Turkish words: M
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- mazoşist
- mazoşizm
- mazur görmek
- mazur görülemez
- mazur gösterme
- mazı
- mazı tozu
- maç
- maç v.b.'ne gelmekten kaçınma
- maç | stadyum
- maça
- maça ası
- maça kızı
- maço
- maçuna
- mağara
- mağara adamı
- mağaraları keşfetme spelunker mağara keşfeden kimse.
- mağaza
- mağaza sahibi
- mağaza. ware houseman eşya deposu sahibi veya işçisi.
- mağazacı
- mağazada kasaya ödeme işlemi. checkout time aynlmayı gerektiren saat. check point trafik kontrol yeri.
- mağdur
- mağdur kimse.
- mağfiret
- mağfiret etme
- mağfiret. forgiving affeden
- mağlubiyet
- mağlubiyet. thrashingfloor harman yeri. thrashing machine harman dövme makinası .
- mağlup
- mağlup etmek
- mağlup olmak
- mağlup olmak.
- mağlup olmak. lose face itibarını kaybetmek. lose ground geri çekilmek
- mağlup olmamak
- mağlup olmamış
- mağlup olmaz
- mağmum
- Mağrip
- Mağrip atı
- mağrur
- mağrur serbest
- maş
- maşa
- maşallah
- maşrapa
- maşuk
- MC
- MCM
- me
- me nip'ulatory el ile işletme kabilinden
- meadow mouse tarla faresi. harvest mouse cüce sıçan
- meal
- Meath Kontluğu
- mebde
- mebde.
- meblağ
- meblağına kadar.
- meblâğ
- mebus
- mebzul
- mebzul abundantly bol bol.
- mebzul olmak.
- mebzul. bountifully bol bol.
- mebzulen.
- mebzulen.plentifulness bolluk
- mebzuliyet
- mecalsiz
- mecalsizlik
- mecaz
- mecaz yoluyla ifade etmek
- mecazen
- mecazi
- mecazi yönden kullanmak.
- mecazî
- mecazımürsel
- mecbur
- mecbur etmek
- mecbur tutmak
- mecbur tutmak. bring about sebep olmak
- mecbur. bound to win mutlaka kazanacak. bound up in bağlı
- mecburi
- mecburi askerlik.
- mecburi askerliği ertelenmiş.
- mecburi işsizlik.
- mecburi olarak
- mecburiyet
- meccani mektep. graduate school üniversite diploması almdıktan sonra devam edilen fakülte. grammar school ilkokul
- Mecdelli Meryem
- mecelle
- Mecidiye
- meclis
- meclis başkanı. speakership meclis başkanlığı.
- meclis binası. state of siege örfi idare
- meclis veya borsada üyelik hakkı
- meclis zabıt defteri
- meclis üyesi.
- mecliste söz söyleme hakkı
- mecmu
- mecmua
- mecnun
- mecnun.
- mecra
- mecraya sevketmek
- Mecusi. a running fire yaylım ateşi. between two fires iki ateş arasında. catch fire tutuşmak
- Medce
- meddücezir
- meddücezir.
- medeni
- medeni hal
- medeni hâl
- medeni kanun
- medeni olmayan
- medeni olmayan.
- medeni serbestlik. political liberty siyasi hürriyet. religious liberty dini hürriyet. set at liberty serbest bırakmak
- medeni usul hukuku
- medenileşmemiş
- medenileştirmek
- medeniyet
- medeniyet görmemiş
- medeniyet görmemiş bir kimse
- medeniyete ait. cultural anthropology sosyo-antropoloji. cultured kibar
- medeniyetin bir safhası
- medeniyetsiz
- medeniyetsizlik
- medenî
- medenî hâl
- medenîleşme
- medet
- medhal
- medieval
- medih
- medikçe.
- Medine
- Medine.
- meditasyon
- meditasyon yapmak
- medium.
- medlul
- medrese
- Medusa
- medya
- medyan
- MedyaViki
- medyum
- medyun
- medüz
- Meek lorisi
- mefhum
- mefkûre
- mefruşat
- meftun eden veya cazip şey
- meftun edici. fascina'tion büyüleme
- meftun etmek
- meftun etmek. allurement meftun etme
- meftun olma.
- meful
- megabayt
- megafon
- megafon.
- megahertz
- megakent
- megaloman
- megalomani
- megapol
- Megara
- megaton
- megavat
- Megrelce
- mehbil
- mehcur
- mehdi
- mehil
- mehir
- Mehmet
- Mehmet. Muhammadan Müslüman. Muhammadanism islam
- mehtap
- mehtap.
- mek
- mekan
- mekanik
- mekanik dalga
- mekanik gücü olan
- mekanik.
- mekanikçi
- mekanizm.
- mekanizma
- mekik
- mekik dokumak
- mekik gibi işlemek shuttle race mekik yarışı. shuttlewise mekik gibi
- Mekke
- Mekke pelesenk ağacı
- mekruh
- Meksika
- Meksika bir çeşit pizza
- Meksika Birleşik Devletleri
- Meksika fasulyesi
- Meksika kargası
- Meksika Kenti
- Meksika Körfezi
- Meksika semenderi
- Meksika Şehri
- Meksika'da içilen bir kaktüs likörü.
- Meksika'da yaşayan Kızılderili kabilesi
- Meksika. Mexico City Meksiko. Mexican Meksikalı.
- Meksikalı
- Meksiko
- mektep
- mektep çocuğu
- mektep: öğrenim devresi
- mektubun adresini yazmak.
- mektum
- mektup
- mektup almak
- mektup arkadaşı.
- mektup zarfı
- mektup. Minister of Communications Ulaştırma Bakanı.
- mektuplar
- mektuplaşan
- mektuplaşma
- mektuplaşmak
- mekân
- mekân-zaman
- mekâna ait
- mekânsal
- melaike
- melal
- melamin
- Melanezya
- melankoli
- melankolik
- melanom
- melas
- melatonin
- melce
- melek
- melek gibi adam
- melek huylu kimse
- melek otu
- melek yatırımcı
- meleke
- meleke sahibi
- melekeler.
- melekotu
- meleme
- melemek
- melemeye benzer ses.
- meler gibi konuşmak
- melez