LexiTurk← Dictionary

Turkish words: B

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • birkaç kişi. quite a few birçok. the few seçkin kişiler
  • birkaç kişinin sıra ile söyledikleri şarkı
  • birkaç tip top oyunu.
  • birkaç top ve tüfeğin birer defa ateş etmesi
  • birkaç çandan ibaret takım
  • birkaç çanın bir arada veya birbiri arkasından çalınması
  • birkaç çeşit sert çimen.
  • birkaç çeşit tırmaşık kuşu
  • birkaç şeyi veya durumu kapsayan
  • birkaç. back number bir mecmuanın eski sayılarından biri
  • birlestirme
  • birleşik
  • birleşik ad
  • Birleşik Amerika para birimi olan doların yüzde biri
  • Birleşik Amerika'da devlet teşkilatına girmemiş bölgelere ait
  • Birleşik Arap Emirlikleri
  • Birleşik Devletler
  • birleşik hareket grubu
  • birleşik kelime
  • Birleşik Krallık
  • Birleşik Krallık Virgin Adaları
  • Birleşik Modelleme Dili
  • birleşik sözcük
  • birleşik çiftin her biri.
  • birleşik öğecik
  • birleşim
  • birleşme
  • birleşme yeri
  • birleşme.
  • birleşme. marriage bed yeni evlilerin ilk gece yattıkları yatak
  • birleşmek
  • birleşmek. close down kapamak
  • birleşmek. missing link bulunamayan rabıta
  • birleşmek. piece on eklemek
  • birleşmeli
  • birleşmiş
  • birleşmiş birleşik
  • Birleşmiş Milletler
  • Birleşmiş Milletler adına bir bölgenin idaresi.
  • Birleşmiş Milletler Genel Kurulu
  • Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi
  • Birleşmiş Milletler Teşkilatı
  • Birleşmiş Milletler Örgütü
  • birleşmiş.
  • birleştiler. oneness birlik bir olma.
  • birleştirici
  • birleştirici şey veya kimse
  • birleştirilmiş
  • birleştirme
  • birleştirme.
  • birleştirmek
  • birleştirmek ittifak ettirmek
  • birleştirmek.
  • birlik
  • birlik olmak. sortable sınıflandırılabilir.
  • birlik olmuş
  • birlik.
  • birliksel
  • birlikte
  • birlikte .in good company iyi arkadaşlarla. jointstock company bir cins anonim şirket. keep company eşlik etmek
  • birlikte hareket etmek ve işlemek
  • birlikte iş görmek
  • birlikte olmak
  • birlikte oturan kimse.
  • birlikte yapılmış
  • birlikte çalışmak
  • birlikte.
  • birliktelik
  • Birman dili
  • Birmanya
  • Birmanya dili.
  • Birmanyalı
  • Birmingham
  • birtakım
  • biryapımlayıcı
  • birçeşit dayanıklı İngiliz kumaşı everlastingflower medine çiçeği
  • birçok
  • birçok dil bilen
  • birçok dil bilen kimse
  • birçok dili içine alan
  • birçok insan. scores of years senelerdir
  • birçok papanın adı.
  • birçok şeyi hep birden atmak
  • birçok. some few birkaç
  • birçoğu
  • birşeyden ağlayıp sızlayarak şikayet etmek
  • birşeyin tam zamanı
  • birşok
  • bis parçası
  • biseksüel
  • biseksüellik
  • bishop.
  • bisiklet
  • bisiklet kaskı
  • bisiklet pedalı
  • bisiklet sporu
  • bisiklet turuna çıkan veya yürüyerek seyahat eden gençlerin kaldıkları han
  • bisiklet yolu
  • bisiklete binmek
  • bisiklete binmek.
  • bisikletle dolaşmak. bicyclist bisikletle gezen kimse.
  • bisikletsiz
  • bisiklette oturacak yer
  • bisiklette pedallar kullanılmayınca arka tekerleği serbest bırakan kenet. free with his money eli açık
  • bisikletçi
  • bisiklik molekül
  • bisküvi
  • bisküvit
  • Bislama dili
  • bissiru
  • bisturi
  • bit
  • bit oranı
  • bit otu
  • bit pazarı
  • bit yumurtası
  • bit yöneltimli
  • bitap
  • bitap düşmek.
  • bitap düşürmek
  • bitaraf
  • bitaraf. even number çift sayı. even with the roof dam yüksekliğinde
  • bitcoin
  • bite
  • bitek
  • biten
  • biter. exhaustion yorgunluk
  • biteviye geçmek
  • biteviye.
  • biteviyelik. in conformity with mucibince
  • bitik.
  • bitim
  • bitimsiz
  • Bitinler
  • Bitinya
  • bitiren
  • bitiren şey
  • bitirme
  • bitirme tezi
  • bitirmeden durdurmak
  • bitirmek
  • bitirmek.
  • bitirmek. a complete surprise tam bir sürpriz. completely tamamen
  • bitirmek. extermina'tion imha
  • bitirmeye çalışma
  • bitiş
  • bitiş noktası veya çizgisi
  • bitiş çizgisi
  • bitiş.
  • bitişik
  • bitişik bir sıra bina
  • bitişik el yazısı
  • bitişik komşu. next door to az daha
  • bitişik olma
  • bitişik olmak
  • bitişik olmak.
  • bitişilen yer
  • bitişim noktası
  • bitişimli
  • bitişken
  • bitişkenlik
  • bitişme
  • bitişmek
  • bitişmiş
  • bitiştirme
  • bitiştirmek
  • bitki
  • bitki anatomisi
  • bitki bilimci
  • bitki bilimi
  • bitki boumu articles of apprenticeship usta ile çırak arasında anlama articles of association şirket mukavelesi
  • bitki coğrafyası
  • bitki fizyolojisi
  • bitki gibi büyüme
  • bitki gibi büyümek
  • bitki gibi yaşamak
  • bitki gibi yaşamak. stagnation durgunluk.
  • bitki gibi yaşayan
  • bitki gibi yerde uzamak
  • bitki kurtlarından birkaç cins. weevily
  • bitki morfolojisi
  • bitki patolojisi
  • bitki sapı.
  • bitki ve hayvan artıklarının çürümesinden meydana gelen organik toprak
  • bitki ve hayvan türlerini ıslah etme.
  • bitki yapraklarına musallat olan bir hastalık
  • bitki yaşamı
  • bitki çayı
  • bitki örtüsü
  • bitki özü
  • bitkibilimsel
  • bitkiler
  • bitkiler bilgini.
  • bitkiler üzerinde yetişen çok zararlı küf
  • bitkilerde mantar hastalığı
  • bitkilere ait bitkilerden alınmıs
  • bitkilere musallat olan bit.
  • bitkileri kavuran ve mahveden yaygın birkaç çeşit hastalık
  • bitkileri çürüten bir hastalık
  • bitkilerin etrafına veya üstüne örtülmuş toprak yığını
  • bitkilerin gövdelerinde görülen bir hastalık
  • bitkilerin suyu
  • bitkilerin özü gibi akmak
  • bitkin
  • bitkin bir hale gelmek
  • bitkin halde. peakedness bitkinlik
  • bitkin hale gelmek
  • bitkin olmak
  • bitkin.
  • bitkin. broken-hearted kalbi kırık
  • bitkin. dead center ölü nokta. dead end çıkmaz sokak
  • bitkin. dogs of war harbin kan dökücü ve yıkıcı tarafları. a dead dog köpek leşi
  • bitkin. down at the heels perişan bir halde. down at the mouth
  • bitkin. exhaustible tükenir
  • bitkinin üremeyle ilgisi olmayan kısımlarına ait
  • bitkinlik
  • bitkinlik tire of bıkmak
  • bitkisel
  • bitkisel tedavi
  • bitkisel yağ
  • bitkisel yağ. vegetable dye bitkisel boya. vegetable garden bostan
  • bitkisel. herbalist şifalı bitki satan kimse.
  • bitli
  • Bitlis
  • bitme
  • bitmek
  • bitmek tükenmek bilmeksizin. endlessness sonsuzluk
  • bitmemek
  • bitmemiş
  • bitmeyen
  • bitmez
  • bitmez tükenmez
  • bitmiş
  • bitmiş. foregone conclusion kaçınılmaz sonuç
  • bitmişlik görünüşü
  • bitoranı
  • bitpazarı
  • bitter
  • bitter çikolata
  • bitti
  • bityeniği sezmek
  • bitüm
  • bitümlü
  • biye
  • biyo. vücuda giren gıda. income tax gelir vergisi. gross income brüt gelir
  • biyocoğrafya
  • biyoenerji
  • biyoenformatik
  • biyofili
  • biyofilm
← PreviousPage 18 of 27Next →