Turkish words: N
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- n'apıyorsun?
- n'apıyorsunuz?
- n'olmuş?
- naaş
- naber
- nabzını yoklamak.
- nabız
- nabız atmak
- nabız atması
- nabız damarı
- nabız kaydeden cihaz
- nabız vurması
- nabız yoklamak. the five senses beş duyu.
- nacak
- nadas
- nadas etme
- nadas olarak dinlendirilen arazi
- nadide
- nadide değerli
- nadim
- nadim olmak
- nadir
- nadir oluş.
- nadir toprak elementi
- nadir şey
- nadir şey.
- nadir. uniquely eşsiz derecede. uniqueness eşsizlik.
- nadiren
- nadirlik
- nafaka
- nafaka.
- nafile
- naftalin
- Nagano
- Nagasaki
- naginata
- nahif
- nahiv
- nahiye
- nahiye.
- nahoş
- nahoş derecede.
- nahoş.
- nahoş. illfavored çirkin. ill gotten kötülükle elde edilmiş. illhu mored fena huylu
- nahoşluk
- Nahçıvan
- naif
- naip
- naip. lieutenant colonel yarbay. lieutenant commander ön yüzbaşı
- Nairobi
- nakarat
- nakarat nağmesi.
- nakarat. burden of a song bir şarkının nakarat kısmı.
- nakavt
- nakavt etmek
- nakavt yapmak
- Nakba
- nakil
- nakil vasıtası
- nakil vasıtası bileti
- nakit
- nakit para
- nakit. ready money nakit
- nakkaş
- nakkaş.
- nakkaşlık
- nakleder
- nakledici cihaz
- nakledilebilme.
- nakletme
- nakletme. shipping bill manifesto. shipping company nakliye şirketi. shipping room işyerinde paketleme ve sevkıyat dairesi.
- nakletmek
- nakletmek. be all in the same boat aynı halde olmak.
- nakletmek. freight car yük vagonu. freight train marşandiz
- nakli mümkün
- nakliyat
- nakliyat işlerinde kızak kullanma "hard" veya "rough" sledding müşkül durum güçlükler.
- nakliye
- nakliye fiyatını tespit etmek
- nakliye kamyonu
- nakliye ücreti
- nakliye ücreti. carriage trade zengin müşteriler.
- nakliye şirketi
- nakliyeci
- nakliyecilik
- nakliyekun yapmak. put forward ileri sürmek. put ones best foot forward en iyi şekilde etkilemeye çalışmak.
- nakliyekun.
- naklolunan veya geçirilen şey
- nakzedici önerme converse'ly aksine olarak
- nakzedilemez
- nakzetmek
- nakıs
- nakıs. inadequacy
- nakız
- nakış
- nakış işlemek
- nakşetmek. besetting yakayı bırakmayan.
- Nakşibendilik
- Nakşibendiyye
- Nakşilik
- nal
- nal çakmak
- nal şeklinde şey
- nalbant
- nalbant.
- nalbanthane.
- nalbantlık
- nalbur dükkânı
- nallamak
- nalları dikmek
- nallarında buz mıhları olan. ride roughshod over başkasının hakkını yemek.
- nalın
- nalın. elog dance tahta ayakkabı ile oynanan dans.
- nam
- nam vermek
- nam-ı diğer
- nam.
- namaz
- namaz kılmak. pray'er dua eden kimse.
- namaz vakti
- namazlık
- namağlup
- name
- namert
- namertlik.
- namevcut
- Namibia
- Namibya
- Namibya Cumhuriyeti
- Namibyalı
- namlu
- namlı
- namlı.
- namus
- namus cinayeti
- namus düşkünü
- namus kumkuması
- namus lekesi
- namus sözü
- namusa sataşmak
- namusa tecavüz
- namuslu
- namuslu. sportsmanship sporculuk sportmenlik.
- namusluluk
- namussuz
- namussuzca. ignominiously alçakçasına
- namussuzcasına. ignominiousness alçaklık
- namussuzluk
- namussuzluk.
- namusu ile.
- namusum üzerine. word of honor şeref sözü. Your Honor
- namusuna leke sürmek
- namusunu lekelemek
- namzet
- namzet.
- namzetlik.
- namütenahi
- namı hesabına
- namına
- namında. the name of the game asıl sorun. to ones name kendine mahsus.
- nan
- nane
- nane yemek
- nane yeşili
- nane şekeri
- naneli
- naneli.
- naneruhu
- naneşekeri
- nankör
- nankörce. thanklessness nankörlük.
- nankörlük
- nanny goat dişi keçi.
- nanometre
- nanoteknoloji
- napalm.
- Napoli
- Napoli ili
- Napoli şehri. Naples yellow antimon boyası
- Napoli şehrine özgü veya onunla ilgili
- Napolice
- Napolili. Neapolitan ice cream katmerli dondurma.
- napoliten
- Napolyon
- Napolyon altını
- nar
- nar bülbülü
- nar ekşisi
- nar şurubu.
- nara
- Narda
- narenciye
- nargile
- narh koymak
- narh. price list fiyat listesi
- narin
- narinlik
- narinlik.
- narkisizm.
- narkislik
- narkotik
- narkotik ilâç
- narkotiğe alışmış kimse
- narkoz
- narkozcu.
- Narnia
- narsisistik kişilik bozukluğu
- narsisizm
- narval
- Narın
- NASA
- nasal passage geniz. nasal letter genizden okunan harf. nasally genizden.
- nashihat
- nasihat
- nasihat eden kimse
- nasihat etmek
- nasihat kabilinden
- nasihat vermek
- nasihat yollu
- nasihat.
- nasihatçi
- nasip
- Nasrani
- Nasrânîlik
- nasyonal sosyalizm
- nasıl
- nasıl desem
- nasıl olursa olsun. fall foul of çaparız gelmek
- nasılsın?
- nasılsınız
- nasılsınız?
- nasır
- nasır otu
- nasır tutmuş
- nasır.
- Nasırcı
- Nasırcılık
- nasırlanmak
- nasırlanmak. callously umursamayarak
- nasırlaşmak.
- nasırlı
- natamam
- nataşa
- native heath bir kimsenin anayurdu. tree heath süpürge ağacı
- NATO
- natürel
- natürel seleksiyon
- natürmort
- natıka
- natır