Turkish words: M
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- müzik kutusu
- müzik okulu
- müzik parçası
- müzik parçası. numbers numbers game gangsterlerin düzenlediği bir çeşit piyango. a number of birtakım
- müzik reprodüksiyonuyla ilgili. audio frequency ses dalgalarının frekansı.
- müzik sesi
- müzik seven. philharmonic orchestra filarmoni orkestrası.
- müzik ustası
- müzikal
- müzikal tiyatro
- müzikle.
- müzikli komedi. musical chairs müzik eşliğinde iskemle kapmaca oyunu. musical comedy müzikli
- müzikolog
- müzikoloji
- müziksever
- müzisyen
- müziğe ait
- müziğin tem posu
- müzmin
- müçtehit
- müşabehet
- müşabehet.
- müşabih
- müşabih olmak
- müşabih olmak.
- müşahade etmek
- müşahede
- müşahhas
- müşavere
- müşavir
- müşavirlik eden
- müşavirlikle ilgili.
- müşerref.
- müşfik
- müşfik. loviny cup iki kulplu büyük içki kâsesi
- müşkül
- müşkül durum
- müşkül durumda. ebb and flow gelgit
- müşkül durumda. in smooth water meselesiz
- müşkül mesele.
- müşkül pesent: zor anlaşılabilen.
- müşkül vaziyette bırakmak
- müşkül veya utandırıcı durum
- müşkül. cruelly zalimane
- müşkül. stubbornly inatla
- müşkülat
- müşkülpesent
- müşkülpesent. fastidiously titizlikle. fastidiousness titizlik
- müşkülpesentlik.
- müşkülât: güç şey
- müşkülâtla
- müşrik
- müştak
- müştak olmak
- müştemilat
- müşterek
- müşterek tasarruf
- müştereken mesul olanlardan birinin hissesini vermesi hali.
- müşterekçi
- müşteri
- müşteri kitlesi
- müşteri olmak
- müşteri oluş
- müşteri takibi
- müşteri çokluğu
- müşteri. buyer' market alıcı piyasası.
- müşteriler
- müşterilik
- müşterisi olmak ... ile alışveriş etmek. dealer satıcı
- müşterisi olmak.
- müşteriye bakmak
- müşür.
- mı
- mıh
- mıhlamak
- mıknatın
- mıknatıs
- mıknatıs iğnesini muallakta tutan tertibat
- mıknatıs kolcuğu
- mıknatıs kutbu
- mıknatıs özelliği olan
- mıknatıs: mıknatıs gibi şeker şey. horseshoe magnet at nalı şeklinde mıknatıs.
- mıknatısi
- mıknatısi kutup
- mıknatısiyet
- mıknatısiyet husule getiren şey.
- mıknatısla çekilen
- mıknatıslamak
- mıknatıslanma
- mıknatıslı
- mıknatıslık
- mıknatıssal
- mıknatıssal nicem sayısı
- mıknatıssal yankılaşım
- mıknaıtıs kuvvetiyle.
- Mıkolayiv
- mıncıklamak
- mıntıka
- mıntıka mıntıka.
- mıntıkaya ait veya mahsus. regionally bölgeye göre
- mır
- mırlama
- mırlamak
- mırnav
- mırç
- mırıldamak
- mırıldanan
- mırıldanma
- mırıldanmak
- mırıltı
- mırıltı.
- Mısa
- Mısalar
- mısdak
- mısra
- mısra sonunda cümlesi bitmeyen
- Mısır
- Mısır akbabası
- Mısır Arap Cumhuriyeti
- Mısır Arapçası
- Mısır baklası
- mısır dövmesi.
- mısır gevreği
- Mısır Hiyeroglifleri
- Mısır kazı
- mısır nişastası
- mısır nişastası.
- mısır tarlası.
- Mısır turnası
- mısır unu
- mısır yağı
- mısır çorbası
- mısır şurubu
- Mısır. Egyptian Mısır'a ait
- Mısırlı
- mıymıntı
- mızmız
- mızmız.
- mızmızlanmak
- mızrak
- mızrak gibi atmak
- mızrak vb
- mızrak veya zıpkınla vurmak
- mızraklı
- mızraklı adam
- mızraksı
- mızrakçı
- mızrap
- mızıka
- mızıkacı
- mızıkçı
- mızıkçı kimse
- mışıl mışıl uyuyan