Turkish words: M
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- melez elde etmek için çiftleştirmek
- melez elde etmek.
- melez Güney Afrikalı.
- melez hayvan veya bitki
- melez köpek veya başka hayvan
- melez. bear one's cross eziyete sabırla tahammül etmek
- melezleme
- melezleşme
- Melhâme-i Kübrâ
- meli
- Melike
- melinit
- Melisa
- mellah
- Meller ördeği
- melodi
- melodika
- melodiye ait.
- melodram
- melodramatik
- melomani
- melon şapka
- meltem
- meltem. sea captain kaptan.
- melul
- melun
- melun. infernal machine suikast bombası. infernally şeytancasına
- mem
- memat
- memba
- memba. fountain pen stilo
- membran
- membranous zarımsı
- meme
- meme baş.
- meme başı
- meme bezi
- meme emen çocuk veya hayvan
- meme kanseri
- meme ucu
- meme vermek
- meme vermek. give thanks şükretmek. give the slip yanından savuşup kaçmak
- meme. mammary memeye ait.
- memecik
- memeden kesmek
- memeli
- memeli hayvan
- memeliler
- memeliler sınıfından hayvan. mammal'ian memeli hayvana ait.
- memelilerde baba hayvan
- memelilerde dişilik hormonları.
- mememsi
- memetik
- memleha
- memleket
- memleket dışına.
- memleket.
- memleket.Mother' Day Anneler Günü. mother earth toprak ana
- memlekete sokulabilir. im porta'tion ithal edilen şey
- memleketin içeri kısımları olan
- memleketin içerisi
- memleketin uzak köşeleri
- memleketinde
- memleketli
- memlûk
- memnu
- memnu.
- memnuiyet
- memnun
- memnun edememek
- memnun edici
- memnun edici olmak
- memnun edici şekilde
- memnun etmek
- memnun etmek. rejoicingly sevinerek
- memnun oldum
- memnun olmadığını belirterek
- memnun olmak
- memnun olmayan
- memnun olmayış.
- memnun. joyfully neşeyle. joyfulness neşelilik.
- memnun. thankfully minnetle
- memnuniyet
- memnuniyet verici
- memnuniyet verici hal.
- memnuniyet verici. pleasantly hoşa gider bir şekilde. pleasantness memnuniyet verici oluş
- memnuniyet verici. pleasingly hoşa gidecek surette
- memnuniyetle
- memnuniyetle karsılamak
- memnuniyetle karşılamak
- memnuniyetle.
- memnuniyetsiz
- memnuniyetsizlik
- memnuniyetsizlikle
- memnuniyetsizliğe sebep olmak
- memur
- memur bey
- memur etmek
- memur.
- memur. officialdom memur sınıfı
- memura yakışır
- memuriyet
- memuriyet veya kullanım süresi
- memuriyet veya vazife ile bir yere gönderilen kimseler
- memuriyet.
- memuriyet. employable kullanılabilir
- memuriyete ait
- memuriyete geçirme
- memuriyete koyma
- memuriyete koymak
- memuriyeti olmak
- memurlar. officialism memur işi
- memurluk
- men etme
- men faat
- menajer
- menarş
- menba
- mendelevyum
- menderes
- mendil
- mendil.
- mendirek
- menedilemez. inevitabil'ity
- menekşe
- menekşe rengi
- menekşe renginde. violet rays mor ışınlar
- menekşe renkli
- menekşegiller
- menemen
- menengiç
- menenjit
- menenjit.
- menetme
- menetme: tahdit
- menetmek
- menetmek.
- menetmek. choke up tıkanmak
- menetmek. frowningly kaşlarını çatarak
- menetmemek
- meneviş
- menfaat
- menfaat gözeten. interested in a thing bir şeye meraklı .
- menfaat için tertiplenen eğlence veya gösteri
- menfaat mukabilinde olmayan iş
- menfaatine halel getirmek
- menfaatle
- menfaatperest.
- menfaatperestçe.
- menfez
- menfi
- menfi miktar. minus seven degrees Centigrade nakış yedi
- menfi taraf
- menfur
- menfur oluş.
- menfur şey. have an aversion to sevmemek
- menfur. accursedly meşum olarak
- mengene
- mengene gibi aletlerin karşılıklı iki parçasından biri
- mengene ile sıkıştırmak
- mengene.
- mengü
- menhus
- meni
- menisküs
- menkul eşya ile ilgili
- menkul kıymet
- menkul kıymetler borsası
- menkıbe
- menkıbevi
- menolunma.
- menopoz
- menopoz.
- menstrüasyon
- mensubiyet
- mensucat
- mensup
- mensur
- mensur şiir
- mental
- Mental retardasyon
- menteşe
- menteşe takmak
- Mentor
- menzil
- menzil arabası.
- menzil arabasıyla yolculuk: sahneye koyma.
- menzili olmak
- menzillerden at alarak seyahat eden kimse.
- menü
- menü çubuğu
- menü.
- menü. bill of health sağlık belgesi
- menşe
- menşe.
- menşud
- mera
- merada.
- merak
- merak etmek
- merak etmek.
- merak etmek. to one's heart' content doya doya
- merak sahibi
- merak uyandırabilme kabiliyeti
- merak uyandıran
- merak uyandırma
- merak uyandırıcı
- merak uyandırıcı. piquancy cazibe
- merak ve kuruntu cinsinden
- merak. stew in one' own juice kendi başına açtığı derde yanmak . in a stew telâşla
- merakla bakma
- merakla bakmak
- merakla etrafını sarmak
- meraklanmak
- meraklı
- meraklı bakkal
- meraklı.
- meraklı. ill bod ing uğursuz
- meraklılık
- meraklılık.
- meraklısı olmak
- meraklısı olmak. go into giymeye başlamak
- meraksız
- meraksızlık
- merakını uyandırmak
- meram
- meram etmek
- meram. incentive pay fazla yapılan iş için ödenen para.
- meramı olmak
- meramını anlatmak
- meramını anlatmaktan âciz
- meramını ifade etmek. express in other terms başka sözlerle anlatmak.
- merasim
- merasim borusu
- merasimsiz
- meraya salmak
- Merbromin
- merbut
- merbutiyet
- mercan
- mercan adası
- mercan balığı
- mercan resifi
- mercan resifleri
- mercan yılanı
- mercana benzer. coral creeper mercan çiçeği
- mercanağacı
- mercandan
- mercanköşk
- mercanlar