Turkish words: A
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- alegorik
- aleksi
- alel
- alelacele gözden geçirmek
- alelacele söylemek.
- alelacele yemek
- alelade
- alelade cinsten
- alelade.
- aleladelik
- alelumum
- aleluya
- alelâde
- alem
- alenen
- alenen Allaha şükretme
- alenen göstermek
- alenen itiraf edilmiş
- alenen söylemek
- aleni
- aleni olarak
- aleni. halk
- alenilik
- aleniyet
- alerjen
- alerji
- alerjik
- alerjik. allergen alerji meydana getiren madde.
- alet
- alet ile işlemek
- alet kiti
- alet kutusu
- alet takımı
- alet çantası
- alet.
- alet. blood vessel kan damarı.
- aletle içini muayene etmek
- aletle işlemek
- aletle şekil vermek veya yapmak
- aletler
- aletli
- aletsel
- aletsiz
- Aleut
- Aleutça
- alev
- alev alev
- alev alev olmak
- alev alev yanmak
- alev almak
- alev almak. fan the flames ateşi yelpazelemek
- alev dili
- alev gibi kızarmak. flame up alevlenmek
- alev gibi yalayıp geçmek
- alev makinesi
- alev tahtakurusu
- alev çıkarmak
- alevi
- Alevilik
- alevlendirici
- alevlendirme
- alevlendirmek
- alevlenme
- alevlenmek
- alevlenmek .take for diye almak
- alevlenmiş
- alevli
- Alevî
- Alevîlik
- aleyh
- aleyhasselam
- aleyhinde
- aleyhinde bulunarak.
- aleyhinde bulunmak
- aleyhinde bulunmak vilification. iftira
- aleyhinde karar almak
- aleyhinde olmak
- aleyhinde sonuçlanmak. go ahead devam etmek
- aleyhinde söylemek
- aleyhine döndürmek. turn a hair kılını kıpırdatmak
- aleyhine çevirmek
- aleyhine çevirmek. set apart bir kenara ayırmak
- aleyhisselam
- aleyhtar
- aleyhte
- aleyhte davranma
- aleyhte olan durum
- aleyhte tesir etmek.
- Aleyna
- alfa
- Alfa Centauri
- alfa dişi
- alfa erkek
- alfa linolenik asit
- alfa sürümü
- alfa ışınları
- alfa ışınımı
- alfabe
- alfabe dışı
- alfabe sırası
- alfabetik
- alfabetik olarak
- alfabetik sırayla
- alfanümerik
- alfasayısal
- alfenit
- alg
- algarina
- algoloji
- algoritma
- algı
- algı felsefesi
- algı yönetimi
- algı.
- algılama
- algılamak
- algılanabilir
- algılanabilirlik
- algılanan dünyaya ait. externals dışta veya yüzeyde kalan olaylar
- algılayıcı
- Ali
- Ali Veli
- alicenap
- alicenaplık
- alicengiz oyunu
- alifatik
- alim
- alimallah
- alimce. scholarliness bilimsel nitelik.
- Alimimutlak
- Alis
- aliterasyon
- alivre
- alize
- alizeler
- Alkaios
- alkalen fosfataz
- alkali
- alkalik maddeleri muayene etmeye mahsus kağıt.
- alkalin
- alkaloit
- alkan
- alkavun
- alken
- alkil
- alkin
- alkiş
- alkol
- alkol derecesi
- alkol derecesi yüksek
- alkol ilave ederek kuvvetlendirmek.
- alkol v.b katılması.
- alkolik
- alkolik.
- alkoliklik
- alkolizm
- alkollü
- alkollü bir içki.
- alkollü bir çeşit içki
- alkollü içecek
- alkollü içki içmek
- alkollü içki içmemeye ait
- alkollü içki.
- alkollü ve tatlı içki.
- alkollü veya alkolsüz olarak bitki kökleri
- alkolmetre
- alkolsüz
- alkolsüz içki. strong drinks
- alkolölçer
- alkolü çok
- alkım
- alkım rainbow. chaser hayal peşinde koşan kimse. rainbow trout çelikbaş alabalık
- alkıma
- alkış
- alkış tutma
- alkış tutmak
- alkışlama
- alkışlamak
- alkışlanan
- all his life
- all the rest
- Allah
- Allah Allah
- Allah aşkına
- Allah bilir
- Allah göstermesin
- Allah korusun
- Allah korusun!
- Allah muhafaza
- Allah muvaffakiyetler versin. It is all very well but iyi
- Allah saklasın
- Allah senden razı olsun
- Allah tarafından ilham edilmiş
- Allah tarafından terkedilmiş
- Allah vere.
- Allah vergisi
- Allah'a inanıyor musun?
- Allah'a yemin etmek
- Allah'a çok şükür
- Allah'a ısmarladık
- Allah'a şükür
- Allah'tan
- Allah'ın belâsı
- Allah'ın dağı
- Allah'ın izniyle
- Allah. Supreme Court Anayasa Mahkemesi. supreme good en büyük iyilik
- Allah. the Eternal City Roma the eternal triangle evli bir çift ile bunlardan birinin sevgilisi. eternally ebediyen
- Allaha iman. bad faith kötü niyet
- Allaha kalmak. kneed dizli
- Allaha karşı hürmet
- Allaha karşı itaatsiz
- Allaha saygı gösteren
- allahise
- Allahsız
- Allahsızlık
- Allahsızlık. atheist Tanrının varlıgını kabul etmeyen kimse
- Allahtan
- Allahtan niyaz etmek
- Allahuekber
- Allahı tanımaz
- Allahın varlığını inkâr
- Allahını seversen
- allak bullak
- allak bullak etmek
- allame
- allamelik
- alleluya
- alligator
- alloantijen
- allopati
- alloritm
- allı turna
- allık
- allık sürmek
- allık sürmek. rouge et noir kırmızı ve siyah damalı bir masa üstünde oynanan bir iskambil oyunu.
- alma
- alma veya malik olma hakkı. titled asalet unvanı olan isimlendirilmiş.
- alma: kelepir
- almak
- almak.
- almak: bir şey karşıIığında sağlamak: kiralamak: rüşvetle elegeçirmek
- Alman
- Alman askerinin yürüyüşü. cook one's goose işini bozmak. fox and geese kör- ebe oyunu
- Alman denizaltısı.
- Alman gümüşü
- Alman kurdu
- Alman papatyası
- Alman parası
- Alman pastası
- Alman Sosyalist- Milliyetçi partisi üyesi