Turkish words: G
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- geçim vasıtası
- geçim.
- geçimini temin etme
- geçimli
- geçimli.
- geçimsiz
- geçimsiz. cantankerously huysuzluk yaparak. cantankerousness huysuzluk
- geçimsizlik. incompat'ibly birbirine uymayarak.
- geçindirmek
- geçinecek kadar gelir.
- geçinecek şey
- geçinilmesi zor
- geçinilmesi zor adam.
- geçinip gitmek. get through to bağlantı kurmak
- geçinme
- geçinmek
- geçinmek.
- geçip gitmek. pass for diye geçinmek. pass muster yoklamayı atlatmak
- geçiren kimse
- geçirgen
- geçirgenlik
- geçirici
- geçirilebilir
- geçirimsizlik
- geçirme
- geçirmek
- geçirmek. feed on karnını doyurmak. feed up fazla yedirmek
- geçirmek. see about icabına bakmak
- geçirmez
- geçit
- geçit hakkı
- geçit resmi
- geçit resmi yapılan meydan
- geçit resminde kullanılan süslü araba
- geçit töreni
- geçit vermez. impassabil'ity geçit vermezlik. impassably geçit vermeyerek.
- geçit. a stormy passage fırtınalı deniz yolculuğu. bird of passage göçmen kuş
- geçit. water gas hidrojenle karbonmonok- sitten meydana gelen bir çeşit havagazı. water gate set
- geçiş
- geçiş elementleri
- geçiş hakkı
- geçiş izni
- geçiş metali
- geçiş olasılığı
- geçiş parası alma hakkı
- geçiş resmi
- geçiş vergisi
- geçiş yeri veya müddeti
- geçiş yeri.
- geçiş yolu
- geçiş ücretinin ödendiği köprü veya yol girişi.
- geçişim
- geçişli
- geçişli eylem
- geçişli fiil
- geçişlik
- geçişlilik
- geçişme
- geçişsiz
- geçişsiz eylem
- geçişsiz fiil
- geçiştirmek
- geçkin
- geçme
- geçme ek yeri
- geçme.
- geçmek
- geçmek .
- geçmek doldurmak
- geçmek için rekabet etmek. rivalry rekabet.
- geçmek.
- geçmek. blow up şişirmek
- geçmek. pass off sona ermek
- geçmesine müsaade etmek. transmitter radyo veya televizyon verici istasyonu
- geçmeye çalışmak
- geçmezlik
- geçmiş
- geçmiş bir olayın ayrıntılarına inerek parça parça incelemek.
- geçmiş hoş zamanlar. grow old yaşlanmak
- geçmiş olan şey. Let bygones be bygones. Geçmişi unutalım. Olan oldu. Geçmişe mazi derler.
- geçmiş olsun
- geçmiş zaman
- geçmiş zamandan kalmış olma .
- geçmiş zamanlar. of yore eski zamanlarda olan. in days of yore bir varmış bir yokmuş.
- geçmiş zamanlara ait. an'cestry ecdat
- geçmiş şeyleri düşünme
- geçmiş şeyleri hatırlamak
- geçmiş: son zamanlarda
- geçmişe bakış
- geçmişi düşünme.
- geçmişi düşünmek. retrospec' tion geçmiş şeyleri hatırlama
- geçmişin bıraktığı kötü etki
- geçmişte olmuş
- geçtiğimiz
- geççe
- geğirme
- geğirmek
- geğirmek.
- geğirti
- ghness Ekselansları.
- gib'bousness dışbükey oluş. gibbously dışbükey olarak.
- gibbose dışbükey
- gibi
- gibi gelmek. I can
- gibi görünmek
- gibi göstermek
- GİD
- gide gide
- gideceğim. This has gone too far. Bu mesele sıktı artık.
- gidelim
- gidelim!
- gidememek
- giden
- gider
- giderek
- giderici
- giderler
- giderlik
- giderme
- gidermek
- gidermek.
- gidermek. be rid of
- gidermek. correction tashih
- gidermek. oblitera'tion yoketme
- gidilecek yer
- gidim
- gidimizi
- gidin başımdan
- gidip gelme
- gidip gelmek
- gidivermek
- gidiş
- gidiş ayrılış
- gidiş dönüş
- gidiş tarzı
- gidişat
- gidişgeliş
- gidişi olsun, dönüşü olmasın
- gidişme
- gidişme. itchy kaşıntılı.
- gidişmek
- gidon
- Gifu
- gigabayt
- gigant
- gilaburu
- Gine
- Gine babunu
- Gine Bissau Cumhuriyeti
- Gine Cumhuriyeti
- Gine Körfezi
- Gine-Bissau
- Gine=Bissau
- Gineli
- ginseng
- gir tuşu
- girdap
- girdap gibi döndürmek veya dönerek gitmek.
- girdap.
- girdi
- girebilir miyim?
- girecek yer
- giren
- Giresun
- girgin
- girginlik. socially sosyal olarak
- girift
- giriftlik
- girik
- girilecek veya çıkılacak yol
- girilecek yer
- girilecek yer. double entry çifte kayıt usulu.
- girilmez
- giriniz
- girinti
- girinti yapmak
- girintili çıkıntılı yol.
- girintili çıkıntılı. intricacy
- Girit
- Girit adası. Cretan Giritli.
- Girit kekiği
- girivermek. slip off sıvışmak
- giriş
- giriş aygıtı
- giriş ağzı
- giriş hakkı
- giriş hakkı. No admittance. Girilmez.
- giriş kapısı
- giriş kartı
- giriş katı
- giriş müsaadesi
- giriş supapı. valved valflı. valvular valfa ait
- giriş tuşu
- giriş vergisi
- giriş vesilesi.
- giriş yapmak
- giriş yeri
- giriş yolu.
- giriş ücreti
- giriş ücreti olmayan.
- giriş-çıkış izni
- giriş. Cilician Gates Külek Boğazı.
- girişilen iş
- girişim
- girişimci
- girişimcilik
- girişimölçer
- girişken
- girişkenlik
- girişme
- girişmek
- girişmek.
- girişmek. pitch into üstüne saldırmak
- girl scout kız izci. on the scout keşif görevi yapmakta
- girme
- girme müsaadesi
- girme.
- girmek
- girmek yasak
- girmek. fall upon saldırmak
- girmelik
- girmesine müsaade etmek: izin vermek
- Girne
- GİSO
- git başımdan
- git işine
- git kendini becer
- gitar
- gitar çalan kimse. guitarfish vatoz gibi bir balık
- gitarist
- gitgel
- gitgide
- gitme
- gitme vaktini uzatmak
- gitmek
- gitmek What became of ? ne oldu ? nereye gitti ? ne yaplyor? become due vadesi gelmek.
- gitmek üzere. on the wings of the wind çok hızlı. sprout wings kanatlanmak. take wing kanatlanmak
- gitmek.
- gitmek. take lying down katlanmak
- gitmekten çekinen. averseness çekingenlik çekinme
- gitmeliyim
- gitmem lâzım
- gitmemek
- gitmesem de. no sooner than olur olmaz.
- gitmesine müsaade etmek
- gitmesine veya gelmesine müsaade etmek
- gitmeye hazır
- gitmiş
- gittikçe
- give effect to tatbik mevkiine koymak