Turkish words: C
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- c sesi.
- c tarafındaki galeri
- C vitamini
- C.G.S. birim sistemi
- ca
- caba olarak ilâve etmek. throw in one' lot with kaderleri bir olmak. throw in one' teeth meydan okumak
- caba. strike a bargain uzlaşmak. That is not what he bargained for Bu
- Cabo Verde
- cacık
- cadaloz
- cadde
- cadde. highwayman eşkıya.
- caddy
- cadı
- cadı avı
- cadı karı
- cadı kazanı
- Cadılar Bayramı
- cadılık
- cadılık.
- cafcaf
- cafcaflı
- cafcaflı.
- cahil
- cahil kimse
- cahil: bilgisiz
- cahilane
- cahilce
- cahillik
- cahillik. ignorant cahil
- caiz
- caiz görmek
- caiz olmayan
- caka
- caka satmak
- caka satmak.
- cakalı
- Cakarta
- Cakartalı
- Calais
- California martısı
- Calo dili
- Calut .
- calçı
- cam
- cam bir mamule ikinci bir renkte ince cam tabakası ilâve etmek
- cam elyafı
- cam elyafı. stained glass renkli cam. glassful bir bardak dolusu
- cam gibi
- cam gibi olmak
- cam gibi sır
- cam gibi yapmak
- cam gibi şey.
- cam güzeli
- cam imal eden kimse
- cam izolatör. petticoat government kadın hâkimiyeti.
- cam kaba koymak
- cam negatif
- cam temizleyici
- cam tozu.
- cam tozu. Iooking glass ayna. magni- fying glass pertavsız
- cam yünü
- cama renk vermek için maden tuzu ile kaplama
- camadanını bağlamak
- Camanbay
- cambaz
- cambaz.
- cambazlara mahsus sıkı gerilmiş ip.
- cambazlık
- Cambridge universitesi.
- Cambridge şehri
- camcı
- camcı macunu
- camcı. glassware züccaciye. glass wool cam yünü. glass works cam fabrikası
- camdan yapılmış şey
- camekan
- camekân
- camgöbeği
- camgöbeği. sea gull martı. sea horse denizaygırı
- camgöz
- cami
- camia
- camla kapatmak.
- camlamak
- camlanmak
- camlaşmak
- camlaştırmak
- camlifi
- camlı
- camlı ve raflı olan dolap
- Campeche
- camsı
- camus
- camız
- can
- can alacak nokta
- can alıcı
- can atarak
- can atmak
- can damarı
- can dostu
- can düşmanı
- can düşmanı.
- can eriği
- can feda
- can havliyle çabalamak
- can korkusu
- can simidi
- can sıkan
- can sıkmak
- can sıkmak. wear out butün bütün eskimek veya eskitmek
- can sıkıcı
- can sıkıcı kimse veya olay
- can sıkıcı nasihat
- can sıkıcı şekilde konuşmak veya yazmak
- can sıkıcı.
- can sıkıcı. maddeningly çıldırtırcasına.
- can sıkıntısı
- can sıkıntısı.
- can sıkıntısı.worrying
- can tahtası
- can vermek
- can yeleği
- can yoldaşı.
- can çekişme
- can çekişme hırıltısı. rattle off ezbere söylemek. rattle on boş laf etmek
- can çekişme: şiddetli Istırap
- can çekişmek
- can çıkar huy çıkmaz
- can: hayalet
- cana yakın
- cana yakın olmayan
- cana yakın.
- cana yakınlık.
- cana yakınlıkla. graciousness zarif oluş
- Canadian.
- canan
- Canaries
- canavar
- canavar düdüğü
- canavar gibi
- canavar otu
- canavar otugiller
- canavar ruhlu
- canavar. beastie iskoç. hayvancık. beastly hayvan gibi
- canavarca
- canavarlaşma
- canavarlık
- canayakın
- Canberra
- candan
- candan arkadaş. be intimate with ile samimi olmak
- caneriği
- canhıraş
- cani
- cankurtaran
- cankurtaran sandalı
- cankurtaran sandalı.
- cankurtaran simidi
- Canköy
- canla başla
- canla başla.
- canlandırma
- canlandırma.
- canlandırmak
- canlandırmak.
- canlandırmak. ginger ale zencefilli gazoz. gingerbread zencefilli çorek
- canlandırıcı
- canlandırıcı .
- canlandırılan kişi
- canlandırılma
- canlandırılmak
- canlanma
- canlanma.
- canlanmak
- canlı
- canlı ağırlık
- canlı bilimi
- canlı bir şekilde konuşmak. scintilla'tion kıvılcımlar saçma
- canlı bomba
- canlı durmak
- canlı genç kadın. baggage master bagaj memuru.
- canlı gibi
- canlı olarak. perkiness havailik
- canlı yaratıklar
- canlı yayın
- canlı özdekçilik
- canlı şey
- canlı.
- canlı. expressively anlamlı olarak
- canlı. It makes my flesh creep. Tüylerimi ürpertiyor. fleshiness şişmanlık
- canlıcı
- canlıcılık
- canlıların hamile olmadığı devir: nadasa bırakılmış
- canlılık
- canlılık.
- canlılıkla
- canlılığını kaybetmek
- canlılığını yitirmek
- cansiparane
- cansız
- cansız düşmek
- cansız şey veya madde
- cansız.
- cansızlaşmak
- cansızlaştırmak
- cansızlık
- cansızlık.
- cansızlık. frig'idly soğuk bir şekilde
- canı istediği gibi. ill will kin
- canı sıkkın olmak
- canı sıkılmış
- canı yanmak
- canı çekmek. mistaken for him ona benzetilmiş. not long for this world ölumü yakın
- canı çıkmak
- canım
- canına okumak
- canını acıtmak
- canını bağışlamak
- canını dişine takarak çatışmak
- canını sıkarak.
- canını sıkma
- canını sıkmak
- canını sıkmak.
- canını sıkmak. cast off reddetmek
- canını yakmak
- Cape of Good Hope Ümit Burnu. Capetown
- Cape Town
- Cape Town Kap şehri. Cape Dutch Güney Afrika'da konuşulan Hollanda dilinin eski ısmı.
- CAPTCHA
- Caracas
- caraskal
- Carcharias glaucus. great white shark canavar balığı
- Cardiff
- cari
- cari fiyat.quotation marks tırnak işareti
- cari hesap
- cari olan fiyat
- cariye
- cariye. bondman erkek köle
- cariye. bondsman kefalet veren kimse. bondwoman cariye
- carta
- Cascade
- Cassin çütresi
- castle in Spain hülya
- casus
- casus gibi. under cover gizlice.
- casus yazılım
- casusluk
- casusluk etme