Turkish words: M
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- meyveci
- meyveli
- meyveli buz
- meyveli kek
- meyvesizlik
- meyyal
- mezar
- mezar soyguncusu
- mezar taşı
- mezar.
- mezar. bed linen yatak takımları. bed and board yiyecek ve yatacak yer
- mezarcı
- mezarcı .
- mezardan çıkarmak
- mezaristan
- mezarlık
- mezarna
- mezarı boylamak
- mezat
- mezat. sales clerk satış memuru
- mezatlarda tellalın üzerinde satış yaptığı tahta
- mezbaha
- mezbaha.
- mezbele
- meze
- mezeci dükkânı
- mezenşim
- mezgeldek
- mezgit
- mezgitgiller
- mezhebe ait
- mezhep
- mezhep fırkası
- mezheplere ait.
- mezit
- meziyet
- meziyetleri olmayan.
- mezkûr
- mezkür
- mezkür. all the same bununla beraber
- mezmur koleksiyonu.
- mezmur okuma
- Mezmurlar
- Mezoblastik nefroma
- mezoderm
- mezon
- Mezopotamya
- Mezopotamya.
- Mezopotamyalı
- mezosfer
- mezozoik
- mezozoik çağda yaşamış olan ve bu gün yalnız fosilleri bulunan çok büyük bir cins sürüngen
- mezra
- mezun
- mezun etmek
- mezun kimse
- mezun olma
- mezun olmak
- mezun | öğrenci | talebe
- mezuniyet
- mezuniyet töreni
- mezuniyet. leavetaking ayrılma
- mezuniyet: izin müddeti
- mezunlar günü.
- mezunlara ait
- mezur
- mezura
- mezür
- mezür .red tape kırtasiyecilik
- meç
- meç hamlesi
- meç saplamak.
- meç.
- meç. sworded kılıçlı
- meçhul
- meçhul kimse
- meğerki
- meşakkat
- meşakkatle. painfulness acı
- meşakkatli
- meşale
- meşalelerle işaret vermek
- meşbu
- meşe
- meşe ağacı
- meşe odunu. British oak
- meşe palamudu
- meşe palamudu.
- meşecik
- meşgale
- meşgul
- meşgul etmek
- meşgul etmek iş vermek
- meşgul etmek. be occupied with ile meşgul olmak.
- meşgul etmek. exercised sinirli
- meşgul olma
- meşgul olmak
- meşgul olmamak
- meşgul.
- meşguliyet
- Meşguliyet tedavisi
- meşguliyet.
- meşguliyet. employment agency iş bulma bürosu
- meşguliyetine devam etmek.
- meşgulüm
- meşhur
- meşhur bir kimse
- meşhur hadis
- meşhur söz
- meşhur.
- meşhut
- meşhut suç
- meşime
- meşin
- meşin tabancalık.
- meşrep
- Meşrik
- meşru
- meşru kılmak
- meşru müdafaa
- meşru olarak doğmuş
- meşru olarak.
- meşru olarak. legitimatize meşru kılmak.
- meşru olmayan
- meşru. lawfully kanuna uygun bir şekilde
- meşrubat
- meşrubat. punch bowl içinde punç yapılan büyük kap. punch glass punç kadehi.
- meşruiyet
- meşrulaştırmak
- meşruluk
- meşrut
- meşrut vakıf
- meşruta.
- meşruten vakfetme
- meşruten vakfetmek. entailment icap ettirme
- meşrutiyet.
- meşum
- meşum plan.
- meşum. illbred terbiyesiz .illdisposed kötü huylu
- meşum. inauspiciously uğursuzlukla. inauspiciousness uğursuzluk.
- meşum. unluckily şanssızlık eseri. unluckiness şanssızlık.
- meşveret
- mi
- Miami
- mibzer
- Michigan
- Michoacán
- Mickey Fare
- middle.
- mide
- mide ağrısı
- mide ağzına ait
- mide bulandırıcı
- mide bulandırıcı olma.
- mide bulantısı
- mide ekşimesini tedavi eden
- mide fesadı
- mide kanseri
- mide yanması
- midesi bulanan
- midesi bulanmak
- midesi bulanmış
- midesi kolayca bulanan
- midesi çabuk bulanan. squeamishly iğrençlikle. squeamishness iğrençlik
- midesini bozmak
- midevi
- midevi. gastric fever mide humması. gastric juice mide suyu. gastric ulcer mide ülseri.
- midi
- Midia
- midilli
- Midlands
- midye
- midye gibi hayvanların kabuğunda mafsal
- midyeler
- Mie ili
- migmatit
- migrasyon
- migren
- mihaniki
- mihenge vurmak
- mihenk
- mihenk taşı
- mihman
- mihmandar
- mihmandarlık
- mihnet
- mihrace
- mihrak: belirli bir noktayı iyi görebilmek için göz veya aleti ayar etme
- mihrap
- mihver
- mihveri ile beraber olan su dolabı. breastwork siper
- miiz sol notasl
- miizayede ile satmak
- mika
- Mikail
- Mikelanj.
- Miki Fare
- Miki Maus
- Mikmakça
- mikoloji
- mikoriza
- mikoz
- mikro
- mikrobic
- mikrobik
- mikrobilgisayar
- mikrobiyal
- mikrobiyoloji
- mikrocerrahi
- mikrodalga
- mikrodalga fırın
- mikrodalgada pişirmek
- mikrodevlet
- mikroekonomi
- mikroenjeksiyon
- mikrofiber
- mikrofilm
- mikrofon
- mikrofon. microphon'ic mikrofona ait.
- mikroişlemci
- mikroklima
- mikrokozmos
- mikrometre
- mikron
- Mikronezya
- Mikronezya Federal Devletleri
- Mikronezya.
- Mikronezyalı
- Mikronezyalılık
- mikronova
- mikroorganizma
- mikrop
- mikrop.
- mikropipet
- mikropları olmayan
- mikroplu
- mikroskobik
- mikroskop
- mikroskop.
- mikroskopik çalışma için hazırlamak
- mikroskopla görülemeyecek kadar küçük.
- mikroskopla muayene için liflere ayırmak
- mikroskopta bakılacak cismin konulduğu raf
- mikrotüpçük
- mikroçip
- mikser
- miktar
- miktar endeks sayıları
- miktar teorisi
- miktarı azaltılmış