  • nevazil
  • nevi
  • nevi.
  • nevmit
  • nevralji
  • nevralji. neuralgic nevraljiye ait.
  • nevraljik
  • nevrasteni
  • nevroz
  • nevrozlu
  • nevrozlu kimse
  • Nevruz
  • Nevruz Bayramı
  • nevruz otu
  • nevton
  • nevton-metre
  • Nevyok
  • Nevşehir
  • New
  • New England
  • New Hampshire
  • New Jersey
  • New Mexico
  • New Year ' Day Yılbaşı. newness yenilik.
  • New York
  • New Yorklu
  • newton
  • newyorklu
  • ney
  • neye uğradığını şaşırmak
  • neyin içinde
  • neyin içine
  • neyse
  • neyse ki
  • nezaket
  • nezaket gösterme
  • nezaket göstermek
  • nezaket.
  • nezakete önem vermeyiş. inattentive dikkatsiz
  • nezaketle attentiveness dikkat
  • nezaketle konuşmak
  • nezaketle.
  • nezaketle. gentleness tatlılık
  • nezaketli.
  • nezaketsiz
  • nezaketsizlik
  • nezaketsizlik.
  • nezaret
  • nezaret altında bulundurmak
  • nezaret altında. surveillant nezaretçi
  • nezaret eden kimse
  • nezaret etmek
  • nezareti olmak face about aksi istikamete dönmek face down sukut ile veya küstahlıkla hasmını susturmak
  • nezdinde
  • nezih
  • nezih bir şekilde
  • nezle
  • nezlem var
  • neşe
  • neşe bozan kimse.
  • neşe saçan
  • neşe ve memnuniyet veren şey
  • neşe verici
  • neşe.
  • neşe. smilingly gülümseyerek. smilingness tebessüm
  • neşelendirici.
  • neşelendirmek
  • neşelendirmek.
  • neşelenmek
  • neşelenmek.
  • neşeli
  • neşeli .
  • neşeli ve gürültülü toplantı
  • neşeli şarkı
  • neşeli.
  • neşeli. jovial ity
  • neşeli. sunny side güneşli taraf
  • neşelilik
  • neşelilik.
  • neşesi kaçmak.
  • neşesini bozmak
  • neşesini kaçırmak
  • neşesiz
  • neşesiz olmak
  • neşesiz olmak. flatten out düzeltmek
  • neşesiz. dispiritedly keyifsiz olarak. dispirited ness keyifsizlik.
  • neşesiz. out of things uzaklaşmış
  • neşesizlik
  • neşesizlik.
  • neşet etmek
  • neşeyle dolu
  • neşeyle şarkı söylemek
  • neşide
  • Neşideler Neşidesi. song sparrow ötücü bir cins serçe
  • neşir
  • neşredici.
  • neşredilmiş
  • neşretme
  • neşretmek
  • neşretmek.
  • neşretmek. bring over kandırmak
  • neşretmek. sow one' wild oats gençlikte çılgınlıklar yapmak
  • neşriyat
  • neşriyata ait
  • neşrolunmak
  • neşter
  • neşvünema bulmak
  • nice
  • nice mutlu yıllara
  • nicel
  • niceleme
  • nicelik
  • nicem
  • nicem durusu
  • nicem mekaniği
  • nicemleme
  • nicemsel işler
  • nicemsel sürem
← PreviousPage 3 of 5Next →