Turkish words: Y
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- yumruk
- yumruk atmak
- yumruk veya sopa ile vurmak.
- yumruk vurmak
- yumruk yumruğa . handtomouth kıt kanaat geçinen
- yumruk yumruğa kavga.
- yumruk. tit for tat yumruğa yumruk
- yumrukla
- yumrukla dövüş
- yumruklama
- yumruklamak
- yumruklamak.
- yumrukoyuncusu
- yumrukoyunu
- yumrulaştırmak. knobbiness yumru yumru olma. knobby yumrulu
- yumurcak
- yumurta
- yumurta akı
- yumurta akı ve şekerle yapılmış dondurma.
- yumurta biçiminde herhangi bir şey
- yumurta biçimindeki
- yumurta kapıya dayanınca
- yumurta mantarı
- yumurta sarısı
- yumurta teli. whip hand kamçı tutan el
- yumurta viyolü
- yumurta zamanlayıcı
- yumurta. biçiminde şey. ovally yumurta şeklinde.
- yumurtada iç göbek. tread down ayak altında çiğnemek. tread on üstüne basmak
- yumurtadan çıkmak
- yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmemek. lick the boot of çanak yalamak
- Yumurtalık
- yumurtamsı
- yumurtlama
- yumurtlamak
- yumurtlatmak
- yumuşacık
- yumuşak
- yumuşak başlı
- yumuşak başlı kimse
- yumuşak başlı.
- yumuşak başlı. docil'ity yumuşak başlılık
- yumuşak başlı. good works hayır işleri
- yumuşak başlı. kindhearted iyi kalpli kindliness
- yumuşak başlı. lambskin kuzu derisi. lamb' wool kuzu yünü.
- yumuşak başlılık
- yumuşak başlılık.
- yumuşak bir cins ingiliz peyniri.
- yumuşak damak
- yumuşak dondurma
- yumuşak huylu
- yumuşak huylu. Good night İyi geceler. Allah rahatlık versin. good offices yardım
- yumuşak huyluluk.
- yumuşak kürk
- yumuşak sabun
- yumuşak tüy.
- yumuşak uysal tabiatlı
- yumuşak ve tuzsuz lor peyniri.
- yumuşak ve yapışkan.
- yumuşak ve özlü etini çıkarmak
- yumuşak ve şekillendirilebilir.
- yumuşak veya ıslak bir şeyin bir parçası.
- yumuşak yüreklilik.
- yumuşak şey
- yumuşak.
- yumuşak. quietly yavaşça
- yumuşak. tenderly şefkatle . tenderness şefkat
- yumuşak. velvet grass kadifeotu
- yumuşakllk kindly müşfik
- yumuşaklık
- yumuşaklık verici
- yumuşaklık.
- yumuşakça
- yumuşakçalar
- yumuşama
- yumuşamak
- yumuşamak bilmez
- yumuşamak. mellowness olgunluk
- yumuşatma
- yumuşatmak
- yumuşatmak. The smell of fresh bread makes my mouth water. Taze ekmek kokusu ağzımı sulandırır.
- yumuşatıcı
- yunak
- Yunan
- Yunan alfabesi nin uçuncü harfi gamma globulin gamma globulin gamma rays gamma ışınları
- Yunan alfabesinin 14. harfi
- Yunan alfabesinin dokuzuncu harfi
- Yunan alfabesinin dördüncu harfi
- Yunan alfabesinin on altıncı harfi
- Yunan alfabesinin on birinci harfi olan L harfi.
- Yunan alfabesinin yedinci harfi
- Yunan alfabesinin yirminci harfi.
- Yunan kültürünü seven kimse
- yunan mitolojisi
- Yunanca
- Yunanistan
- Yunanistan .
- Yunanistan Cumhuriyeti
- Yunanistan'a
- Yunanistanlı
- Yunanlı
- Yunanlılara ve dillerine ait. Greek Church Ortodoks kilisesi. Greek cross dört kolu eşit haç
- yunmak
- yunu
- Yunus
- yunus baliğı
- yunus martı
- yunusbalığı
- yunusgiller
- Yupikçe
- yuppi
- yurdu
- yurduna özlemli
- yurt
- yurt bilgisi
- yurt içinde tüketilen maddeler. home economics ev bilgisi
- yurt sevgisi.
- yurt tutmak
- yurt çapında
- yurt.
- yurtdışı
- yurtlandırmak
- yurtlanmak
- yurtluk
- yurtsever
- yurtsever kimse. patriot'ic yurtsever
- yurtseverlik
- yurtsuz
- yurttaş
- yurttaş. fellow feeling ortak duygu
- yurttaşlık
- yurttaşlık ile ilgili. civic center hükümet binaları
- yurumek gang plow çok bıçaklı pulluk gang up on ABD
- yururlükte
- yurüyüş
- Yusuf
- Yusuf suresi
- yusufcuk
- yusufiyeli
- Yusuflar
- yusufçuk
- yusufçuk.dragon' blood ağaç veya meyvadan çıkan koyu kırmızı bir cins sakız.
- yutak
- yutak iltihabı
- yutkunmak
- yutma
- yutmak
- yutmak. Gulf Stream Gulf Stream akıntısı.
- yutturmaca.
- yutturmak
- yutturmak. plant oneself dikilmek. plant out fideleri saksı veya limonluktan çıkararak toprağa dikmek.
- yutulmak
- yutup
- yutup oturmak
- yuva
- yuva soymak. nest egg ihtiyat akçesi
- yuva veya oyuk açmak. socket wrench yuvalı anahtar. light socket lamba duyu. wall socket duvar prizi.
- yuva yapmak
- yuva.
- yuva. alluvial soil aluvyonlu toprak. one' native soil ana vatan. poor soil verimsiz toprak. rich soil verimli toprak.
- yuvak
- yuvalama
- yuvalamak
- yuvar
- yuvar. spheroidal küremsi
- yuvarlak
- yuvarlak ağızlılar
- yuvarlak bir sathın kenarı
- yuvarlak kalkan. on target hedefe yöneltilmiş. target date hedef edinilen tarih.
- yuvarlak likör kadehi
- yuvarlak masa
- Yuvarlak Masa Şövalyeleri
- yuvarlak sardalya
- yuvarlak solucanlar
- yuvarlak tepe
- yuvarlak şey
- yuvarlaklaşmak
- yuvarlaklaştırma
- yuvarlaklaştırmak
- yuvarlama
- yuvarlamak
- yuvarlamak. toss off bir yudumda içmek
- yuvarlanan
- yuvarlanan taş yosun tutmaz
- yuvarlanan şey
- yuvarlanarak giden top
- yuvarlanma
- yuvarlanmak
- yuvarlanmış
- yuvarlanıp gitmek
- yuvarlanıp gitmek. wheel about yönünü değiştirmek. wheeled tekerlekli.
- yuvarlanış
- yuvarlayış
- yuvarsı
- yuvarsıl
- yuvasına dönen güvercin
- yuvasından çıkarmak
- yuvaya girmek
- yuvaya yerleştirmek
- yuğ
- Yuşa
- YVBD
- yy
- YZ
- yâd
- yâr
- yâren
- yön
- yön alıcı cihaz. directional istikamete ait. directional antenna yönelici anten.
- yön değiştirme
- yön değiştirmek
- yön değiştirtmek
- yön göstermek
- yön vermek
- yön vermek.
- yön. trendy en son modayı izleyen.
- yönbul
- yöndemci
- yöndün
- yönel
- yönelik
- yönelik bağdeğer
- yönelim
- yönelimli
- yönelme
- yönelme durumu
- yönelme hâli
- yönelmek
- yönelmek .red tending to purple mora çalan kırmızı.
- yönelmek. set about başlamak
- yönelmiş olmak
- yönelteç
- yöneltme
- yöneltmek
- yöneltmek. orient oneself uymak
- yönerge
- yönerme
- yöneten
- yöneten veya idare eden kimse.
- yöneten.
- yönetici
- yönetici vasfında. take charge of mesuliyetini üzerine almak.
- yöneticilik
- yöneticiliğe ait
- yönetim
- yönetim kurulu
- yönetim kurulu başkanı
- yönetim kurulu.
- yönetim sistemi
- yönetim tekniği