Turkish words: F
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- faal
- faal hale getirme
- faal hale getirmek
- faal hizmete hazır asker veya ordu
- faal oluş
- faal.
- faale
- faaliyet
- faaliyet alanı
- faaliyet alanı.
- faaliyet merkezi
- faaliyete geçmek
- faaliyeti olmayan
- faaliyetine gizli olarak devam etmek. go up çıkmak
- faaliyette olmak . be up for hazır bulunmak
- fabl
- fabrika
- fabrika işçisi
- fabrika çekici ile dövmek
- fabrika çekici tilt at saldırmak
- fabrika.
- fabrikacı
- fabrikada işi tatil etme.
- fabrikatör
- facelift
- facia
- facialı
- fade out sönmek
- Fadime
- faecal tortulu
- fagosit
- fagositoz
- fagot
- fahiş
- fahiş fiyatla satmak
- fahişe
- fahişe.
- fahişelerle düşüp kalkmak.
- fahişelik
- fahişelik etmek. whor'ish fahişe gibi
- fahişeliğe sevketmek
- fahrenhayt
- fahrenhayt derece
- fahrenhayt.
- fahri
- fahri hemşehrilik veya üyelik sıfatı
- faik
- faik olmak
- faik olmak. surpassing en üstün olan
- faik. excellently peka1â
- faik: rütbece üstün olan.
- faikiyet
- faikıyet
- fail
- fair play tarafsızlık
- faiz
- faiz koçanı
- faiz oranı
- faiz oranı. bank statement banka hesap durumu
- faizci
- faizcilik
- faizle beraber anaparanın yekunu
- faizle vermek. lend a hand yardım etmek. lend an ear kulak vermek
- faizsiz
- fajita
- fak
- fakat
- fakat elimde değil.
- fakat.
- fakat. if only keşke.
- fake
- fakfon
- fakir
- fakir bir kimseye para ile bakmak için anlaşmak
- fakir kimse
- fakir. destitu'tion yoksulluk
- fakir. dirt track yarışların yapıldığı toprak yol. pay dirt değerli maden. cevheri
- fakirlere yardım evi
- fakirleşme
- fakirleştirmek
- fakirlik
- fakirlik zaruret
- fakr
- faks
- faks cihazı
- faks makinesi
- faksimile
- faksimile olarak kopya etmek.
- faktitif
- faktör
- faktöriyel
- faktöriyel fonksiyonu
- fakül
- fakülte
- fakülte College of Cardinals kardinaller heyeti.
- fakülte.
- fal
- fal açmak
- fal bakmak
- fal kurabiyesi
- fala bakarak önceden haber vermek
- falafel
- falafelci
- falaka
- falaka değneği
- falan
- falan filan
- falan, falan kişi
- falan.
- falanj
- falcı
- falcı kadın. sibylline kahineye ait
- falcı.
- falcıya para vermek. cross swords with... ile çekişmek
- falez
- Falkland Adaları
- fallop tüpü
- fallus
- falso
- falsolu
- falçata
- falı
- familya
- familya özel tat
- familyaya āit
- fanatik
- fanatiklik
- fanatizm
- fanfar
- fani
- fani kimse
- fani olarak.
- fani. fleetingly çabuk geçerek
- fani: ölçülebilir
- fanila giydirmek
- fanila ile oğmak. flanneled fanila kaplı. flannelette' hafif fanila
- fanila.
- faniladan yapılmış spor pantolon
- fanilaya benzer pamuklu kumaş
- fanilaya benzer pamuklu kumaş.
- fanilik
- fanilik.
- fanta
- fantazi
- fantazi kavram. self-conceit kendini beğenmişlik. conceited kibirli.
- fantezi
- fantezi hikâye
- fantezi seven. fantastically aşırı derecede
- fanti
- fanus
- far
- far- kında olmak
- far. a blackeye morarmış göz. a glass eye cam göz. a jealous eye
- farazi
- farazi.
- farazi. suppos'itive tahmini
- faraziye
- faraziye. suppositional tahmin kabilinden
- faraş
- faraş.
- farbala
- fare
- fare altlığı
- fare avlamak
- fare deliği
- fare kulağı
- fare tutmak
- farekulağı
- farenjit
- farinks
- Farisi
- Farisi. Persian carpet iran halısı. Persian cat Ankara kedisi. Persian Gulf Basra körfezi
- fark
- fark ayrılık
- fark derecesi.
- fark edilebilir
- fark edilebilir. distinguishably farkedilecek surette. distinguished üstün
- fark edilme
- fark edilmek
- fark etme
- fark etmek
- fark etmez
- fark görmek
- fark gösteren
- fark gözetme
- fark gözetmek
- fark gözetmemek identify with ile bir tutmak identifica'tion hüviyetini tespit etme
- fark gözetmez
- farkedilemez
- farkedilmez oluş. impercep'tibly farkedilmez bir şekilde
- farketme
- farketmek
- farklara dayanan
- farklarla ilgili
- farklı
- farklı bir şekilde. distinctiveness ayırt edici özellik.
- farklı olmak
- farklı olmak. differentia'tion fark
- farklı özelliği olan
- farklı.
- farklı. drift apart sürüklenmek
- farklılaşma
- farklılaşmak
- farklılaştırma
- farklılık
- farksız
- farksızca.
- farkına varmak
- farkına varmak. awareness farkında olama.
- farkına varmak. feel at home kendini rahat hissetmek
- farkına varılacak derecede.
- farkına varılır
- farkında
- farkında değilmiş gibi söylemek. drop asleep uyuyakalmak. drop behind geri kalmak. drop down düşmek
- farkında olan
- farkında olmadan
- farkında olmayan
- farkında olmayış.
- farkındalık
- farkIıIık.
- farmakognozi
- farmakolog
- farmakoloji
- farmakolojik
- farmason
- Faroe Adaları
- Faroe dili
- Fars
- Farsça
- farz
- farz edilen.supposedly farz olunduğu gibi
- farz edilmiş
- farz etmek
- farz etmek. all things considered enine boyuna düşünülürse. not worth considering kale alınmaz
- farz namaz
- farz ve tahmin etmek
- farzetmek
- farzolunan. reputedly rivayete göre.
- farzımahal
- Fas
- Fas Krallığı
- Fas'ın başkenti.
- Fasa ait.
- fasa fiso. rush'y sazlık.
- faset
- faseta
- fasih
- fasile
- fasileye ait