Turkish words: Y
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- yürüyen kadın
- yürüyen merdiven
- yürüyerek gitmek
- yürüyerek zayıflamak veya ayılmak. walk off with kazanmak
- yürüyerek. on one's feet ayakta. put one's foot down kararlı olmak
- yürüyüş
- yürüyüş tarzı
- yürüyüş yolu
- yürüyüşe çıkarmak
- yüz
- yüz akı
- yüz beş
- yüz bin
- yüz dereceye bölünmüş
- yüz elli
- yüz hattı
- yüz ifadesi
- yüz ifadesi.
- yüz ifadesi. look about etrafına bakmak
- yüz karası
- yüz karası bir durum. Show me the hows and the whys of it. Bana işin sebeplerini anlatın.
- yüz karası olan kimse. reproachable ayıplanır
- yüz kişi veya yüz şeyden ibaret topluluk
- yüz kulaç. go to all lengths
- yüz kırk dört adet
- yüz kızartıcı
- yüz masajı. facial angle yüz açısı.
- yüz milyon
- yüz misli. a hundred per- cent yüzde yüz. hundredth yüzüncü
- yüz numara
- yüz sayısı
- yüz suyu dökmek
- yüz uzuvlarından biri
- yüz vermek
- yüz vermemek
- yüz vermemek.
- yüz vermeyiş
- yüz vermeyiş.
- yüz yaşındaki kimse.
- yüz yüz yıllık
- yüz yüze
- yüz yüze gelmek
- yüz yüze. in the face of karşısında
- yüz yıl yaşamış olan
- yüz yıla ait
- yüz yılda bir vaki olan
- yüz yıllık
- yüz. hundredweight 112 librelik ingiliz ağırlık ölçü birimi
- yüz: yamaç
- yüzbaşı
- yüzde
- yüzde bir.
- yüzde hesabına göre oran
- yüzde yüz
- yüzde yüzdelik
- yüzde.
- yüzdeki ifade veya anlam
- yüzdeki ince tüyler
- yüzdelik
- yüzdürme
- yüzdürmek
- yüze ait
- yüze düzgün sürme
- yüze gülen
- yüzemiyorum
- yüzen
- yüzen erkek
- yüzen ev
- yüzen ev.
- yüzer buz alanlar
- yüzerek geçmek
- yüzergen
- yüzergezer
- yüzerik
- yüzerme
- yüzey
- yüzey bilimi
- yüzey gerilimi
- yüzey incekatı
- yüzeyde kalan
- yüzeyde tam.
- yüzeyi dışbükey olan cisim. convex'ity dışbükeylik.
- yüzeyi matlaştırıcı alet
- yüzeysel
- yüzgece benzeyen sey
- yüzgeç
- yüzgeç.
- yüzgöz olmak. set free serbest bırakmak
- yüzkarası. scandalize rezalet çıkararak bir kimseyi mahcup edip şaşırtmak.
- yüzkarası. shamefully utanılacak şekilde
- yüzlemek
- yüzlerce
- yüzleşme
- yüzleşmek
- yüzleştirmek
- yüzme
- yüzme bilmiyorum
- yüzme hareketi. swim against the stream olaylara karşı koymak. swim bladder balıkta hava kesesi. in the swim aşina
- yüzme havuzu
- yüzme kesesi
- yüzme paleti
- yüzme sporu
- yüzme çeşidi
- yüzmek
- yüzmekte
- yüzmeye ait veya uygun
- yüznumara
- yüzsuyu döken
- yüzsuyu dökerek. soapiness sabunlu oluş.
- yüzsüz
- yüzsüzce.
- yüzsüzlük
- yüzsüzlükle karşılamak
- yüzyıl
- yüzyıl yumurtası
- yüzyılda İngiltere'de züppe.
- yüzölçümü
- yüzölçümü işlerinde kullanılan bir çeşit cetvel
- yüzölçümü.
- yüzü
- yüzü alta gelerek face the music ABD
- yüzü bakan kimseye dönük
- yüzü gülmez
- yüzü kabarık olarak dokunmuş yünlü kumaş
- yüzü kalmamak
- yüzü koyun
- yüzü kızarmak
- yüzü olmak. hold one's own geri gitmemek
- yüzü özekli küpsel
- yüzücü
- yüzücü ördek
- yüzük
- yüzük kaşı
- yüzük parmağı
- yüzükoyun yatma.
- yüzükoyun yatmış
- yüzün yandan görünüşü
- yüzün yandan çekilen resmi
- yüzüncü
- yüzünden
- yüzüne bakmak
- yüzüne bakmamak.
- yüzüne gözüne bulaştırmak
- yüzüne karşı söylemek.
- yüzüne vurmak. upbraidingly azarlayarak.
- yüzünü buruşturmak
- yüzünü ekşitmek
- yüzünü ekşitmek.
- yüzünü kızdırmak. brazen a thing out işi pişkinliğe vurmak.
- yüzünü yukarı çevirmek
- yüzüstü
- yüzüstü bırakmak
- yüzüş
- yıkama
- yıkamak
- yıkamak. bathhouse hamam. bathrobe bornoz. bathroom banyo dairesi
- yıkanabilir. This tray has a gold wash. Bu tepsi altın suyuna batırılmış.
- yıkanma
- yıkanmak
- yıkanmamış yapağı
- yıkayan şey veya kimse
- yıkayarak sabununu gidermek
- yıkkın
- yıkkın.
- yıkma
- yıkmak
- yıkmak. wrecking crew enkaz temizleme ekibi
- yıkıcı
- yıkıcı. vandalism vandalizm.
- yıkık
- yıkılma
- yıkılma. collapsible portatif
- yıkılmak
- yıkılmak üzere olan.
- yıkılmak. cave in çökmek
- yıkılmamak
- yıkılmaz
- yıkılmış.
- yıkılış
- yıkım
- yıkıntı
- yıkıntı.
- yıl
- yıl dönümü
- yıl dönümünü kutlama.
- yıl dönüşümü
- yılan
- yılan akbabası
- yılan balığı
- yılan derisi
- yılan gibi
- yılan gibi hain adam
- yılan gibi sessizce ve sinsi sinsi ilerlemek
- yılan gibi ısIık çalmak
- yılan gömleği
- yılan kartalı
- yılan kavı
- yılan otu
- yılan sesi
- yılan taşı
- yılan veya akrep zehiri
- yılan ısırması.
- yılan ısırığı
- yılana sarılmak. grasp a nettle cesaretli davranmak. beyond one's grasp uzakta
- yılanboyun
- yılanboyungiller
- Yılancı
- yılancık
- yılancıl
- yılandili
- yılaniğnesi
- yılankavi
- yılanyastığı
- yılbaşı
- yılbaşı ağacı
- yılbaşı gecesi
- yılbaşı kartı
- yılda bir olan
- yılda bir.
- yıldlzı parlayarak.
- yıldırma
- yıldırma siyaseti. terrorize tedhiş etmek
- yıldırmak
- yıldırmak cesaretini kırmak
- yıldırmak.
- yıldırmak. determent engel
- yıldırmak. intmida'tion gözdağı verme.
- yıldırmak. It is threatening snow. Kar yağacağa benziyor. threateningly tehdit ederek.
- yıldırıcı
- yıldırıcılık
- yıldırım
- yıldırım gibi hareket eden kimse veya şey.
- yıldırım savaşı
- yıldırım vurmuş
- yıldırım çarpmış
- yıldırım. in a flash ansızın
- yıldırımsavar
- yıldız
- yıldız falcılığı
- yıldız falcısı
- yıldız gibi pırıldamak
- yıldız gibi. asteroi'dal küçük gezegenle ilgili
- yıldız gibi. starryeyed hayranlıkla bakan.
- yıldız haritası
- yıldız imi
- yıldız işareti
- yıldız işareti.
- yıldız kayması
- yıldız koyarak işaret etmek
- yıldız kurdu