LexiTurk← Dictionary

Turkish words: H

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • hırdavat
  • hırdavatçı
  • hırgür
  • hırgür. squabbler kavgacı.
  • Hıristiyan
  • Hıristiyan dini.
  • Hıristiyan olan kimse
  • Hıristiyanlarca pazarları uygulanan kutsal dinlenme günü
  • Hıristiyanlık
  • Hıristiyanlıkta mezhep
  • hıristo teyeli
  • hırka
  • hırlama
  • hırlama .
  • hırlamak
  • hırpalamak
  • hırpani
  • hırpani kılıklı kimse.
  • hırs
  • hırs ve istekle bir nefeste okumak
  • hırs.
  • hırs. fire alarm yangın zili
  • hırs. Heads or tails? Yazı mı tura mı? head over heels tepetaklak perende atma
  • hırsla
  • hırsla yemek
  • hırslzlık
  • hırslı
  • hırsını tahrik etmek
  • hırsını çıkarmak. take kindly to hoşlanmak
  • hırsız
  • hırsız gibi
  • hırsız sahtekâr
  • hırsız yatağı
  • hırsızların kullandıkları demir çubuk
  • hırsızlık
  • hırsızlık etmek
  • hırsızlık yapmak
  • hırsızlık.
  • Hırvat
  • Hırvat ve Slovanya valisi.
  • Hırvatistan
  • Hırvatistan Cumhuriyeti
  • Hırvatistan. Croatian Hırvat
  • Hırvatistanlı
  • Hırvatça
  • Hırvatça.
  • hırçın
  • hırçın tabiatlı.
  • hırçın. cursed with çeken
  • hırçın. pugnaciousness kavgacılık. pugnaciously hırçınlıkla.
  • hırçınlaştırmak
  • hırçınlıkla. viciousness kötü maksat.
  • hırçınlığı üstünde.
  • hırıltlll soluma meydana getiren at hastalığl
  • hırıltı
  • hırıltı çıkaran bir balık.
  • hısn
  • hısım
  • hısım olan
  • hısım olan.
  • hısım. relatively nispeten. relativeness nispet
  • hısımlık
  • Hıtay
  • Hıtaylı
  • HIV
  • hıyanet
  • hıyanet etmek
  • hıyanet etmek.
  • hıyanet.
  • hıyar
  • hıyar. swine'herd domuz çobanı. swine'pox domuzlarda bulaşıcı bir çeşit suçiçeği.
  • hıyarağası
  • hıyarcık
  • hıyarcıklı veba
  • hıyarşembe
  • hız
  • hız alma
  • hız derecesi.
  • hız göstergesi
  • hız katsayısı
  • hız sayacı. speed lathe hızlı torna. speed limit. azami sürat. speed the parting guest misafiri geçirmek
  • hız sınırı
  • hız treni
  • hız ve gürültü ile vurmak veya yere çalmak
  • hız ve gürültü ile yere çalma
  • hız vermek
  • hız yöneyi
  • hız.
  • hızar
  • hızarcı
  • hızbilim
  • hızla
  • hızla akmak
  • hızla artmak.
  • hızla atmak savurmak
  • hızla atış
  • hızla dönmek
  • hızla dönüş veya döndürüş
  • hızla geçmek
  • hızla gitmek
  • hızla gitmek veya gelmek
  • hızla gitmek veya koşmak.
  • hızla hareket etmek veya fırlatmak
  • hızla hareket ettirmek
  • hızla ilerlemek
  • hızla ilerlemek veya koşmak: yarık
  • hızla kapama
  • hızla ve birden çekmek. yank out birden zorla çıkartmak.
  • hızla vurmak
  • hızla yürümek
  • hızla çarpmak
  • hızla. not by a long shot hiç
  • hızla. speediness hızlılık
  • hızla. steepness sarplık
  • hızlandırmak
  • hızlanma
  • hızlanmak
  • hızlanmak.
  • hızlanmak. a bone to pick paylaşılacak koz.
  • hızlı
  • hızlı akmak. rac'er koşucu
  • hızlı darbe
  • hızlı gitmek
  • hızlı hareket
  • hızlı hareket etmek
  • hızlı hızlı davul çalmak
  • hızlı konuşmak
  • hızlı koşmak
  • hızlı servis
  • hızlı sürmek
  • hızlı tren
  • hızlı ve dikine uçmak. rocket bomb tepkili bomba.
  • hızlı yaşamak. play fast and loose riyakarlık etmek
  • hızlı yürümek: tırıs: hızlı gidiş
  • hızlı. impetuously düşünmeden
  • hızlı. speed counter sürat ölçme aleti
  • hızlıca
  • hızlılık
  • hızma
  • hızyolu.
  • hızölçer
  • hızı azalmak
  • hızın artırmak
  • hıçkırarak ağlamak
  • hıçkırmak
  • hıçkırık
  • hıçkırır gibi ses çıkarmak
  • hışım
  • hışırdamak
  • hışırdatmak
  • hışırtı
  • hışırtı.
  • hışırtılı
← PreviousPage 15 of 15