LexiTurk← Dictionary

Turkish words: K

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • kırmızı renkli şey
  • kırmızı yakalı lori
  • kırmızı çütre
  • kırmızı önlü lori
  • kırmızı örtülü çütre
  • kırmızı ışık
  • kırmızı şarap
  • kırmızı şebboy
  • kırmızı-mavi lori
  • kırmızıbiber
  • kırmızılaşmak
  • kırmızılık
  • kırmızımsı
  • kırmızımtırak
  • kırmızımtırak. reddishness kırmızımsılık.
  • kırmızıya çalan kahverengi.
  • kırmızıya çalan kahverengi. liver fluke ciğer trematodu
  • kıro
  • kırpma
  • kırpmak
  • kırsal
  • kırsal alanlara doğru kentsel yayılım
  • kırsal bölge
  • kırsal nüfus
  • kırtasiye
  • kırtasiye.
  • kırtasiyeci
  • kırtasiyeci.
  • kırtasiyecilik
  • kırtasiyecilik.
  • kırtasiyecilik. officially resmen.
  • kırıcı
  • kırıcı söz veya davranış
  • kırıcı şey veya kimse
  • kırık
  • kırık diş
  • kırık dökük araba
  • kırık kalp
  • kırık kalpli
  • kırık kemiğin etrafında hasıl olup kaynamasına yardım eden madde
  • kırık plak gibi
  • kırık veya çıkığını yerine oturtmak
  • Kırıkkale
  • kırıklık
  • kırılabilir
  • kırılca bağ
  • kırılca büyümesi
  • kırılca gediği
  • kırılcal
  • kırılcal alan
  • kırılcayazım
  • kırılgan
  • kırılganlık
  • kırılma
  • kırılma indisi
  • kırılma noktası
  • kırılmak
  • kırılmamış
  • kırılmaz
  • kırılmış
  • kırılım
  • kırılır
  • kırılır.
  • kırım
  • Kırım Tatarcası
  • Kırım Özerk Cumhuriyeti
  • Kırım.
  • Kırımlı
  • kırıntı
  • kırıntı haline getirmek
  • kırıntı veya parçalardan ibaret. scrappily parça halinde
  • kırınım
  • kırıp ayırmak. disruption karışıklık içine itme
  • kırıp dökmek
  • kırıp geçirmek.
  • kırıp geçirmek. play havoc with harap etmek
  • kırıp parçalamak
  • kırışmak
  • kırıştırmak
  • kırışık
  • kırışıklık
  • Kırşehir
  • kıs kıs gülmek
  • kısa
  • kısa bacaklı bodur bir cins Alman köpeği.
  • kısa bir mesafeye fırlatma
  • kısa bir mesafeyi koşma
  • kısa bir zaman için
  • kısa bir zaman için durmak
  • kısa boylu
  • kısa ceket.
  • kısa devre.
  • kısa hikâye
  • kısa ipek telleri
  • kısa kalın ok
  • kısa kanatlı sarı mukallit
  • kısa kuyruklu kuzgun
  • kısa kuyruklu saksağan
  • kısa kürekçi sırası
  • kısa mahmut
  • kısa mektup
  • kısa mesafe
  • kısa mesafe koşmak
  • kısa mesafeden silah atma
  • kısa mesaj
  • kısa not
  • kısa not almak. jot or tittle zerre
  • kısa odaklı mercek
  • kısa oluş
  • kısa piyes
  • kısa reklam
  • kısa reklam ve miki filmi
  • kısa roman
  • kısa saplı balta
  • kısa seyahat veya yolculuk
  • kısa süre
  • kısa sürede
  • kısa süreli
  • kısa süreli seyahat
  • kısa uyku
  • kısa vadeli
  • kısa vadeli ticari senet
  • kısa ve kalın
  • kısa ve kalın gagalı güvercin
  • kısa ve kalın.
  • kısa ve küt.
  • kısa ve sert kıllı
  • kısa ve yetersiz cevaplar verme.
  • kısa yol
  • kısa yolculuk.
  • kısa zaman
  • kısa zaman. take notice farkına varmak. till further notice ikinci bir ihbara kadar. noticeable farkına varılabilir
  • kısa ziyaret
  • kısa çizgi
  • kısa öykü
  • kısa özlü
  • kısa şey
  • kısa.
  • kısaca
  • kısaca gözden geçirme
  • kısaca tanımlamak. indicated horse power bir makinanın belirtilmiş olan beygir gücü.
  • kısaca.
  • kısacası
  • kısacası.
  • kısalma
  • kısalmak
  • kısalmış
  • kısaltan şey daraltan şey büzen şey
  • kısaltma
  • kısaltma ad
  • kısaltmak
  • kısaltılmış
  • kısalık
  • kısalır
  • kısas
  • kısayol
  • kısaç
  • kıska
  • kıskanmak
  • kıskanmak.
  • kıskanç
  • kıskanç bir şekilde
  • kıskançlık
  • kıskançlık.
  • kıskançça
  • kıskaç
  • kıskı
  • kıskı ile kesmek veya ayırmak
  • kıskı sokmak
  • kıskı sokup sıkıştırmak
  • kıskı şeklinde sey
  • kısltlamak
  • kısm?
  • kısma ad
  • kısma ait
  • kısma valfi
  • kısmak
  • kısmak. boil over taşmak
  • kısmak. turn in içine kıvırmak
  • kısmen
  • kısmen etkili olan
  • kısmen yahut tamamıyla kesmek
  • kısmen yakmak. burned to a crisp yanıp kül olmuş. crispy kıvırcık: gevrek.
  • kısmet
  • kısmet. fatalities ölenler.
  • kısmi
  • kısrak
  • kısrak. mare' nest hava alma
  • kıstak
  • kıstas
  • kısık
  • kısılma
  • kısım
  • kısım bölüm şube
  • kısım kısım
  • kısım kısım kesmek.
  • kısımlan birbirine uydurmak
  • kısımlara ayırmak
  • kısımlara ayırmak veya bölmek
  • kısımları birbirine yakın
  • kısır
  • kısır döngü
  • kısır.
  • kısır. fruitlessly nafile olarak
  • kısırlaştırmak
  • kısırlık
  • kısıtlama
  • kısıtlamak
  • kısıtlayıcı
  • kısıtlayıcı şartları kaldırma
  • kısıtlı
  • kısıtsız
  • kısıtsız.
  • kıt
  • kıt dar
  • kıt kanaat geçinme.
  • kıt.
  • kıta
  • kıta başındaki büyük harf
  • kıta sahanlığı
  • kıta.
  • kıtanın öte tarafındaki.
  • kıtasal
  • kıtayı kateden
  • kıtlaşmak. the long and the short of it uzun sözün kısası
  • kıtlık
  • kıtlık.
  • kıtık
  • kıtık gibi saç. shock'headed sık ve kabarık saçlı
  • kıtık.
  • kıtır
  • kıtır kıtır
  • kıvam
  • kıvamlı
  • kıvanç
  • kıvançlı
  • kıvcı
  • kıvlandırmak
  • kıvlrmak
  • kıvrak
  • kıvrak zekâlı
  • kıvraklık
  • kıvrandırmak
  • kıvranma
  • kıvranmak
  • kıvrık
  • kıvrılma
  • kıvrılmak
  • kıvrılış
  • kıvrım
← PreviousPage 32 of 34Next →